Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/11509 E. 2015/28910 K. 17.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/11509
KARAR NO : 2015/28910
KARAR TARİHİ : 17.09.2015

Tebliğname No : 15 – 2013/389091

MAHKEMESİ : Çorum 3. Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın adına tescilli 34 VV 6520 plakalı aracı satmak için internete ilan verdiği, sanık M.Ali’nin verilen telefon numarasını arayıp katılanın oğlu tanık Levent ile konuştuğu ve ön pazarlıkta 18.500 TL.’ye alım-satım hususunda mutabakata vardıkları ancak adı geçen sanığın “… hayvan ticareti ile uğraştığını, vakti olmadığını İstanbul’a gelemeyeceğini, aracı ve adına düzenlenecek vekaletnameyi, temiz kağıdını getirdiklerinde, masraflarını karşılayacağını ve anlaşma bedelini peşin olarak kendilerine verip aracı teslim alacağını…” söylemesi üzerine katılanın Bakırköy 11. Noterliğinde 28.08.2007 tarih ve 38014 yevmiye no’lu bir ay süreli başkalarını da tevkile yetkili olacak şekilde sanık M.Ali’yi aracın satışına, satış bedelini almaya yetkili kılan vekaletnameyi düzenleterek oğlu ile birlikte Çorum’a gittikleri, sanığın onları evine götürdüğü orada diğer sanıkların da bulunduğu, bunların M.Ali’ye kefil olduklarını, bir sorun çıkmayacağını belirtip vekaletnameyi getirip getirmediklerini sordukları, sanık M.Ali’nin ” para amcamın kasasında alabilmem için vekaletnameyi ona götürmeliyim ” diyerek katılandan vekaletnameyi alıp gittiği, o sırada diğer sanıkların evde katılan ve tanığın yanında bekledikleri yarım saat kadar sonra eve geri döndüğünde ” parayı temin edemediğini, ancak aracı başkasına verdiğini, parayı bilahare vereceğini ” söylediği, aralarında 27.08.2007 tarihli protokolün sanık Haydar tarafından yazılıp, taraflarca imzalandığı, düzenleme tarihi 27.08.2007 vade tarihi 29.08.2007 olan bir adet senedin düzenlenip katılana verildiği, sanık M.Ali’nin sözkonusu vekaletnameye dayanarak Çorum 1. Noterliğinden 29.08.2007 tarih ve 12075 yevmiye no’lu vekaletnameyle F.. Ç.., Taner Dadak ve H.. D..’ın süreli tevkil edildikleri ve bu vekaletnameye de dayanılarak aracın Ankara 39. Noterliğinin 29.08.2007 tarih ve 20469 yevmiye no’lu ” araç satış sözleşmesiyle ” aracın F.. Ç..’e satılarak mülkiyetin el değiştirdiği, noterdeki sözleşmede satıcı olarak tevkille vekil olan H.. D..’ın gözüktüğü, bu suretle sanıkların fikir ve eylem birliği içinde hareketle suça konu aracın satış parasını katılana vermeden bir başkasına vekaletle satarak haksız yarar sağladıkları ve ” dolandırıcılık ” suçunu işledikleri iddia olunan somut olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanıklar H ve S ile sanık S müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 53.maddesinin 1.fıkrasının c bendinde yer alan “sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine” ilişkin hak yoksunluğunun koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanabileceğinin nazara alınmaması,
Bozmayı gerektirmiş sanıklar ve sanık Sezgin müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkralarında yer alan TCK’nin 53.maddesinin tatbikine ilişkin bölümler çıkartılarak yerlerine ” Sanığın, TCK’nin 53/3 maddesi uyarınca, aynı maddenin 1.fıkrasının c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1.fıkrada yazılı diğer haklardan ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya 2.fıkra gereğince cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, ” paragrafı yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin, DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.