YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/12950
KARAR NO : 2015/29684
KARAR TARİHİ : 08.10.2015
MAHKEMESİ : Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Bankanın araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
O yer Cumhuriyet savcısı ve sanık A.. T.. müdafiinin temyiz dilekçelerinin içeriklerine göre, temyiz istemlerinin her iki sanık hakkında verilen beraat kararları ile sanık A.. T.. hakkında katılan Ö.. A..’a yönelik nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına ilişkin olduğu belirlenip, bu hükümlerle sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanıkların, fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek dolandırıcılık yapmaya karar verdikleri, bu kararlarını gerçekleştirmek için Akbank Didim Şubesinden sanık A.. T.. adına 591 nolu çek hesabını açtırıp çek karnesi aldıkları, Didim Akbük Beldesinde sanıkların birlikte aynı emlak bürosunu işlettikleri, sanık A’ın çevreye sanık N’i ortağı olarak tanıttığı, çek yapraklarını sanık Naim’e verdiği, bu çerçevede sanıkların birlikte katılan Ö.. A..’ın işyerine giderek araç satın aldıkları, aracın bedelinin bir kısmını da Akbank Didim Şubesine ait keşidecisi sanık A.. T.. olan 25.1.2007 keşide tarihli 22000 TL bedelli çeki vererek ödedikleri, ancak suça konu çekin karşılığının bankada olmaması üzerine katılanın çeki icra takibine koyduğu, sanık Ayhan’ın icra takibi esnasında çekte bulunan keşideci imzasının kendisine ait olmadığını ileri sürerek takibi durdurduğu, yine sanık N.. K..’un daha önceden müşteki M.. T..’dan tekstil malı satın alarak borçlandığı, bu borcunun bir kısmını ödemek için diğer sanık Ayhan’ın çek hesabı nedeniyle verilen çeklerden birini 30.2.2007 keşide tarihli ve 10.000 TL bedelli olarak tanzim edip kargo yoluyla müştekiye gönderdiği, ancak suça konu çekin karşılığının bankada bulunmaması üzerine müştekinin icra takibi başlattığı, sanık Ayhan’ın da aynı şekilde imza itirazında bulunarak takibi durdurduğu, bu şekilde sanıkların hileli hareketler yaparak menfaat temin etmek suretiyle üzerlerine atılı suçları işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1- Sanık A.. T.. hakkında müşteki M.. T..’a yönelik nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat ve sanık N.. K.. hakkında müşteki M.. T..’a yönelik nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararlarına yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanık A.. T..’un üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlemediği, sanık Naim’in suça konu çeki daha önceden doğan borç nedeniyle verdiği ve bu nedenle nitelikli dolandırıcılık suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı gerekçelerine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2- Sanık A.. T.. hakkında katılan Ö.. A..’a yönelik nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet ve resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat kararları ile sanık N.. K.. hakkında katılan Ö.. A..’a yönelik resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat kararına yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanık savunması, katılan ile tanık ifadesi, çek fotokopisi, ilgili banka yazısı, ekspertiz raporu ile tüm dosya kapsamına göre;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık A.. T.. müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
a-) Sanık A.. T..’un katılan Ö.. A..’a yönelik nitelikli dolandırıcılık suçundan elde ettiği haksız menfaat miktarının toplamının 22.000 TL olduğu, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-f, son maddesi gereğince haksız menfaat miktarının iki katı olan 44.000 TL’yi bulacak şekilde en az 2200 gün tespit edilerek, aynı yasanın 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak 1833 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, aynı yasanın 52/2 maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL’den hesap edilerek neticeten sanık Ayhan’ın 36.660 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden,gün para cezası eksik belirlenerek artırım ve indirimlerin bu miktar üzerinden yapılması suretiyle sanığa 20.000 TL adli para cezası verilerek eksik ceza tayini,
b-) Katılan Ö.. A..’ın 24.9.2009 tarihli oturumda, sanık Ayhan’ın zararın 9000 TL’lik kısmını araç vererek giderdiğini belirtmesi karşısında, katılan Ömer’e 5237 sayılı TCK’nın 168/4. maddesi kapsamında kısmi ödemeye rızası olup olmadığının sorulup sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168/2. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
c-) Sanıkların, katılan Ö’in işyerine giderek birlikte araç alıp suça konu sanık A’a ait çeki imzalanmış bir şekilde katılana vermeleri, katılanın aşamalardaki ifadesinde, sanık Ayhan’ın çekteki keşideci imzasının kendisine ait olduğunu söylediğini belirtmesi, alınan ekspertiz raporuna göre sözkonusu çekte bulunan keşideci imzasının diğer sanık N’e ait olduğunun anlaşılması ve sanık A’ın icra takibi sırasında imza inkarında bulunması karşısında, eylemin sübuta erdiği ve sanıkların katılan Ö’e yönelik resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde beraatlerine hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık A.. T.. müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden sanık A.. T..’un ceza miktarı itibariyle kazanılmış haklarının CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca saklı tutulmasına, 8.10.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.