Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/11460 E. 2015/28888 K. 17.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/11460
KARAR NO : 2015/28888
KARAR TARİHİ : 17.09.2015

MAHKEMESİ : Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ : Dini inanç ve duyguların istismarı suretiyle dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak TCK’nın 158/1-a maddesinde düzenlenmiştir. Madde gerekçesine göre, burada dikkat edilmesi gereken husus, dinin bir aldatma aracı olarak kullanılmasıdır. Din, bir topluluğun sahip olduğu kutsal kitap, peygamber ve Allah kavramını da genellikle içinde bulunduran inanç sistemi ve bu sisteme bağlı olarak yerine getirmeye çalıştığı ahlaki kurallar bütünüdür. Dini inanç, dine inanan, belirli bir dine mensup kişinin duygularıdır. Bir insanın dini inanç ve duyguları ile, doğup büyüdüğü, terbiyesini aldığı ailesi, çevresi ve içinde bulunduğu toplum arasında çok sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi ve suçun oluşabilmesi için, dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duygular aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalı, bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olmalıdır.

Katılan Nebahat’ın ikamet ettiği adrese giden sanık M ile temyiz dışı sanık H’nin, katılana misafir olarak geldiklerini belirtip evin balkonuna oturdukları, akabinde babalarının vefat ettiğini, öşrünü dağıtacaklarını söyleyip bir miktar parayı çıkartarak katılana gösterip “bileziklerin varsa çıkar, okuyacağız” dedikleri, katılanın kolunda bulunan 3 adet 22 ayar bilezikleri çıkartıp sanıklara verdiği, sanıkların da katılanın başındaki eşarbı çıkarıp bilezikleri bu eşarba koymak istedikleri, katılanın sanıkların dediklerini yapması üzerine içerisinde bileziklerin bulunduğu eşarbı okumaya başladıkları ve bu arada bir poşet istedikleri, katılanın istenilen poşeti getirmek için mutfağa gittiğinde sanıkların katılandan aldıkları ve eşarp içinde bulunan bilezikleri sahte bilezikler ile değiştirip kaçtıkları, bu şekilde sanığın üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanık savunması, katılan ifadesi, teşhis ve kıymet takdir tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 17.09.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.