Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/6288 E. 2015/29714 K. 08.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/6288
KARAR NO : 2015/29714
KARAR TARİHİ : 08.10.2015

MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir.Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir.Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Somut olayda; Silifke Vergi Dairesi mükellefi olarak …… Komisyonculuğu işiyle iştigal eden sanık ….. ile katılan ….. vasıtasıyla tanışan ve 07/10/2005, 23/05/2006 tarihli yazılı akitlerle hizmet almaya başlayan (Türkçe bilmeyen) katılan ….’nin, oğlu ….’ın da ortaklığı bulunan (kendisinin de ortak ve münferiden yetkilisi olduğu) …….Ltd. ünvanlı şirketi serbest mali müşavir sanık …..’nin de yardımıyla 17/07/2006 tarihi itibariyle tescil ettirmesini müteakip, 23/05/2006 tarihli “….. Sözleşmesi ve Taahhütname” başlıklı sözleşme çerçevesinde ….. mevkiindeki taşınmazları anılan şirket namına (15/09/2006’da) satın alınması aşamalarında geçen süre içerisinde, 01/09/2010 tarihli ekspertiz raporuna göre katılan …..’nin imzasını havi ve fakat tamamı boş olan kağıdın şikayetçinin aldatılarak alınıp, bilahare suça konu bono haline getirilerek 22/12/2008 tarihinde sanık (alacaklı) ….. tarafından, Silifke İcra Dairesinin 2008/3872 E sayılı dosyasında (katılan ……. Aleyhine) takibe konulması, icra takibinin kesinleştirilebilmesi amacına yönelik olarak da sanık ….. tarafından SGK’ya verilen işe giriş bildirgesi ile sanık ………Ltd işyerinde (15/12/2009-17/12/2009 tarihleri arasında) çalışıyor gösterilmesi ve ödeme emri ve eklerinin, kuruluş aşamasında şirket adresi olarak gösterilen (aynı zamanda sanık …..’un bürosu olan) adrese tebliğe çıkarılıp, sanık …..’e (yönlendirilen adreste) 17/12/2009 tarihi itibariyle “işyeri çalışanı sıfatıyla” tebliğ olunarak takibin kesinleştirilmesinin (şirket aleyhine) sağlanması ve şirketin banka hesabındaki döviz ile taşınmazlarına haciz işlemlirinin uygulanması suretiyle haksız yarar sağlanması eylemlerinin (fikir ve eylem birliği içinde hareket eden üç sanığın) “nitelikli dolandırıcılık” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlarını oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
Sanıklar …… müdafiilerinin yasal süresinde olan “duruşmalı inceleme” istemlerinin, hükmolunan cezaların türü ve miktarlarına göre, koşulları bulunmadığından 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK’nın 318.maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine karar verilerek inceleme yapılmıştır.
Cumhuriyet savcısının sanık ….. hakkında verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik “lehe” temyizini 18/03/2013 havale tarihli süre tutum dilekçesiyle yasal süresi içinde yaptığı belirlendiğinden tebliğnamedeki “red” görüşüne iştirak edilmemiştir.
I-“Nitelikli dolandırıcılık” ve “Resmi belgede sahtecilik” suçlarından sanık …… hakkında verilen “mahkumiyet” hükümlerine yönelen sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
II- “Nitelikli dolandırıcılık” ve ” Resmi belgede sahtecilik” suçlarından sanıklar …….. haklıranda verilen “mahkumiyet” hükümlerine yönelen Cumhuriyet savcısı (sanık …….) ve sanık müdafinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince:
İcra takibinin, sanık ….. lehine vekili tarafından başlatılıp, işlemlerin yürütülmüş olması karşısında; sanıklar ……’ın “…en baştan itibaren icra hareketleri öncesinde ve aşamasında eyleme iştirak ettikleri, kullanılan senedin sahte olduğunu bildikleri ve bu senedi kullanarak parayı almaya yönelik hileli davranışlar sergiledikleri yönünde kuşku bulunmadığı…” şeklinde sabit kabul edilen suçlara iştirak iradelerinin hangi somut delile/delillere dayandığının “denetime olanak verecek biçimde” gösterilmeden yazılı şekilde “mahkumiyet” kararları verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık Hasan müdafii ile Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.