Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2015/27714 E. 2015/31213 K. 22.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/27714
KARAR NO : 2015/31213
KARAR TARİHİ : 22.10.2015

MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)

Taraflar arasındaki uyarlama davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, SGK borçlarını kapatarak emekli olmak için davalı bankadan ihtiyaç kredisi kullandığını bu şekilde emekli olduğunu ancak kredi kullanırken davalı bankaya kredi ödemelerinin emekli maaşı hesabından yapılacağına ilişkin temlikname ve taahhütname alındığını, kredi ödemelerinin maaş hesabına konulan bloke ile bu hesaptan yapıldığını, bu şekilde uygulamanın kanuna aykırı olduğunu bildirerek ıslahen 8.000 TL maddi tazminat ile 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyen yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davacının manevi tazminat talebinin reddine,yapılan kesintiler yönünden talebinin kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; Davacının emekli olmak için davalı bankadan 20.8.2008 tarihinde 50.521.40 TL ihtiyaç kredisi kullandığı, kredi ödemelerinin emekli maaşından ödenmesi için bankaya aynı tarihli taahhütname ve temlikname verdiği, kredi ödemelerinin bu şekilde emekli maaşı hesabından ödendiği, 26.1.2009 tarihi ile 25.3.2011 tarihleri arasında 28 ay süre ile 15.981,35 TL kesinti yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Mahkemece, kredi borcunun emekli hesabından ödeneceğine ilişkin taahhütname ile temliknamelerin ve ilgili sözleşme maddelerinin haksız şart niteliğinde olduğundan geçersiz olduğu gerekçesi ile davanın kesintilere ilişkin bölümünün kabulüne karar verilmiştir.
17.4.2008 tarih ve 5754 Sayılı Yasanın 56.maddesi ile değişik 5510 Sayılı Yasanın 93.maddesinde; “Bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının Genel Sağlık Sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler 88.maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez.” düzenlemesine yer verilmiştir. Yine İİK.83/a bendinde”Borçlunun, hacizden önceki bir dönemde haczi mümkün olmayan bir mal veya hakkın haczedilebileceğine dair alacaklıyla yapmış olduğu anlaşma geçerli değildir. ”hükmünü içermektedir.
5510 Sayılı Yasanın 93.maddesine değişiklik getiren ve 28.2.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 Sayılı Yasanın 32/2-b maddesi gereği, “Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir.” Bu yasa İİK.nun 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiğinden takibin kesinleşmiş olması şartıyla 28.2.2009 tarihi ve sonrasında artık borçlunun 5510 Sayılı Yasanın 93.maddesi kapsamındaki gelir, aylık ve ödeneklere ilişkin hacze muvafakati geçerli olacaktır. Bahsedilen yasal düzenlemelerin, haciz, icra takibi olmadan temlik ve taahhütnamelere göre emekli maaşı hesabından kredi ödemeleri yapılmasına ilişkin durumlarda da kıyasen uygulanması gerekir.
Somut olayda 28.2.2009 tarihinden önceki kesintiler yönünden kesinti yapılamayacağına ilişkin yasal düzenleme karşısında bu tarihten önceye isabet eden ödemelerin kesilmesi mümkün değildir.28.2.2009 tarihinden sonraki yasal düzenleme ile emeklinin muvafakati ile emekli maaşı hesabından kesinti mümkündür.Davacının, davalı bankaya verdiği temlik ve taahhütnameler muvafakat niteliğindedir.Mahkemece davacının emekli maaşından 28.2.2009 tarihinden sonraki kesintiler yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın tamamının kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenle kararın davalı yararına BOZULMASINA, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/10/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.