YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8084
KARAR NO : 2015/8149
KARAR TARİHİ : 06.05.2015
Mahkemesi : Samsun 2. İş Mahkemesi
Tarihi : 25/09/2014
Numarası : 2014/648-2014/662
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1.Dosyadaki yazılara, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına göre davacının yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, davacının iş akdinin haksız nedenle sona erdirildiğini ödenmeyen ücret alacakları olduğunu öne sürerek fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil ve yıllık izin ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı, reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalının temyizi üzerine Dairemizin 19.03.2014 tarihli ilamı ile “… davacının çalışma süresi boyunca alması gereken fazla çalışma ücretleri ile primlerin toplamları karşılaştırıldığında, karşılanmamış fazla mesai ücreti olmadığı anlaşıldığından fazla çalışma ücretinin tümden reddi gerektiği ve yıllık izin ücretinde talep aşılmak sureti ile karar verilmesi isabetsizdir .” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkeme bozma kararına uymuş ve dava hakkında karar vermiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık mahkeme dışı sulh sözleşmesinin geçerliliği noktasında toplanmaktadır.
Sulh, görülmekte olan bir davanın taraflarının karşılıklı anlaşma ile dava konusu uyuşmazlığa son vermeleridir. Sulh mahkeme önünde yapılabildiği gibi mahkeme dışında da yapılabilir. Mahkeme dışı sulh diğer sözleşmeler gibi, tamamen maddi hukuk hükümlerine tabidir. Mahkeme dışı sulhun tarafları bağlaması ve mahkemece dikkate alınması iki halde mümkündür. Birinci halde, taraflar mahkeme dışında sulh oldukları sözleşmeyi mahkemeye verip buna göre sulh olduklarını bildirmişlerse , bu husus mahkemece tutanağa geçirilir taraflara okunur ve imza ettirilir, bu halde mahkeme dışı sulh, mahkeme içi sulhe dönüşür. İkinci halde ise,taraflar ikisi birlikte davaya bakan mahkemeye sulh olduklarını bildirmezler ve taraflardan biri böyle bir sulh sözleşmesini inkar ederse mahkeme dışı sulhe dayanan taraf bunu kanıtlamakla yükümlüdür. Hüküm kesinleşinceye kadar her zaman sulh yapılabilir. Hükmün bozulması için kanun yoluna başvurulduktan sonra taraflar dilekçe vererek istinaf mahkemesine yahut Yargıtay’a sulh olduklarını bildirmişlerse, sulh anlaşması daha önce her nerede yapılmış olursa olsun, mahkemeye verilen dilekçe ile mahkeme içi sulhe dönüşür.
Somut olayda dosya Yargıtayda temyiz incelemesinde iken 21.02.2014 tarihinde taraflar arasında sulh sözleşmesi imzalandığı ancak Yargıtaya ibraz edilmediği anlaşılmaktadır. İmzalan “sulh ve ödeme sözleşmesidir” başlıklı belge incelendiğinde; davalının davacı işçi ile Samsun 2.İş Mahkemesinin 2011/338 E ve 2013/455 K sayılı ilamı ile bu ilamın infazına dair Samsun 4.İcra Müdürlüğünün 2013/5508 sayılı takip dosyasından alacağa konu miktarla ilgili olarak asıl alacak, faiz, masraf ve diğer alacaklara karşılık 22.500,00 TL üzerinde anlaştığı ve sulh oldukları ve alacağın bir kısmının 21.02.2014 tarihinde davacıya ödendiği anlaşılmaktadır.
Görüldüğü üzere, taraflarca imzalanan belge niteliği itibarıyla geçerli bir dava dışı sulh sözleşmesi olup tarafları ve mahkemeyi bağlar. Anılan belge bir değerlendirmeye tabi tutularak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken bu belge değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 06/05/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.