Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2013/19830 E. 2015/27802 K. 27.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/19830
KARAR NO : 2015/27802
KARAR TARİHİ : 27.04.2015

Tebliğname No : 11 – 2012/15702
MAHKEMESİ : Sivas(Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 29/11/2011
NUMARASI : 2008/15 (E) ve 2011/1555 (K)
SUÇLAR : Tehdit, güveni kötüye kullanma

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
1-Tehdit suçlarına ilişkin kararda öngörülen cezaların nitelik ve niceliğine göre, verildiği tarih itibariyle hükümlerin temyiz edilemez olduğu anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca sanık … tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE,
2-Güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyet kararına yönelen temyizde ise;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
a)Sanığın fabrikasının bahçesinde muhafaza ettiği ve bu suretle zilyetliğinde bulundurduğu yaklaşık 8,5 ton ağırlığındaki hurda demirin hırsızlık suçundan elde edildiği iddiası üzerine, hurdaya yöntemince elkonulmasını ve CMK’nın 132/5. maddesi uyarınca yediemin sıfatıyla sanığa teslimini takiben yapılan soruşturma sonunda, eylemin hukuki ihtilaf niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmesi karşısında, soruşturma veya kovuşturma bakımından muhafazasına gerek kalmadığı bu suretle saptanan, ancak iadesi hususunda karar verilmesi unutulan eşyanın CMK’nın 131/1. maddesi gereğince zilyedi olan sanığa iadesinin zorunlu bulunduğu ve kesinleşen kararın kendisine hurda demirler üzerinde tasarruf hakkı bahşettiğini düşünerek bunları satan sanığın işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düştüğü, bu itibarla hakkında TCK’nın 30/4 ve CMK’nın 223/3-d maddeleri gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden hatalı kabul ve gerekçe ile mahkumiyetine hükmedilmesi,
b)Kabule göre de; sanığın, yöntemine uygun biçimde elkonulduktan sonra kendisine yediemin olarak teslim edilen malları üçüncü kişiye satması şeklindeki eylemin, TCK’nın 289. maddesinde tanımlanan suçu oluşturduğu gözetilmeden güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyet kararı verilmesi,
Kanuna aykırı ve sanık …. müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 27/04/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY:

