Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/13744 E. 2015/30081 K. 15.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/13744
KARAR NO : 2015/30081
KARAR TARİHİ : 15.10.2015

MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Sanık Ç.. S..’nın kardeşi M.. S.. adına açılmış bulunan çek hesabı üzerinden tanzim ettiği 16/03/2007 keşide tarihli ve 3175537 seri numaralı çekin üzerine “Adap” şeklinde, 07/04/2007 keşide tarihli ve 3526292 seri numaralı çekin üzerine “Ada” şeklinde geçersiz keşide yeri yazarak unsurları itibarı eksik çekleri tedavüle koymak suretiyle nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddia olunan olayda; çek hesabı sahibi olan M.. S..’nın kardeşi ile işlerinin ortak olduğunu, daha önce de rızasına binaen kardeşinin çeklerini imzaladığını, bu çekleri ödediklerini, ancak işlerinin bozulması nedeni ile suça konu çeklerin bedelini ödeyemedikerine yönelik beyanı, çeklerin incelenmesinde karşılıklarının olmaması nedeni ile ödeme yapılmadığının anlaşılması, çeklerdeki ilk ciranta olan tanık O.. E..’ın aralarındaki tiçari ilişki nedeni ile çekleri sanıktan aldığını, daha önce de sanıktan çek aldığını, katılan firma ile olan alış verişi nedeni ile çeki ciro yoluyla devrettiğini söylemesi karşısında unsurları oluşmayan resmi belgede sahtecilik ve nielikli dolandırıcılık suçlarından kurulan beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozma üzerine yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 15.10.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.