Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/13827 E. 2015/28525 K. 10.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/13827
KARAR NO : 2015/28525
KARAR TARİHİ : 10.09.2015

MAHKEMESİ : Kartal 6. Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Gerekçeli karar başlığında yanlış yazılan suç tarihinin, mahallinde 18.07.2007 olarak düzeltilmesi mümkün görülmüş, sanığın, 01.10.2010 tarihli karara karşı eski hale getirme ve temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 311. maddesi hükmüne göre eski hale getirme talebi ile birlikte temyiz isteminde bulunulmuş olması halinde bu talebi inceleme merciinin Yargıtay’ın ilgili dairesi olması karşısında, Kartal 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.08.2011 tarihli ek kararının hukuki değerden yoksun olması nedeni ile kaldırılıp, sanığın sorgusunda bildirdiği adresi yerine başka bir adrese tebligat yapıldığı gözetilerek temyiz talebinin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu tespit edilip yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.
Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, katılan ve şikayetçinin ortak olduğu işyerine giderek, satışı yapan firmanın üst kuruluşu olduklarını söyleyerek yangın söndürme tüplerini dolum ve bakım işlemleri için almaya geldiğini söylediği, sahibi olduğu Fire Help Office isimli işyerine ait sevk irsaliyesini vererek toplam 21 adet yangın söndürme tüpünü alıp ortadan kaybolduğu somut olayda; sanığın yangın tüplerini kendilerinin aldığını, fakat ücretleri ödenmediği için teslim etmediğine dair kısmi ikrarı, katılanın rutin olarak yangın söndürme tüplerinin bakımlarının Umut Ltd. Şti tarafından yapıldığını beyan etmeleri ve tanıkların da sanığın firmasından gelenlerin kendilerini Umut Ltd Şti’nin üst firması olarak tanıttıkları için tüpleri teslim ettiklerine dair anlatımı ile dosyadaki fatura ve sevk irsaliyeleri birlikte değerlendirildiğinde dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 100 tam gün olarak tayin edilmesi;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “100 gün”, “83 gün” ve “1.660 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”,”4 gün” ve “80,00 TL” ibaresi eklenmesi ve hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, ” 5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına”suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 10.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.