YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/6748
KARAR NO : 2015/9866
KARAR TARİHİ : 12.11.2015
MAHKEMESİ : Zonguldak 2. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 14/04/2015
NUMARASI : 2014/672-2015/244
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye ve alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, konut ihtiyacı nedeniyle tahliye ve kira alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde, dava konusu taşınmaza Almanya’ da yaşayan oğlunun ihtiyacı olduğunu, oğlunun Türkiye’ ye dönüş yapacağını, davalıya bu hususta ihtar tebliğ edildiğini, ayrıca davalının 2014 Temmuz, Ağustos, Eylül ayları kira bedellerini ödemediğini belirterek davalının kiralanandan tahliyesini ve 825,00 TL kira alacağının tahsilini istemiştir. Davalı cevap dilekçesinde ihtiyaç iddiasının samimi ve inandırıcı olmadığını, kira borcunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davacının keşide ettiği ihtarnamede davalıya 30 gün süre verildiği, verilen bu süre dolmadan dava açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-Davacının konut ihtiyacı nedeniyle tahliyeye yönelik temyiz itirazlarına gelince ;
6098 sayılı TBK.’nun 350/1. maddesi hükmüne göre ihtiyaç iddiasına dayalı olarak açılacak tahliye davalarının belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, bir ay içinde açılması gerekir. TBK.’nun 353. maddesi uyarınca kiraya veren, daha önce veya en geç davanın açılması için öngörülen sürede dava açacağını kiracıya yazılı olarak bildirmişse dava, bildirimi takip eden uzayan bir kira yılı sonuna kadar açılabilir. Dava açma süresi kamu düzenine ilişkin olup, davalı ileri sürmese bile mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir.
Davanın süresinde açılıp açılmadığının belirlenebilmesi için öncelikle kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin ve süresinin bilinmesi zorunludur. Davacının bildirdiği bu tarihlere davalı karşı çıkarsa uyuşmazlığın tarafların gösterecekleri tanık dahil bütün deliller toplanarak bir hadise olarak çözüme kavuşturulması gerekir.
Olayımıza gelince; Taraflar arasında imzalanan 01.10.2013 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesinin varlığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı 24.09.2014 keşide, 02.10.2014 tebliğ tarihli ihtarnamesi ile davalının 01.10.2014 tarihi
itibarıyla taşınmazı tahliye etmesini istemiş, 13.10.2014 tarihinde de davasını yasal süresinde açmıştır. Mahkemece davacının davalıya ihtarname ile 30 gün süre tanıdığı, bu süre beklenmeden dava açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacının ihtarnamede belirttiği süre kira sözleşmesinin bir yıl daha yenilenmesine sebep olmayacağı gibi yasada belirtilen süreleri de bertaraf etmez. Mahkemece tahliye talebi yönünden işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
2- Davacının alacağa ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Ödeme tarihi geçmiş olan kira alacağının tahsili için davalı kiracının ayrıca temerrüde düşürülmesi gerekmez. Mahkemece talep edilen kira alacağı hakkında işin esası incelenerek bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde kira alacağı talebinin de reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda (1) ve (2) No’lu bentte açıklanan nedenlerle davacı temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 12/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.