DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2020/127 E. , 2021/1010 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2020/127
Karar No : 2021/1010
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) : … Bakanlığı
2- (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. ….
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 11/04/2019 tarih ve E:2015/5331, K:2019/2829 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 11/07/2015 tarih ve 29413 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin İdari İşler ile Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesi Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 70. maddesinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 11/04/2019 tarih ve E:2015/5331, K:2019/2829 sayılı kararıyla;
Usul Yönünden;
Davalı tarafından, davanın süresi içinde açılmadığının ileri sürüldüğü,
Uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu Yönetmeliğin 11/07/2015 tarih ve 29413 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, davanın ise 07/09/2015 tarihinde kayda giren dilekçe ile açıldığı, bu nedenle davanın süresinde açılmadığı yönündeki iddianın yerinde görülmediği,
Esas Yönünden;
İlgili mevzuat kısmında 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunu’nun 14. maddesine; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin 1. fıkrasına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 445. maddesine; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 46. maddesine yer verilerek,
Dava konusu Yönetmeliğin 70. maddesinin 1. fıkrasının ikinci cümlesi ile 5. fıkrasının incelenmesi:
Dava konusu Yönetmeliğin 70. maddesinin 1. fıkrasının ikinci cümlesinde, “Dava ile ilgili olanlar da bunu ispatlamak kaydıyla başkan ya da görevlendirdiği üye veya yazı işleri müdürünün izniyle dosyayı inceleyebilirler.” kuralının, 5. fıkrasında ise, “Gizli veya kişisel verileri içeren ya da ticarî sır niteliğindeki belge ve tutanakların incelenmesi başkanın veyahut bu konuda görevlendirdiği üyenin açık iznine bağlıdır.” kuralının yer aldığı,
Yönetmeliğin aktarılan dava konusu cümle ve fıkrasında, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinde bulunan dosyalardaki evrakın ilgililer tarafından incelenmesi konusunun düzenlendiğinin görüldüğü,
Bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin Anayasa’nın 124. maddesinden kaynaklanan düzenleme yetkilerinin, görev alanları ile ilgili yasalarla sınırlı olması nedeniyle, mahkemeler tarafından uygulanacak olan yargılama usulüne ilişkin yasaların, idarenin görev alanı ile ilgili olduğundan söz etmeye olanak bulunmadığı,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin göndermede bulunduğu 6100 sayılı Kanun’un “Elektronik işlemler” başlıklı 445. maddesinde yer alan “Mahkemelerde görülmekte olan dava, çekişmesiz yargı, geçici hukuki koruma ve diğer tüm işlemlerde UYAP’ın kullanılmasına dair usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.” hükmünün, davalı idareye idari yargılamada UYAP’ın kullanılma usul ve esaslarını düzenleme yetkisi verdiği; idareye savunma hakkına ve muhakeme usulüne ilişkin olan dosya inceleme konusunda düzenleme yapma yetkisi tanımadığı,
Dava ile ilgili olanların dosya inceleme usulünün ve gizli veya kişisel verileri içeren ya da ticari sır niteliğindeki belge ve tutanakların incelenmesinin dava dosyalarının taraflarınca incelemesinden nitelik itibarıyla farklı olduğu; bu hususlara ilişkin olarak yapılacak düzenlemelerin yalnızca mahkemelerin yazı işleri müdürlüğünde verilen hizmetler kapsamında değerlendirilemeyeceği; düzenlemede bahsedilen gizli, kişisel veri ya da ticari sır niteliğindeki belge ve tutanakların neler olduğu, hakimin gizli bilgi ve belgelerle ve dosyanın inceletilebileceği dava ile ilgili olanların hususiyetleriyle ilgili nitelikleri belirlemede ve uygulamadaki yetkisine ilişkin usul ve esasların ne olması gerektiği gibi hususların yönetmelikle düzenlenebilmesi için öncelikle yasal dayanağa ihtiyaç olduğu,
