YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15333
KARAR NO : 2015/30220
KARAR TARİHİ : 19.10.2015
MAHKEMESİ : Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum ya da kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanığın 20/09/2010 günü oto kiralama işi yapan katılan L.. Y..’nın işyerine giderek kendini S G n ismi ile tanıtıp katılandan 61 TA 872 plakalı aracı kiraladığı, sanık E l’un bir şekilde 61 TA 872 plakalı araç sahibi L.. Y.. adına sahte sürücü belgesi ile kendisi yada yönlendirdiği bir başka kişinin Tarsus 6. Noterliği’ne müracaatla 61 TA 872 plakalı aracın satışı konusunda araç ruhsat sahibi L.. Y.. tarafından E.. G..’a yetki verildiğine dair sahte vekaletnameyi düzenlettiği, vekaletnamedeki fotoğrafın gerçek L.. Y..’ya ait fotoğraflar ile uyuşmadığı gibi bu vekaletnameye temel alınan sürücü belgesi bilgilerinin de gerçek L.. Y..’ya ait sürücü belgesi bilgileri ile uyuşmadığı, bu şekilde 61 TA 872 plakalı aracın satımı konusunda kendisini yetkili kılan içeriği itibari ile sahte vekaletnameyi elde eden sanığın, bu vekaletname ile Denizli iline gelerek suça konu aracı kanıtlar bölümünde açıklandığı biçimde Denizli 4. Noterliği’nin 25/08/2009 tarih ve 18255 yevmiye nolu araç satış sözleşmesi ile katılan Asım’a 16.000 TL bedelle sattığı ve aracın trafikte A adına tescil edilerek 20 U 2239 plaka numarasını aldığı, bu defa araba alım satım işi ile uğraşan katılan A ’ın aynı aracı Denizli 4. Noterliği’nin 31/08/2009 tarih ve 18625 yevmiye no’lu araç satış sözleşmesi ile katılan Ö ‘e sattığı ve durumun ortaya çıkmasından sonra 20 U 2239 plaka sayısını alan bu aracın yediemin sıfatı ile gerçek sahibi mağdur Levent’e teslim edildiği olayda; nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın tekerrüre esas sabıka kaydının bulunması karşısında, sanık hakkında TCK’nın 58. Maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 19/10/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.