Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2014/8465 E. 2015/5056 K. 25.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8465
KARAR NO : 2015/5056
KARAR TARİHİ : 25.05.2015

MAHKEMESİ : Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 20/05/2014
NUMARASI : 2013/475-2014/329

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak (kurum zararı nedeniyle) davasına dair karar, davacı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Asıl dava, büro kiralama ihalesinden doğan zararın tazmini,birleşen dava, arsa satış ihalesinden doğan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece,her iki davanın reddine karar verilmiş, karar asıl ve birleşen davanın davacısı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili asıl dava dilekçesinde, mülkiyeti müvekkili belediyeye ait olan … Mah. … Cad. Yeni Otogar İçi Kat:.. No:.. adresindeki büro niteliğindeki taşınmazın arttırma usulü ile kiraya verilmesine karar verildiğini, ihaleyi davalı şirketin kazandığını, kazanılan bu ihalenin Başkanlık Makamı tarafından onaylandığını, şirkete kanuni süresinde sözleşme yapılması için yazı gönderildiğini, ancak davalı şirket tarafından kanuni süre içerisinde sözleme yapmak üzere müracaat edilmediğini, ihalenin sonuçsuz kaldığını, müvekkili belediye tarafından tekrar ihale kararı alındığını, yapılan ihalede talipli çıkmadığından taşınmazın kiraya verilemediğini, taşınmazın daha sonra pazarlık usulü ile kiralandığını, davalı şirketin ilk ihaleye katılarak en yüksek teklifi vermek suretiyle ihale üzerinde kalmasına rağmen yasal süresinde sözleşme imzalamayarak müvekkili belediyenin zarara uğramasına neden olduğunu belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2.000,00 TL’nin davalı şirketten tahsiline karar verilmesini ,birleşen dava dilekçesinde ise mülkiyeti müvekkili belediyeye ait olan … İlçesi, … Mah. 42302 Ada,1 parsel de kayıtlı 3.993,72 m2 lik arsanın arttırma usulü ile satışına karar verildiğini, ihaleyi davalı şirketin kazandığını, kazanılan bu ihalenin Başkanlık Makamı tarafından onaylandığını, şirkete kanuni süresinde sözleşme yapılması için yazı gönderildiğini, ancak davalı şirket tarafından kanuni süre içerisinde sözleme yapmak üzere müracaat edilmediğini, ihalenin sonuçsuz kaldığını, müvekkili belediye tarafından tekrar ihale kararı alındığını, yapılan ihalede talipli çıkmadığından taşınmazın satışının 15 gün süreyle pazarlığa bırakıldığını, davalı şirketin ilk ihaleye katılarak en yüksek teklifi vermek suretiyle ihale üzerinde kalmasına rağmen yasal süresinde sözleşme imzalamayarak müvekkili belediyenin zarara uğramasına neden olduğunu belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 15.000,00 TL’nin davalı şirketten tahsiline karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, her iki davanın reddine karar verilmiştir.
./..
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK’nun sulh hukuk mahkemelerinin görevini düzenleyen 4. maddesinin 1/a bendi gereğince kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu’na göre ilamsız icra yolu ile tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar sulh hukuk mahkemesinin görevine girmektedir. Mülga 1086 Sayılı HMUK’dan farklı olarak bu düzenlemede miktar ayırımı yapılmaksızın tahliye, alacak, tazminat, kiracılık sıfatının tespiti gibi tüm kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüm yeri sulh hukuk mahkemesi olarak gösterilmiştir.
Temyize konu asıl dava kira ilişkisinden kaynaklanmakta olup, 01.08.2013 tarihinde açılmıştır. Yukarıda belirtildiği üzere HMK’nın 4. maddesinde Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevi belirlenmiş, yasanın 1. maddesinde ” Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir ” hükmüne yer verilmiştir. Bu nedenle göreve ilişkin kurallar yargılamanın her aşamasında istek üzerine veya resen dikkate alınır. Yine aynı yasanın 166. maddesinde birleştirme kararı verilebilmesi için açılan davaların aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış olması şart koşulmuştur. Bu durumda görev kurallarının yargılamanın her aşamasında dikkate alınacağı, asıl dava yönünden görevli mahkemenin de sulh hukuk mahkemesi olduğu gözetilerek birleşen her iki dosyanın tefrik edilerek yeni esaslara kaydedilmesinden sonra asıl dava yönünden görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde her iki dava yönünden de işin esasının incelenerek karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre birleşen dava dosyasına yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 25.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.