YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/11955
KARAR NO : 2015/29384
KARAR TARİHİ : 05.10.2015
Tebliğname No : KYB – 2015/186637
Güveni kötüye kullanma suçundan sanık E.. P..’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 155/1, 62 ve 52. maddeleri uyarınca 3.000,00 ve 375,00 yeni Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair Alanya (kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 30/03/2007 tarihli ve 2006/333 esas, 2007/369 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 12.05.2015 gün ve 2014/9679/30535 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.06.2015 gün ve 2015/186637 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12/06/2012 tarihli ve 2011/15-440 esas, 2012/229 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığın kullandıktan sonra iade etmek üzere aldığı cep telefonunu geri vermemekten ibaret eyleminin hırsızlık suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde güveni kötüye kullanma suçundan hüküm kurulmasında,
2-Sanığın güveni kötüye kullanma olarak tespit edilen eyleminden dolayı 5237 sayılı Kanun’un 155/1. maddesi gereğince hükmedilen adli para cezasının, doğrudan 450,00 yeni Türk lirası olarak belirlenmesi suretiyle hüküm kurulmuş ise de; kararın gerekçe bölümünde asgari hadden uzaklaşıldığına ilişkin bir ibare bulunmadığı gibi, hüküm kısmında da cezanın teşdiden uygulandığına dair bir ifade bulunmaması karşısında, 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un yürürlüğe girmesinden önceki haliyle sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun’un 52. maddesi uyarınca 5 tam gün sayısı üzerinden aynı Kanun’un 61/8. maddesi gereğince indirim yapılması ve belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle hesaplanacak adli para cezasına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde fazla ceza tayin olunmasında isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanığın, görüşme yapmak üzere mağdurdan geçici olarak aldığı cep telefonunu iade etmediğinin iddia olunduğu olayda; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 12.06.2012 tarih ve 2011/15-440 Esas- 2012/229 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, başlangıçtan itibaren hırsızlık kastıyla hareket ettiği anlaşılan sanık ile şikâyetçi arasında yasa koyucu tarafından güveni kötüye kullanma suçunun oluşması için aranan nitelikte, zilyetliğin devrine ilişkin, tarafların aldatılmamış özgür iradeleriyle kurulan ve hukuken geçerli olan bir sözleşme, dolayısıyla hukuksal anlamda geçerli bir zilyetlik devrinin bulunduğundan ve sözleşme sonucu meydana gelmiş olan güvenden söz edilemeyeceğinden, sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141/1. maddesinde öngörülen hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, aynı kanunun 155/1. maddesinde yer alan güveni kötüye kullanma suçundan uygulama yapılması nedeniyle kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki (1) no’lu düşünce yerinde görüldüğünden, Alanya 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 30.03.2007 tarih ve 2006/333-2007/369 sayılı hükmünün aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre ihbarnamenin (2) no’lu bendinde yer alan bozma konusunda karar verilmesine yer olmadığına, 05.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.