YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/11179
KARAR NO : 2015/14703
KARAR TARİHİ : 30.09.2015
MAHKEMESİ : İSTANBUL 6. TÜKETİCİ MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/10/2013
NUMARASI : 2012/489-2013/1331
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkili ile davalı arasında 25.09.2009 tarihinde Konut Satış Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin inşaata yönelik hususlar başlıklı 4.maddesi ile davalının, sözleşmenin imza tarihinden 11 ay içinde bağımsız bölümü teslim edeceğinin düzenlendiğini, maddenin devamında gecikmeler için aylık 1.500 Euro tazminat ödeneceği hususunun düzenlendiğini, davalı tarafından 25.10.2010 tarihinde teslim edilmesi gereken CB9 ve CB10 numaralı iki adet bağımsız bölümün tesliminin on dört aydır gerçekleşmemiş olduğunu iddia ederek 25.09.2010 tarihli Konut Satış Sözleşmesi gereğince bağımsız bölümün eksiksiz olarak müvekkiline teslimi ile teslimin on sekiz aylık gecikmesinden kaynaklanan fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 54.000 Euro’nun ödenmesini talep ve dava etmiştir. Ancak;
Davacı vekili 19/02/2013 havale tarihli ıslah dilekçesi ile; bağımsız bölümlerin bedeli olarak müvekkili tarafından davalıya muhtelif tarihlerde ödenen bedellerin faizleriyle birlikte iadesini, aylık 3.000 Euro gecikmeden doğan tazminat bedellerinin her ay tahakkuk eden tutara o aydan itibaren azami faiz oranı üzerinden işleyecek faiz oranı ile davalıdan tahsil edilmesini, bu talebin reddi halinde dava tarihi itibariyle 2 konut için toplam 55.200 Eurox2,3589=130.211,28 TL nin davalıdan tahsilini, Ağustos 2010-Şubat 2012 arasındaki dönem için aylık 2.000,00 TL, Mart 2012 den bu yana aylık 2.300,00 TL kira bedellerini azami faiz oranı üzerinden işleyecek faiz ile davalıdan tahsilini ve 50.000,00TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış ancak davalı savunma yapmamıştır.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, 163.500,00 Euro’nun ıslah tarihi olan 19.02.2013 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince belirtilen şekilde faiz uygulanarak davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, cezai şart ve kira bedelleri yönünden talebin reddine, koşulları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak;
Dava, adi yazılı gayrimenkul satış sözleşmesi gereğince ödenen satış parasının sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre satıcıdan istirdatı istemine ilişkindir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 99/3.maddesinde; ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklının, bu alacağının aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası ile ödenmesini isteyebileceği düzenlenmiştir.
HGK’nın 2012/12-1072 E.-2013/496 K.sayılı ilamında; “Alacaklının, Borçlar Kanunu’nun 83 ve TTK’nın 623.maddesi uyarınca seçimlik hakkını, fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden ödeme yapılması yönünde kullanması halinde, dava konusu alacak tahsil tarihine kadar yabancı para alacağı olarak değerlendirileceğinden, alacaklı, bu alacağa 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince vade tarihinden fiili ödeme tarihine kadar devlet bankalarının o para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre faiz isteyebilir” denilmiştir.
Bu bilgiler ışığında somut olay irdelendiğinde; alacaklının dava dilekçesinde, alacağını yabancı para olarak gösterdiği ve yabancı para alacağının faiziyle birlikte tahsilini istediği, bu haliyle fiili ödeme günündeki kur üzerinden ödeme yapılmasını talep ettiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca mahkemece; yukarıda belirtilen ilkeler göz ardı edilerek dava konusu alacağın, ”3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince belirtilen şekilde faiz uygulanarak davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine” şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Ne var ki bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün 2.fıkrasının hükümden tamamen çıkartılarak yerine; “Davanın kısmen kabulüne, 63.000 Euro alacağın 54.000,00 Euro’sunun fiili ödeme tarihindeki T.C.Merkez Bankası Efektif Satış Kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığının dava tarihi olan 09.03.2012 tarihinden, 9.000,00 Euro’sunun yine fiili ödeme tarihindeki TC Merkez Bankası Efektif Satış Kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığının ıslah tarihi olan 19.02.2013 tarihinden itibaren
devlet bankalarınca Euro ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faiz oranında faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine” ibaresi eklenmek suretiyle düzeltilmesine ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.09.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.