YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2169
KARAR NO : 2015/5048
KARAR TARİHİ : 25.05.2015
MAHKEMESİ : Marmaris Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 19/11/2013
NUMARASI : 2011/245-2013/645
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit ve alacak davasına dair karar davacı ve davalı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Asıl dava, icra takibinden sonra açılan borçlu olunmadığının tespiti, birleşen dava, anahtar teslim tarihine kadar ödenmeyen kira alacağı, erken tahliye nedeniyle makul süre kira parasının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile 1.098,00 TL nin tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili asıl dava dilekçesinde, müvekkili ile davalı arasında imzalanan 12/05/2008 tarihli kira sözleşmesine dayalı olarak 1.500,00 TL depozito bedelinin müvekkilinden tahsili amacı ile davalı tarafından Marmaris 2. İcra Müdürlüğünün 2010/4219 esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini ancak takibin haksız olduğunu belirterek Marmaris 2. icra müdürlüğünün 2010/4219 esas sayılı dosyasında müvekkilinin borcu bulunmadığının tespitine, icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini, birleşen dava dilekçesinde ise davalı kiracının aylık 1.100,00TL olan 2010 yılı Mayıs ayı kira parasını ödemeyerek temerrüte düştüğünü kira sözleşmesi 4. maddesi gereğince kira müddetinin sonuna kadarki kira paralarının muaccel hale geldiğini, kiracının taşınmazı erken tahliye ettiğini ve anahtarların tarafına teslim edilmeyerek Marmaris Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/38 d.iş. Sayılı dosyasına bırakıldığını ancak bu dosyanın hasımsız açılması nedeniyle taraflarına herhangi bir tebligat yapılmadığını, tespitten 13.04.2011 tarihinde haberdar olduklarını ve süresinde tespit bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini belirterek anahtar teslim tarihine kadar ödenmeyen kira alacağı, erken tahliye nedeniyle makul süre kira parasından şimdilik 3.300,00 TL nin tahsilini istemiştir. Davalı vekili, kiralanan taşınmazın teslim edileceğinin şifahi olarak kiraya verene bildirildiğini, anahtarın alınacağı beyan edilmiş olmasına rağmen anahtarın teslim alınmadığını bu nedenle anahtarların 10.06.2010 tarihinde delil tespiti dosyasına teslim edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile 1.098,00 TL nin tahsiline fazla istemin reddine karar verilmiştir.
./…
1-Davacı vekilinin asıl davaya, davalı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; 6100 Sayılı HUMK’na 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK’nun 21.07.2004 tarih, 5219 Sayılı Kanunla değişik 427. maddesi ve 5236 Sayılı Kanun’un 19. maddesi ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanun’una eklenen Ek madde 4 uyarınca yeniden değerleme oranına göre ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02.03.2005 tarih ve 9-82 esas, 126 karar sayılı ilamı uyarınca temyiz konusu alacak hüküm tarihinde 1.820,00 TL’nin altında bulunduğundan hükmün kesin olması nedeniyle davalının temyiz isteminin REDDİNE,
2-Davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; Taraflar arasında 12.05.2008 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesinin varlığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesinde kira parasının aylık 1.000,00 TL olarak her ayın birinci günü ödeneceği kararlaştırılmış kira sözleşmesinin yenilenmesi başlıklı 12.05.2009 tarihli protokol ile kira bedeli aylık 1.100,00 TL olarak belirlenmiştir. Kiralananın tahliye edildiğinin (kiracının kiralananı iade borcunu yerine getirdiğinin) kabul edilebilmesi için, kiralananın fiilen boşaltılması yeterli değildir; anahtarın da kiralayana teslim edilmesi gerekir. Kiracının bildirdiği tahliye tarihinin kiralayan tarafından kabul edilmemesi; başka bir ifadeyle, tahliye tarihinin taraflar arasında çekişmeli olması halinde; kiralananın fiilen boşaltıldığını ve anahtarın teslim edildiğini, böylece kira ilişkisinin kendisince ileri sürülen tarihte hukuken sona erdirildiğini kanıtlama yükümlülüğü, kiracıya aittir. Kiracı, kiralananı kendisinin ileri sürdüğü tarihte tahliye ettiğini ispatlayamazsa, kiralayanın bildirdiği tahliye tarihine itibar olunmalıdır.Davalı kiracı kiralanan taşınmazın anahtarlarının 10.06.2010 tarihinde Marmaris Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/38 d.iş. Sayılı dosyasında verilen karar üzerine mahkeme kasasına tevdi edildiğini belirterek kiralananı iade borcunu yerine getirdiğini savunmuştur. Marmaris Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/38 d.iş. Sayılı dosyasında tutulan anahtar teslim tutanağı ve tespit bilirkişi raporu kiraya verene tebliğe çıkarılmamıştır. Kiraya veren tevdi mahalli ve delil tespiti dosyasından 13.04.2011 tarihinde haricen haberdar olduğunu belirtmiştir. Kira sözleşmesi tarafların rızasıyla, yargı kararı ile veya kiralananın ortadan kalkması ile sona erer. Öte yandan kiracının kiralananı iade borcunun yerine getirildiğinin kabul edilebilmesi için kiralananın anahtarının usulünce kiraya verene teslim edilmesi gerekir. Anahtar teslim edilmedikçe kiralananın, kiracının kullanımında olduğunun kabulü gerekir. Kiracı kiralanan taşınmazı kullanımında bulundurduğu süre boyunca kira parasından sorumludur. Bu durumda somut olayda kiralanana ait anahtarlar 13.04.2011 tarihinde teslim edilmiş olup bu süreye kadarki kira paralarından kiracı sorumludur. Anahtar teslim tarihinden sonraki süreçte ise davalının sorumluluğu taşınmazın olağan şartlarda yeniden kiraya verilebileceği tarihe kadar olan süre ile sınırlıdır. Konu, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK.nun 325.maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre kiracı sözleşme süresine veya fesih dönemine uymaksızın kiralananı geri verdiği takdirde kira sözleşmesinden doğan borçları, kiralananın benzer koşullarda gerekli çaba gösterilerek kiraya verilebileceği makul bir süre için devam eder. Mahkemece alınan 26.11.2012 tarihli bilirkişi raporunda kiralanan taşınmazın bir ay içerisinde yeniden kiraya verilebileceği belirtildiğine göre kiracı bir aylık makul süre kira parasından da sorumludur. Ancak kiracının sorumluluğu kira süresi ile sınırlıdır.Kira süresinin 12.05.2011 tarihinde sona ereceği dikkate alınarak bu tarihe kadar olan kira parasına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
../…
SONUÇ:Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428. maddesi uyarınca birleşen davaya ilişkin hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 25/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.