Ancak, dava konusu Yönetmelik’te ve yönetmeliğin dayanağını oluşturması gereken herhangi bir yasal düzenlemede, dava dosyasının kendilerine inceletilebileceği dava ile ilgili olanlara ilişkin bir tanımlama getirilmediği; dava ile ilgili olmanın sınırlarının gösterilmediği; gizli bilgi ve belgelerle ilgili olarak hangi nitelikte bilgi ve belgelerin taraf ve vekillerine incelettirilemeyeceği, başkan veya görevlendirilen üyenin hangi kriterlere göre bu nitelikteki bilgi ve belgelerin inceletilmesine karar verebileceği, inceletmeme kararı verildiği takdirde bu karara itiraz halinde hangi prosedürün uygulanacağı, incelettirilemeyecek nitelikteki bilgi ve belgelerin taraf ve vekillerine açık olan diğer evraktan tefrik edilemez nitelikte ise ne şekilde hareket edileceği, konu ile ilgili söz konusu bilgi ve belgeyi ibraz eden veya inceleme talep eden tarafların yükümlülüklerinin ne olması gerektiği gibi hususlarda açıklık bulunmadığının anlaşıldığı,
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu’nun “Dosyaların incelenmesi” başlıklı 20. maddesinin 4. fıkrasında yer alan ” Getirtilen veya idarece gönderilen gizli belge ve dosyalar taraf ve vekillerine incelettirilmez” hükmünün ise 10/06/1994 tarih ve 4001 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığının anlaşıldığı,
Bu durumda, dava konusu Yönetmelik maddesinin 1. fıkrasının “Dava ile ilgili olanlar da bunu ispatlamak kaydıyla başkan ya da görevlendirdiği üye veya yazı işleri müdürünün izniyle dosyayı inceleyebilirler.” cümlesi ile 5. fıkrasında “Gizli veya kişisel verileri içeren ya da ticari sır niteliğindeki belge ve tutanakların incelenmesinin başkanın veya bu konuda görevlendirdiği üyenin açık iznine bağlıdır” yönünde yer verilen düzenlemenin yasal dayanağının bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Yönetmeliğin dava konusu diğer cümle ve fıkralarının incelenmesi:
Davacı tarafından kanuna ve hukuka aykırı olduğu iddialarıyla iptali istenilen Yönetmeliğin dava konusu 70. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesinde, 2., 3., 4., 6. ve 7. fıkralarında düzenlenen hususların, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemeleri ile Bölge İdare Mahkemeleri Adalet Komisyonunun idari işleriyle yazı işleri hizmetlerinin yürütülmesi niteliğinde olduğu; tarafların ve vekillerinin mahkeme kaleminde dosya incelemesi ve dosyadan belge almalarının ne şekilde gerçekleştirileceğine yönelik yürürlükte bulunan mevzuata uygun düzenlemeler içerdiği; kalem personelinin konuya ilişkin uygulamaların yürütülmesi bakımından görev ve sorumluluklarını belirlediği; taraf ve vekillerinin 6100 sayılı Kanun’da yer alan elektronik işlemler kapsamında UYAP ortamında dosya inceleme ve belge alma konularını yasaya paralel ve aykırı olmayan biçimde aynı yönde düzenlediği; yapılan düzenlemede tarafların dosya inceleme haklarını sınırlandırıcı bir hususun bulunmadığı; düzenlemenin kalem hizmetlerinin yürütülmesi bakımından zorunluluk arz ettiği; söz konusu Yönetmeliğin belirtilen fıkralar yönüyle 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’un 14. maddesine dayandığı ve yürürlükte bulunan ve yukarıda yer verilen mevzuta uygun olduğu; konu ve yetki yönlerinden dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, bu kısma yönelik davanın reddi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçeleriyle,
