Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2015/3607 E. 2015/6183 K. 02.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3607
KARAR NO : 2015/6183
KARAR TARİHİ : 02.04.2015

Mahkemesi : Bursa 3. İş Mahkemesi
Tarihi : 23/10/2013
Numarası : 2012/397-2013/613

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, davalılar arasındaki taşeron sözleşmesinin muvazaalı olduğunu, davalı .. Şirketinin iş güvencesi kapsamından kurtulmak, daha düşük ücretle işçi çalıştırmak ve sendikalaşmayı azaltmak amacıyla taşeronlaşmaya gittiğini, iş akdinin haksız ve bildirimsiz olarak sona erdirildiğini, öne sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı ..A.Ş. davanın zamanaşımına uğradığını, davacının kendi işçileri olmadığını, taşeron işçisi olarak torna işleri yapan Ş.. D..’ın işçisi olduğunu, muvazaa iddiasını kabul etmediklerini, davalı Ş.. D.. ise davacının kendisinin istifa ettiğini, diğer davalı ile aralarındaki asıl-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğu iddiasını kabul etmediklerini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
Anayasanın 141’nci maddesi uyarınca, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297’nci maddesinde de hüküm altına alınmıştır. Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler gereğince yargıcın, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesi zorunludur. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrasının birbirine aykırı olmaması gerekir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece karar gerekçesinde davacının 1.4.2003-4.11.2008 ve 5.11.2008-31.8.2012 tarihleri arasında iki ayrı dönemde farklı taşeronlar nezdinde kaynakçı olarak çalıştığı açıklanmıştır. Davacının ilk dönem çalışması alt işveren Mahmut Öner isimli şahsa ait iş yerinde geçmiş ve bu işyerinden 3.11.2008 tarihinde çıkışı verildikten sonra 5.11.2008 tarihinde davalı Ş.. D.. adına tescilli iş yerinden girişinin yapıldığı bu iki alt işverenin davalılardan Çemtaş Şirketi bünyesinde taşeron olarak çalıştıklarının açık olduğu davacının çalışmasının kesintisiz ve sürekli olduğu dikkate alındığında davalı Ş.. D..’ın aynı iş operasyonu çerçevesinde devralan alt işveren konumunda olduğu kanaatine varıldığı mahkemece açıklanmasına rağmen davacının M.. Ö..’e ait iş yerinde geçen 5 yıl 7 ay 3 günlük 1. dönem çalışması dışlanarak hesaplama yapan bilirkişi raporundaki (B) şıkkına göre hüküm kurulması gerekçe ile hüküm arasındaki açık çelişki niteliğindedir. Ayrıca kararda davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisin bulunduğu yönünde gerekçeye yer veren mahkemece davalılar arasında muvazaa olduğunun tespitinin açıklanması da karar gerekçesinde çelişki niteliğinde olup karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 02.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.