Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2014/53639 E. 2015/28207 K. 30.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/53639
KARAR NO : 2015/28207
KARAR TARİHİ : 30.04.2015

Tebliğname No : KYB – 2014/395142

Tehdit suçundan sanık …, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/2-a, 43. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, Salihli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/03/2013 tarihli ve 2012/480 esas, 2013/225 sayılı kararının sanık tarafından 27/06/2014 tarihli dilekçe ile temyiz edilmesi üzerine, aynı Mahkemece verilen temyiz talebinin reddine ilişkin 03/07/2014 tarihli ve 2012/480 esas, 2013/225 sayılı kararın, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11/12/2014 gün ve 395142 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, yokluğunda verilen kararın sanığa 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre MERNİS adresine tebliğ edilerek kesinleştirildiği anlaşılmış ise de, tebliğ tarihinde yürürlükte bulunan 6099 sayılı Kanun ile değişik 7201 sayılı Kanun’un Kanun’un 10. maddesinde yer alan.” (1) Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir. (2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki düzenlemeye nazaran, sanığın adres kayıt sisteminde kayıtlı olan adresine anılan Kanun’un 21. maddesine göre tebliğ yapılması gerektiği cihetle yapılan tebligatın geçerli sayılamayacağı ve kararın kesinleşmemiş olduğu, bu sebeple, sanık tarafından öğrenme üzerine vermiş olduğu dilekçenin süresinde verilmiş temyiz dilekçesi olarak kabul edilmesi gerekirken yazılı şekilde temyiz talebinin reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:

Tehdit suçundan sanık .. hakkında yapılan yargılama sonucunda, Salihli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/03/2013 tarihli kararıyla, hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, yoklukta verilen kararın sorguda bildirilen adrese Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edilmesinden sonra kesinleştirme işlemi yapılarak infaza gönderildiği, sanığın cezaevinden gönderdiği 27.06.2014 tarihli dilekçesiyle temyiz isteminde bulunması üzerine, aynı mahkemenin 03.07.2014 tarihli ek kararıyla istemin reddine karar verildiği, ret kararının temyiz edilmeksizin kesinleşmesi sonrasında bu karara karşı kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:

7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca sanığın yokluğunda yapılan tebligatın hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

III- Hukuksal Değerlendirme:

7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10 maddesinde; “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır.
(Ek fıkra: 11/1/2011-6099/3 md.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.
Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir.” hükümlerine yer verilmiş, aynı Kanun’un 35. maddesinde ise;
“Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır.
(Değişik fıkra: 11/1/2011-6099/9 md.) Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.
(Değişik: 19/3/2003-4829/11 md.) Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır.” hükümleri düzenlenmiştir.
Bu düzenlemelere göre tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılacak, bu adreste tebligat yapılamaması halinde, adres kayıt sistemindeki adresi bilinen son adresi kabul edilip Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre bu adrese tebligat yapılacak, MERNİS adresinin bulunmaması ve yeni bir adresinde tespit edilememesi halinde, Tebligat Kanunu’nun 35/2. maddesi uyarınca adresini değiştiren ve yenisini bildirmeyen sanığın son bildirdiği eski adresine , kapıya yapıştırılmak suretiyle tebligat yapılarak, evrakın kapıya asılma tarihi tebliğ tarihi sayılacaktır.
İnceleme konusu somut olayda; mahkemece gerekçeli kararın, sanığın yakalama kararı üzerine 09.01.2013 tarihinde Bursa 7. Asliye Ceza Mahkemesindeki sorgusunda bildirdiği en son adresine gönderildiği, bu adresten yeni bir adres bırakmadan ayrıldığı ve muhtarlık kayıtlarında da tanınmadığı şerhi düşülerek iade edilmesi üzerine, sorguda bildirdiği adresine Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca tebliğ edilerek kesinleştirme işleminin yapıldığı görülmektedir.
Kural olarak bildirilen son adreste tebligatın yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresine tebligat yapılacaktır. Ancak UYAP kayıtları incelendiğinde sanığın MERNİS adresinin bulunmadığı, dosya içerisinde bulunan nüfus kayıt örneğinde adresin yer almadığı, soruşturma aşamasında düzenlenen fezlekede de adres kayıt sisteminde herhangi bir kaydın bulunmadığının bildirildiği görülmüştür.
Bu itibarla adres kayıt sisteminde adresi bulunmayan sanığın bildirmiş olduğu son adrese, Tebligat Kanunu’nun 35/2. maddesine göre yapılan tebligatın hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir.

IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, CMK’nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, 30/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.