YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/12423
KARAR NO : 2015/29555
KARAR TARİHİ : 07.10.2015
MAHKEMESİ : Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanıklar M.. G.. ve M.. G..’in fikir ve eylem birliği içinde esasen mağdurların miras bırakan Şevket Gezer tarafından kardeşi Sanık M.. G..’in Yakup Subaşı’ndan kiraladığı ve pastane olarak işlettiği iş yerinin 2005 yılı kira bedellerinin teminatı olarak imzalanıp iş yeri sahibine verilen ancak 2005 yılı nisan ayında sanık M.. G..’in işi bırakıp, iş yerini terk etmesi sebebi ile iş yeri sahibi tarafından gereği kalmadığı cihetle sanık M.. G..’e iade edilen üzerinde lehtar bulunmayan suça konu 8 adet bononun lehtar kısmına sanık M.. G..’in adını yazmak sureti ile suça konu 8 belgeyi kambiyo senedi haline getirip Ş G mirasçıları katılanlar Ufuk, Ayşe ve ……….. aleyhinde takibe koydukları ve ölen Ş G önceden kendilerinde var olduğunu idda ettikleri borcun karşılığı olarak verilmiş senetler gibi işlem görmesini sağladıkları, katılanların borca itiraz etmeleri nedeniyle senetlerin bedellerini tahsil edemedikleri olayda, mahkemece verilen 11.01.2008 tarihli kararın dairemizce 17.06.2014 tarihinde “sanıkların suça konu sekiz adet bonoyu aynı anda sahte olarak düzenleyip katılanlar hakkında tek icra takibi konusu yaparak kullanıldıkları anlaşılmakla, her iki suç açısından da zincirleme suç koşullarının oluşmadığının gözetilmemesi” gerekçesiyle bozulması üzerine mahkemece bozma sonrası yapılan yargılamada, resmi belgede sahtecilik ve kamu kurumunu araç olarak kullanmak suretiyle nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozma sonrası yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, Sanık M.. G.. müdafii ve sanık M.. G..’in yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 07.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.