CMK’nın 123. maddesinde “İspat aracı olarak yararlı görülen ya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri, muhafaza altına alınır.Yanında bulunduran kişinin rızasıyla teslim etmediği bu tür eşyaya elkonulabilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı kanunun 141/1-j maddesi bendinde “Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen”, kişilerin maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilecekleri hükme bağlanmıştır.
İnceleme konusu dosyada şüpheli hakkında hırsızlık suçundan suç duyurusunda bulunulmuş, yapılan soruşturma sırasında, hakimden, şüphelinin işyerinde arama ve elkoyma kararı alınmış işyerindeki mallara el konulmuş, şüphelinin kendisine yediemin sıfatıyla teslim edişmiş, sonucunda müşteki ile süpheli arasında ortaklık bulunduğu ve uyuşmazlığın hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu gerekçesiyle takipsizlik kararı verilmiş, ancak şüpheliye yedi emin olarak teslim edilmiş malların iadesine karar verilmemiş ve takipsizlik kararı itiraz edilmemekle kesinleşmiştir.
Şüpheli, hakkında hırsızlık suçundan takipsizlik kararı verildiği için malları satmıştır. Mahkeme, kendisine teslim olunan malları sattığı için hakkında güveni kötüye kullanma suçundan TCK’nın 155. maddesi uyarınca mahkumiyet kararı vermiştir. Eylemin TCK’nın 155 değil, 289/4. maddesine uyabileceği açıktır.
Öncelikle sanığın bu eyleminin suç olup olmadığının tartışılması gerekir. Zira, muhafaza altına alınmış ve kendisine teslim olunmuş malı başkasına satış eylemi eğer suç ise sanığın savunmasına göre kaçınılmaz hataya düştüğü gerekçesiyle TCK’nın 30/4. maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilebilir. Ancak eylem suç oluşturmuyorsa, sanığın beraatine kararı verilmesi gerekmektedir.
Şüphelide, muhafaza amaçlı bırakılan malın, takipsizlikten sonra bir kararla yine kendisine iadesine karar verilmesi tamamen şekli ve gerekli olmayan bir işlemdir. Malın şüphelide muhafaza amaçlı bulunduğundan müştekinin haberi vardır. Takipsizlik kararı ile birlikte ihtiyati tedbir koydurabilirdi. Gerekli önlemleri alabilecekken bu yola başvurmaması, hukuki uyuşmazlık nedeniyle dava açmayan ve işten el çekmiş bulunan C. Savcılığının malın iadesine karar vermemesi kanaatimizcebir eksiklik de değildir. Zira kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla savcılık, şüphelinin eyleminin suç oluşturmadığı ve bu konuda dava açmaya yer olmadığı kanaatiyle işten el çekmiştir. CMK’nın 123. maddesi uyarınca, bir suçun ispat aracı olarak ya da kazanç veya eşya müsaderesinin konusunu oluşturan şeyler muhafaza altına alınabileceğine veya el konulabileceğine göre, polisin, suç ihbarı ve arama kararını göstermesi üzerine kendiliğinden teslim olunan mallar, şüpheli hakkında takipsizlik kararı verilmesi nedeniyle bir suçun ispat vasıtası olmadığı gibi, eşya ve kazanç müsaderesinin konusu da olmadığından kişinin kendisine ait malı satması da suç değildir.
Söz konusu mal TCK’nın 54/3. fıkrasındaki “Üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşya, müsadere edilir.” hükmüne de uymamaktadır. Dolayısıyla takipsizlik kararıyla el çekilmiş bir soruşturmada, malik olan şüpheliye bırakılmış eşyanın sahibine iadesine karar verilmemesi nedeniyle yine malik tarafından kullanılması ya da harcanması, satılması b bu yönüyle de suç oluşturmaz.
Kasten öldürmeye teşebbüs suçundan yapılan yargılamada, suçta kullanıldığı iddia edilen aracın, kendisine muhafaza amaçlı bırakılan sanık tarafından, yapılan yargılamasında verilen kesinleşmiş beraat kararından sonra satılması nasıl suç oluşturmazsa, inceleme konusu dosyada da farklı bir hal bulunmadığı açıktır ve bir diğer örnek olarak söz konusu edilebilir.
Takipsizlik kararı verilmekle, şüpheli hakkında dava açılmamış olması ve müsadere kararı ya da hukuki ihtilaf nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğinden kişinin kendisine ait malı satması kanaatimizce suç oluşturmaz. Zira, CMK’nın 141. maddesine göre “Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine el konulduktan sonra ..zamanında geri verilmemesi” tazminat ödeme nedenidir. Ayrıca dosya içinde el koyma kararı mevcut ise de, şüpheli tarafından kolluk güçlerine karşı koymadan teslim edildiğinde söz konusu işlemin adı, CMK’nın 123/1. maddesine göre “muhafaza altına alma”dır. Söz konusu mallar muhafaza altına alınıp şüpheliye teslim olunmuştur. Teslim sırasında yedieminlik yükümlülükleri kendisine hatırlatılmamıştır. Ayrıca, soruşturma sırasında el konulan eşyanın hakkında takipsizlik kararı verildikten sonra aynı kişi tarafından teslim amacı dışında kullanılmasından da söz edilemeyeceğinden TCK’nın 289/4. fıkrası gereği “Bir suça ilişkin soruşturma veya kovuşturma kapsamında elkonulan eşyayı amacı dışında kullanan kimse, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” Hükmünün uygulanması da mümkün olmayacaktır.
Suç oluşturmayan bir eylemde şüphelinin hataya düşmesinden söz edilemeyeceğinden beraatine karar verilmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle, şüpheli hakkındaki soruşturma sonucunda takipsizlik kararı verilmesi nedeniyle, bulundurulması ya da taşınması veya suçtan elde edilmesi söz konusu olmayan, hukuki ihtilaf konusu malı satması bir suç oluşturmadığından ve bu nedenle TCK’nın 30/4.maddesi hükmünün uygulanması söz konusu olmayacağından sayın çoğunluğun bozma düşüncesine katılamıyorum.