YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/19626
KARAR NO : 2015/13401
KARAR TARİHİ : 01.07.2015
Mahkemesi : Mersin 1. İş Mahkemesi
Tarihi : 23/09/2014
Numarası : 2013/446-2014/419
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Bakanlık ve M… F…O… Anaokulu Müdürlüğü vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-M… F…O… Anaokulu Müdürlüğü’nün temyizi yönünden; Dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen okulun yasal temsilcisi M.. B.. olup davada davalı olarak bulunduğundan ve karar yasal temsilcisi davalı MEB tarafından temyiz edildiğinden kendisini temsil yetkisi bulunmayan M… F…O… Anaokulu Müdürlüğünün temyiz dilekçesinin reddine,
2- Davalı MEB’nın temyizine gelince; Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı Bakanlığın aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
3- Davacı, davalı ana okulu işyerinde 01/10/2003 – 20/10/2008 tarihleri arasında aşçı olarak çalıştığını, iş akdinin davalı tarafından haksız ve geçersiz şekilde feshedildiğini bildirerek kıdem, ihbar ile kötüniyet tazminatı alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanununda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır.
Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istkirar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki easaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir. (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK)
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyulması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Somut olayda dava 05.12.2008 tarihinde 2008/738 E., 2011-290 K. sayılı dosya ile hizmet tespit davası ile birlikte açılmış, mahkeme ilk olarak hizmet tespit kararı yanında ihbar tazminatı talebinin reddine ve diğer alacak taleplerinin kabulüne karar vermiştir. Bu karar davalılar tarafından temyiz edilmiş ve Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2011/10733 E. sayılı kararı ile hizmet tespit davası ile alacak davasının tefrik edilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuş; mahkemece bozma kararına uyularak davalar tefrik edilmiştir. Bu defa mahkeme ilk kararda reddettiği ihbar tazminatının kabulüne karar vermiştir. Davacı ilk açtığı ve ihbar tazminatının reddedildiği mahkemenin 2008/738 E., 2011-290 K. sayılı kararını temyiz etmemiş olup, ihbar tazminatı yönünden karar kesinleşmiş ve ihbar tazminatının reddi yönünden davalılar yararına usuli kazanılmış hak da oluşmuş olup, bozma sonrası ihbar tazminatı talebinin kabulüne karar verilemez. Mahkemece bu husus gözetilmeksizin ihbar tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir.
4- Dava dilekçesinde davalı olarak M.. B.. ve MEB Mersin Valiliği M… F…O… Anaokulu ayrı ayrı davalı gösterilmiş ise de M.E.B. Mersin Valiliği M… F…O… Anaokulu M.. B..’na bağlı olup,okulun yasal temsilcisi M.E.B. olduğu halde karar başlığında iki ayrı davalı gösterilmiş olması da hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: M… F…O… Anaokulu Müdürlüğünün temyiz dilekçesinin reddine, temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, 01.07.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.