Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/11815 E. 2015/14658 K. 29.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/11815
KARAR NO : 2015/14658
KARAR TARİHİ : 29.09.2015

MAHKEMESİ : ALANYA 1. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/10/2014
NUMARASI : 2013/887-2014/1242

Taraflar arasındaki nafaka davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı dava dilekçesinde; davalı ile Kayseri 2. Aile Mahkemesi’nin 2011/458 esas sayılı dosyası ile boşandıklarını ve bu karar ile davalı için aylık 250 TL yoksulluk , müşterek çocuk için aylık 200 TL iştirak nafakasına hükmedildiğini, mevcut durum itibariyle kendisinin işsiz olduğunu ve hiçbir geliri bulunmadığını belirterek, yoksulluk ve iştirak nafakasının kaldırılmasına, bu talebin kabul edilmemesi halinde ise yoksulluk nafakasının aylık 100 TL’ye, iştirak nafakasının ise aylık 75 TL’ye düşürülmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davalı için ödenen yoksulluk nafakasının kaldırılmasına, müşterek çocuk için ödenen iştirak nafakasının aynen devamına karar verilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Somut olayda, dava dilekçesi ve duruşma gün ve saatini bildirir davetiye, davalı tarafa aynı tebligat evrakı ile tebliğe çıkarılmış ve Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre tebliğ edilmiş olup, bu tebligat usulsüzdür. Zira her tebligat parçasında “…Adresin kapalı olması nedeniyle muhatabın nerede olduğunu bilmediğini beyan eden…” komşusunun bayanına göre tebliğ edilmiştir. Buna göre muhatabın adreste bulunmama sebebi (geçici olarak mı bulunmadığı ya da devamlı olarak mı bulunmadığı) yazılmamıştır. Bu nedenle tebligat usulsüzdür.

Bununla birlikte, tebligat evrakında davalı tarafa dava dilekçesi ile ön inceleme duruşma gün ve saati bildirilmiş olmasına karşın, tebligat evrakında HMK’nın 127.vd maddeleri gereğince davalının dava dilekçesine karşı iki hafta içerisinde cevap verebileceği, süresi içinde cevap dilekçesi sunulmaması halinde, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılacağı hususları ve yine HMK’nın 139. maddesi gereğince, belirlenen gün ve saatte duruşmaya gelmediği veya gelip de davayı takip etmediği taktirde dosyanın işlemden kaldırılacağı, sulh için gerekli hazırlığın yapılması, duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda, gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği ve diğer tarafın, onun muvafakati olmadan iddia ve savunmasını genişletebileceği yahut değiştirebileceği hususlarının ihtar edildiğine dair şerhin yer almadığı anlaşılmaktadır.
6100 sayılı Yasanın 27.maddelerine göre “Hukuki Dinlenilme Hakkı” iddia ve savunmada bulunma hakkından daha geniş olarak ve Anayasanın 36.maddesine uygun bir düzenleme olup; (6100 sayılı Yasanın 27.mad. Hükümet Gerekçesi) 6100 sayılı Yasanın 27, Anayasanın 36.maddesi ışığında “Hukuki Dinlenilme Hakkı” sağlanmadan taraflar usulüne uygun olarak iddia ve savunmaları için mahkemeye çağrılmadıkça haklarında hüküm kurulamaz. Olayımızda davalı tarafa dava dilekçesi ve ön inceleme duruşma gün ve saatinin usulüne uygun tebliğ edilmediği, usulüne uygun olarak çağrılmadığı, davalının duruşmaya katılamadığı, yokluğunda yapılan yargılamada tanıklarını bildirmek üzere süre verilmediği, bu suretle davalının savunma hakkının kısıtlandığı anlaşıldığından, yapılan tahkikat sonunda oluşturulan hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.