Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2015/5529 E. 2015/10450 K. 26.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/5529
KARAR NO : 2015/10450
KARAR TARİHİ : 26.11.2015

MAHKEMESİ : Tokat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 09/07/2012
NUMARASI : 2010/290-2012/183

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı maddi ve manevi tazminat davasına dair karar, davacı ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, asıl davada kira sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine, karşı dava adi ortaklığın tasfiyesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, asıl davada davacı – karşı davalı Y.. G.. yönünden maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne manevi tazminat talebinin reddine, davalılardan N.Ş. yönünden açılan davanın ve karşı davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı- karşı davalı, davalı- karşı davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde özetle, davaya konu taşınmazı 01/06/2005 başlangıç tarihli 20 yıl süreli sözleşme ile davalılardan N. Ş. ‘dan kiraladığını, yerin üzerine sondaj açtığını, tarla iken fidanlık haline getirildiğini, üzerine idare binası, kamelya ve havuzlar yaptırdığını, etrafını tel örgü ile çevirdiğini, diğer davalı E. Ş.’ın 08/08/2008 tarihinde ifrazen taksim ile taşınmazı annesi N.’den devir aldığını ve devir aldığı tarihten itibaren müvekkili üzerinde baskı kurmaya başladığını, taşınmaz üzerindeki restorant binasını davalı A.’in yaptırdığını ancak bunun parasını kendisi tarafından yetiştirilen fidanların satılarak elde edilen kazançtan karşıladığını, sonuç itibariyle taşınmaz üzerinde bulunan tüm binalar ve fidanların kendisi ve eşi tarafından yapıldığını, parasını kendisinin karşıladığını belirterek söz konusu bina, fidan, kamelya ve diğer tesislerin bedeli olarak 30.000,00 TL maddi, 40.000,00 TL’de manevi olmak üzere toplam 70.000,0,0 TL tazminatın davalı taraftan tahsilini talep etmiştir. Davalılar savunmalarında ve karşı davalarına, davacının eşi olan dava dışı T. dava konusu taşınmazın bir kısmını annesi olan N.’den kiraladığını, aralarında bir adi ortaklık bulunduğunu, T.’ın devlet memuru olduğu için işlemleri eşi davacı adına yaptırdığını, fakat davacının bu yer ile hiç bir ilgisinin olmadığını, kendisinin muhatabı olmadığını, muhatabının T. G.olduğunu, T. G.’ın ise devlet memuru olması nedeni ile taşınmaz üzerindeki tesisi ve fidanları dikip yaptıracak parasının olmadığını, bu tesis için gerekli tüm parayı yurt dışından kendisinin gönderdiğini, taşınmaz üzerinde ne varsa kendi gönderdiği paralar ile yapılıp dikildiğini, sonuç itibariyle davacının eşinin taşınmaz üzerinde bulunan fidanların yarı hissesi dışında başka bir hakkı ve alacağı olmadığını, ancak ondan da fidan parası olarak kendi ödediği miktarların düşülmesi gerektiğini belirterek, davanın reddi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere toplam 10.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi olmak üzere 20.000,00 TL tazminatın davacıdan alınarak kendisine verilmesini istemiştir. Mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın adi ortaklığın tasfiyesi olduğu kabul edilerek asıl davada davacı – karşı davalı Yayla yönünden maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne manevi tazminat talebinin reddine, davalı N.yönünden açılan davanın ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununda “Adi şirket” ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda “Adi ortaklık sözleşmesi” başlıkları altında yapılan tanımlarda adi ortaklık, “iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir” şeklinde tanımlanmıştır.
Adi ortaklık sözleşmesi geçerlik şartı bakımından herhangi bir şekle bağlı değildir. Ancak, ihtilaf çıktığında ispat bakımından yasal delillerle kanıtlanması gerekir. Adi ortaklık bir sözleşme olduğundan yasal sınır aşılmış ise kesin delil ve senetle ispat edilmesi gerekir.
Somut olayda taraflar arasında tarla vasıflı taşınmazın 5.500 m2’lik kısmının davacı Yayla’ya 01/06/2005 tarihli ve 20 yıl süreli kira sözleşmesi ile kiralananın alabalık tesisi, tarımsal fidanlık ve orman fidanlığı için kullanılacağı, sözleşmenin 10.maddesine göre mukavele bittiğinde hiçbir bedel masraf istemeye hakkı olmamak üzere gayrimenkul inşaatın cümlesinin kiraya verenin olacağının kararlaştırılması konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Her ne kadar davalı taraf taraflar arasında asıl ilişkinin adi ortaklık olduğu ileri sürülmüş ise de ilişkiye davacı tarafından karşı çıkılmıştır. Adi ortaklık borçlar kanunu düzenlenmiş bir sözleşme olup geçerliliği konusunda şekil şartı bulunmamaktadır. Ancak karşı çıkılması halinde varlığı HUMK 289 ve HMK 200. maddelerinde ki yasal sınırlar aşıldığından yazılı olarak kanıtlanması gerekir. Ne var ki davalı bu konuda yazılı bir delil getirmemiştir.Delil listesinde yemin deliline de dayanmadığından adi ortaklığın varlığı kanıtlanamamıştır. Bu durumda dava ve karşı davanın taraflar arasında uyuşmazlık bulunmayan yazılı kira sözleşmesine göre çözümlenmesi gerekirken bu hususun göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 26/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.