YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/14034
KARAR NO : 2015/29766
KARAR TARİHİ : 12.10.2015
MAHKEMESİ : Ankara 2. Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, tehdit
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Mala zarar verme suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre karar tarihi itibariyle; 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’a, 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 26. maddesiyle eklenen geçici 2. maddesi uyarınca, doğrudan verilen 3.000 TL ve altında kalan adli para cezalarının temyizinin mümkün olmaması karşısında, sanığın temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317.maddesi gereğince REDDİNE,
2-Tehdit suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının
gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Suça sürüklenen çocuğun, gittiği markette olay çıkardığı, market görevlisi olan müşteki Gülay’a ve diğer görevlilere karşı, hakkında evrakı tefrik edilen sanıklarla birlikte bıçağı çıkartıp havada sallamak suretiyle tehdit suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
Olayın oluşu ve gelişimi dikkate alınarak, suça sürüklenen çocuğun, müştekiyi tehdit etme kastı taşımadan, “kız kardeşlerinizi getirin, sinkaf edeceğiz” şeklindeki sözünün, kişilerin şeref ve haysiyetini rencide edecek mahiyette hakaret niteliğinde bir söz olması nedeniyle, eylemin, TCK’nın 125/1. maddesi kapsamında hakaret suçunu oluşturduğu ve mağdurun da şikayetten vazgeçtiği dikkate alınarak, şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği hususunda sanığın beyanının sorularak 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince kamu davasının düşmesine karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesinden sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre; Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20/1-7. maddesi ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca; fiil işlendiği sırada 15 yaşını doldurmuş olup da 18 yaşını doldurmamış çocukların işledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, sosyal yönden inceleme yaptırılmasının gerekli olduğu, mahkemece sosyal inceleme raporuna gerek görülmediği taktirde ise gerekçesinin kararda gösterilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.