YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/31234
KARAR NO : 2015/31427
KARAR TARİHİ : 27.10.2015
MAHKEMESİ :. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı idare ile aralarında düzenlenen sözleşme uyarınca davalıya özel güvenlik hizmeti verdiğini, sözleşme süresince 5510 sayılı yasada yapılan değişikliğin davalı tarafından yanlış yorumlandığını ve şirketin istihkaklarından haksız kesintiler yapıldığını, 5510 sayılı yasanın 81 maddesine eklenen bende göre sigorta primlerini düzenli ödeyen ve sigortasız işçi çalıştırmayan işverenleri teşvik etmek amacıyla sigorta pirim oranının %5 lik kısmının hazinece karşılanacağının belirtildiğini, 5510 sayılı yasanın yürürlüğünden itibaren bu kanun gereğince 5 puanlık indirimleri uygulamak suretiyle sigorta primlerini tahakkuk ettirildiğini ve ödendiğini, ancak davalı idarenin söz konusu pirim indirimlerini hak edişlerinden haksız olarak kestiğini ileri sürerek 2866,48 TL.nin kesinti tarihinden itibaren ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı eldeki davada 2866,48 TL’nin kesinti tarihlerinden itibaren faizi ile tahsilini istemiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne ile hüküm altına alınan miktarın kesinti tarihlerinden itibaren faizi ile tahsiline karar verilmiştir. Borçlar Kanununun 101/I (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 117.) maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu ancak alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur ve faize de ancak ihtar tarihi veya ihtarnamede verilen sürenin bitiminden itibaren hükmedilebilir. Alacaklının ihtarı yok ise bu defa icra takibi var ise icra takip tarihinden, icra takibinin bulunmaması halinde de dava tarihinden itibaren faiz istenebilir. Dava konusu olayda davacı, davalı idareye gönderdiği 19.6.2013 tarihli iki yazıyla 2033,24 TL ve 833,24 TL’nin 7 gün içinde ödenmesini istemiş olup, faize ancak 7 günlük sürenin bitiminden itibaren hak kazanmıştır. Dosyada bu yazıların davalı idareye tebliğ edildiği tarih hususunda bilgi ve belge bulunmadığından bu yazıların tebliğ edildiği tarihin saptanarak faize tebliğden itibaren verilen sürenin sonundan itibaren başlanması gerekir. Mahkemece değinilen bu yön gözardı edilerek kesinti tarihlerinden itibaren faize hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
3-Harçlar Kanunu’nun 13/j. maddesi gereği, davalının harçtan muaf tutulması gerekirken bakiye harcın davalıdan tahsiline ve davacı tarafından yatırılan yargılama giderleri içinde yer alan harçların da yargılama gideri olarak davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ; Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentler uyarınca temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 27/10/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.