Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2015/48 E. 2015/10191 K. 23.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/48
KARAR NO : 2015/10191
KARAR TARİHİ : 23.11.2015

MAHKEMESİ : Samsun 1. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 10/06/2014
NUMARASI : 2012/1351-2014/996

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı ve davalı tarafından süresi içinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş, ancak dosyada pulların olmadığı görüldüğünden duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira alacağının tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş,hüküm davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının temyiz itirazıları yerinde değildir.
2-Davacının temyiz itirazlarına gelince; davacı vekili dava dilekçesinde dava konusu bulunan akaryakıt istasyonu ve sosyal tesislerin bulunduğu binanın ve arsanın tapuda 23/180 payına sahip olduğunu,taşınmazın diger pay sahipleri ile birlikte dava konusu taşınmazın davalı şirkete 2009 yılında aylık 11.500 TL bedelle kiraya verdiklerini artışın ise Tefe+Üfe oranında olacağının kararlaştırıldığını,davalı şirket aile şirketi olması nedeniyle yazılı kira sözleşmesi yapılmadığını,davalı şirketin başından beri kira bedellerini ödemediğini belirterek 2009-2010-2011 ve 2012 yılları kira bedelinden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla hissesine düşen 15.047 TL kira 435.45 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.Davalı vekili ise davacı ile müvekkili arasında yazılı ya da sözlü kira sözleşmesi bulunmadığını, davacı aynı zamanda müvekkil şirketin hissadarı olduğunu, arada kira sözleşmesi bulunmadığından görevli mahkemenin Sulh hukuk Mahkemesi olmadığını,kira sözleşmesi bulunduğunun davacı tarafından kanıtlanması gerektiğini,kabul anlamına gelmemekle birlikte istenilen kira bedelinin fahiş olduğunu,taraflar arasında belirlenmiş bir kira bedeli olmadığını,davanın reddini savunmuştur.
Olayımızda; Davacı vekili taraflar arasında 2009 yılında sözlü kira akti bulunduğunu ve davalı şirketin sözlü kira aktine dayanarak aylık 11.500 TL bedelle kiracı olduğunu ve artışlarında Tefe Tüfe oranında artırılacağının kararlaştırıldığını belirtmiştir.Her ne kadar davalı taraflar arasında kira ilişkisi bulunmadığını inkar etmiş isede gerek cevap dilekçesinde gerekse 10.10.2012 tarihli dilekçelerinde taraflar arasında kira ilişkisinin bulunduğunu tevilli olarak kabul etmiş ve kira bedellerinin hissedarların cari hesaplarına yatırıldığını belirtmiştir.Bu durumda taraflar arasında kiracılık ilişkisinin bulunduğunun kabulü gerekir.Taraflar arasındaki ihtilaf aylık kiranın ne miktar olduğu konusundadır.Davacı 2009 yılında sözlü kira akdine göre aylık kiranın 11.500 TL olduğunu iddia etmiş,davalı aylık kiranın bu miktar olmadığını belirterek karşı çıkmıştır.Bu durumda davacının aylık kiranın iddia ettiği miktar olduğunu yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. HUMK 203/F-1 maddesinde belirtilen akrabalar arasında tanık dinlenmesine ilişkin bu hüküm davalı tüzel kişi olduğundan
uygulanması mümkün değildir. Mahkemece vergi dairesine verilen kira sözleşmesi esas alınarak bilirkişiden alınan rapor hükme esas almıştır.Her ne kadar vergi dairesine verilen bir kira sözleşmesi varsa da daha az vergi vermek için vergi dairesine ibraz edilen kira sözleşmesinde aylık kira bedelinin düşük gösterilmesi mümkündür.Davacı vekili delilerinde davalı şirketin Ticari defter ve kayıtlarına dayanmıştır.Bu durumda davalı şirketin 2009 yılından itibaren ticari defter ve kayıtlarının ibrazının istenerek inceleme yaptırılması, hissedar adına yatan kira bedellerinin belirlenmesi ve denetime elverişli konusunda uzman bilirkişiden rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda (1) No’lu bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) No’lu bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 23/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.