Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/6701 E. 2015/14541 K. 28.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/6701
KARAR NO : 2015/14541
KARAR TARİHİ : 28.09.2015

MAHKEMESİ : ANAMUR 3. ASLİYE HUKUK(AİLE) MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/10/2014
NUMARASI : 2014/122-2014/72

Taraflar arasındaki yardım nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 56,70 TL bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 28.09.2015 günü oyçokluğuyla karar verildi.

K A R Ş I O Y Y A Z I S I

Sayın; çoğunluğun, yerel mahkeme kararının onanması yönündeki kararına muhalefet şerhimin gerekçesidir.
Davacı vekili, 29.08.2012 tarihli dava dilekçesi ile; müvekkili ile davalının, 26.04.2006 tarihli kararla boşandıklarını; tarafların müşterek çocukları A.M.’in halen Kız Teknik ve Meslek Lisesinde son sınıf öğrencisi olduğunu, davalının, ekonomik durumunun iyi olmasına rağmen, çocuğun giderlerine katılmadığını iddia ederek; aylık 2.500 TL iştirak nafakasına hakmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; müşterek çocuğuna bakmadığı iddiasının doğru olmadığını, tüm masraflarının kendisi tarafından karşılandığını; çocuğu Adaletin de böyle bir isteğinin olmadığını, talep edilen nafaka miktarının çok yüksek ve haksız olduğunu savunarak; açılan davanın reddini istemiştir.
Müşterek çocuk, yargılama sırasında 18 yaşını doldurduğundan, davacı vekili çocuğun vekaletini alarak 14.04.2014 tarihli dilekçe vermiştir. Dilekçesinde; davalının mali durumunun iyi olduğunu belirtip, 2.500 TL iştirak nafakasının işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı müvekkili A. M.’e ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; “Davacının, Meslek Yüksek Okulunda öğrenci olduğu ve çalışmadığı, Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamasına göre, öğrenimini sürdüren reşit çocuğun TMK’nun 328/2 ve 364 maddeleri gereğince nafaka talep etme hakkı bulunduğu, …nafaka hakkı olan tarafın ihtiyaçları dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir., gerekçesiyle” davanın kısmen kabulü ile dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 600,00 TL iştirak nafakasının A. M. Ş. reşit olduğu tarihe kadar davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hükmedilen iştirak nafakasının A. M. Ş.reşit olduğu tarihten itibaren yardım nafakası olarak devamına, bu hususta fazlaya dair talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
İştirak nafakası, velayet hakkı kendisine bırakılamayan eşin, velayet hakkı verilen eşe çocuğun bakım ve eğitim giderleri karşılığı gücü oranında yapacağı katkıdır. Dayanağını TMK’nun 182/2.maddesi oluşturur. Boşanma kararının kesinleşmesi ile hüküm ve sonuçlarını doğurur.
TMK’nun 182/2.maddesine göre; velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranıda katılmak zorundadır.
Aynı Kanununun 331.maddesine göre ise; durumun değişmesi halinde, hakim istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler vaya nafakayı kaldırır.
İştirak nafakası davalarında davacı, küçüğe fiilen bakan anne veya baba, çocuğun velayet hakkı kendisine verilen anne veya baba, velayet haklarının anne ve babadan alınması halinde küçüğe atanan vasi veya kayyımdır.

İştirak nafakası, çocuğun ergin olduğu tarihe kadar devam eder. Çocuk ergin olunca iştirak nafakası kanun gereği kendiliğinden sona erer.
Somut olayda; küçüğün velayeti kendisine verilen davacı anne, müşterek çocuğun giderlerine davalı babanın katkıda bulunmadığı iddiasıyla iştirak nafakası talebinde bulunmuştur. Davanın yargılaması sırasında küçük ergin olduğundan davacı vekili tarafından çocuktan alınan vekaletname ile taraf teşkili sağlanmış; 14.04.2014 tarihli dilekçeyle önceki iddialar tekrar edilerek aylık 2.500 TL iştirak nafakası istenilmiştir. Mahkemece; dava tarihinden geçerli olmak üzere küçüğün reşit olduğu tarihe kadar aylık 600 TL iştirak nafakasına hükmedilesinde bir isabetsizlik yok ise de; karar başlığına anne yerine, küçüğün adının yazılması ve hükmün küçük lehine kurulması doğru değildir. Zira, dava; davacı anne tarafından açılmış olup, hükmün de davacı anne lehine kurulması gerekmektedir. Usule ilişkin bu yanılgı, temyiz edenin sıfatı dikkate alınarak bozma nedeni sayılmamıştır.
Ancak, mahkemece; hükmedilen iştirak nafakasının küçüğün reşit olduğu tarihten itibaren yardım nafakası olarak devamına da karar verilmiştir. Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre; ergin olan çocuk iştirak nafakası isteyemez. Koşulları varsa TMK’nun 328/2 ve 364.maddeleri gereğince yardım nafakası davası açabilir. Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve babanın, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakım yükümlülüğü(TMK’nun 328/2.mad.), ergin olan çocuk tarafından açılmış bir nafaka davası varsa dikkate alınır. Ergin olan çocuk tarafından harcı yatırılarak açılmış bir nafaka davası bulunmamaktadır. Bu nedenle, müşterek çocuk Adalet için yardım nafakası takdir edilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle, mahkemece; davacı anne tarafından açılan iştirak nafakası davasında, küçüğün ergin olduğu tarihe kadar iştirak nafakasına hükmedilmesi ile yetinilmesi gerekirken; talep ve usulüne uygun harcı yatırılarak açılmış bir dava olmadan, yardım nafakasına hükmedilmiş olması doğru olmadığından, kararın bu gerekçesiyle bozulması görüşündeyim.
Sayın; çoğunluğun onama kararına açıklanan nedenle katılmıyorum. 28.09.2015