Dava konusu Yönetmeliğin 70. maddesinin 1. fıkrasının “Dava ile ilgili olanlar da bunu ispatlamak kaydıyla başkan ya da görevlendirdiği üye veya yazı işleri müdürünün izniyle dosyayı inceleyebilirler.” cümlesi ile 5. fıkrasında yer alan “gizli veya kişisel verileri içeren ya da ticari sır niteliğindeki belge ve tutanakların incelenmesinin başkanın veya bu konuda görevlendirdiği üyenin açık iznine bağlıdır.” yönündeki düzenlemenin iptaline, dava konusu Yönetmeliğin 70. maddesinin diğer cümle ve fıkraları yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, Anayasa’nın 9. maddesinde yargı yetkisinin bağımsız mahkemelerce kullanılacağının hükme bağlandığı; aynı şekilde, Anayasa’nın 138. maddesinde hakimlerin görevlerinde bağımsız olduğunun öngörüldüğü; yargı bağımsızlığı ilkesinin hem kuvvetler ayrılığı ilkesinin hem de Anayasa’nın 2. maddesinde tarif edilen Türkiye Cumhuriyeti’nin niteliklerine dayandığı; kuvvetler ayrılığı ekseninde Anayasa’nın fonksiyonel olarak diğer erklerin yargı yetkisinin kullanılması ve yürütülmesine karışmasına izin vermediği; dolayısıyla yargı yetkisinin kullanılması anlamına gelecek şekilde yargı alanına dahil olan hususlarda idarenin düzenleme yapmasının olanaklı olmadığı; idare hukuku bağlamında yetki kurallarının genişletici yoruma tabi tutulamayacağı; yargılama usulü içerisinde kalan bir konumun idari alanda sayılabilmesi için bu konuların neler olduğu hususunun yasa koyucu tarafından açıkça gösterilmesinin lüzumlu olduğu; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesi ile yollamada bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun muhtelif hükümlerinde idareye ikinci düzeyde düzenleme yapma yetkisinin verildiği; ancak, dava konusu maddede işaret edilen hususlara ilişkin idareye düzenleme yapma yetkisinin tanınmadığı; bu haliyle, dava konusu düzenlemenin iptal edilmeyen kısımlarının da hukuka aykırı olduğu belirtilerek, Daire kararının davanın reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 161. maddesinin 1. fıkrasında, davayla ilgili olanların bunu ispatlamak kaydıyla ve hakimin izniyle dosyayı inceleyebileceği hususunun hükme bağlandığı; dava konusu Yönetmeliğin iptal edilen 70. maddesinin 1. fıkrasının ikinci cümlesinin bu düzenlemeye paralel hüküm ihtiva ettiği; anılan düzenlemenin hakkın sınırlanmasına ilişkin olmadığı; dosya inceleme hakkının kullanım usulünü belirlediği; zabıt katibi nezdinde dosyanın incelenmesinin Kanun’un getirdiği bir yükümlülük olduğu; dosya incelemeye ilişkin genel ve özel sınırlar dahilinde kalmak kaydıyla avukatların sebebini belirterek ve vekaletname ibraz ederek dosyadan belge alabilecekleri; bu hususun mahkeme başkanı veya hakimin takdirine bağlı olduğu; kalem hizmetlerinin düzen içerisinde yürütülmesinden ve buna bağlı olarak dosya evrakının korunmasından sorumlu olan mahkeme başkanı ve hakimin dosya üzerinde kimlerin inceleme yaptığı ve belge aldığı hususunun bilmesini sağlamak üzere dava konusu hükümde düzenlemeler getirildiği; aynı şekilde, 6100 sayılı Kanun’un 161. maddesinin 2. fıkrasında gizli olarak saklanmasına karar verilen belge ve tutanakların incelenmesinin hakimin açık iznine tabi tutulduğu; Daire kararıyla iptal edilen dava konusu Yönetmeliğin 70. maddesinin 5. fıkrasının Kanun’un tekrarı mahiyetinde olduğu; dava konusu Yönetmeliğin 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 14. maddesine dayanılarak adalet hizmetlerini yürütmekle görevlendirilen Adalet Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulduğu; yargılama sürecine müdahale niteliği taşımadığı; Avukatlık Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda yer alan düzenlemeler doğrultusunda dosya inceleme usulünü düzenlediği belirtilerek, Daire kararının iptale ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Davacı tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın iptale ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve davalı idarenin temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı savunulmaktadır.
Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının davanın reddi yolundaki kısmının bozulması; davalı idarenin temyiz isteminin ise reddi ile Daire kararının iptale ilişkin kısmının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT :
2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunu’nun 14. maddesinde; “Bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin idari işleri ile kalem hizmetlerinin yürütülmesi usul ve esasları Adalet Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikte gösterilir.” hükmüne,
2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu’nun “Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun uygulanacağı haller” başlıklı 31. maddesinin 1. fıkrasının işlem tarihindeki halinde, “Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler ile elektronik işlemlerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır. Ancak, davanın ihbarı Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re’sen yapılır.” kuralına,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Dosyanın taraflar ve ilgililerce incelenmesi” başlıklı 161. maddesinde, “(1) Zabıt kâtibinin gözetimi altında taraflar veya fer’î müdahil, dava dosyasını inceleyebilir. Dava ile ilgili olanlar da bunu ispatlamak kaydı ve hâkimin izniyle dosyayı inceleyebilir. (2) Gizli olarak saklanmasına karar verilen belge ve tutanakların incelenebilmesi hâkimin açık iznine bağlıdır.” hükmüne; “Elektronik işlemler” başlıklı 445. maddesinde, “(1) Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP), adalet hizmetlerinin elektronik ortamda yürütülmesi amacıyla oluşturulan bilişim sistemidir. Dava ve diğer yargılama işlemlerinin elektronik ortamda gerçekleştirildiği hâllerde UYAP kullanılarak veriler kaydedilir ve saklanır. (2) Elektronik ortamda, güvenli elektronik imza kullanılarak dava açılabilir, harç ve avans ödenebilir, dava dosyaları incelenebilir. Bu Kanun kapsamında fizikî olarak hazırlanması öngörülen tutanak ve belgeler güvenli elektronik imzayla elektronik ortamda hazırlanabilir ve gönderilebilir. Güvenli elektronik imza ile oluşturulan tutanak ve belgeler ayrıca fizikî olarak gönderilmez, belge örneği aranmaz. (3) Elektronik ortamdan fizikî örnek çıkartılması gereken hâllerde tutanak veya belgenin aslının aynı olduğu belirtilerek hâkim veya görevlendirdiği yazı işleri müdürü tarafından imzalanır ve mühürlenir. (4) Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter. (5) Mahkemelerde görülmekte olan dava, çekişmesiz yargı, geçici hukuki koruma ve diğer tüm işlemlerde UYAP’ın kullanılmasına dair usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.” kuralına,
11/07/2015 tarih ve 29413 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin İdari İşler ile Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesi Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin iptali istenen 70. maddesinde ise, “(1) Taraflar dava dosyasını zabıt kâtibinin gözetimi altında inceleyebilir. Dava ile ilgili olanlar da bunu ispatlamak kaydıyla başkan ya da görevlendirdiği üye veya yazı işleri müdürünün izniyle dosyayı inceleyebilirler. (2) Avukatlar ve stajyerler, vekâletname olmaksızın dava dosyalarını zabıt kâtibinin gözetiminde her zaman inceleyebilirler. (3) İncelemenin yapıldığına dair düzenlenen dosya inceleme tutanağı avukat veya avukat stajyeri ile zabıt kâtibi tarafından imzalanarak dosyasında saklanır. (4) Davacı, davalı, müdahil ve vekilleri dava dosyasındaki veya elektronik ortamdaki bütün tutanak ve belgelerin onaysız fotokopi ya da çıktısını harçsız olarak alabilirler. Avukatların belge örneği alabilmeleri için vekâletnamelerinin bulunması zorunludur. Onaylı örnekler, harcı alındıktan sonra ilgilisine verilir. (5) Gizli veya kişisel verileri içeren ya da ticarî sır niteliğindeki belge ve tutanakların incelenmesi başkanın veyahut bu konuda görevlendirdiği üyenin açık iznine bağlıdır. (6) Taraf vekilleri UYAP Avukat Bilgi Sistemi vasıtasıyla dava dosyalarını inceleyebilir ve örnek alabilirler. (7) Taraflar güvenli elektronik imza sahibi olmak koşuluyla UYAP Vatandaş veya Kurum Bilgi Sistemi vasıtasıyla tarafı oldukları dava ve işlere ait tüm evrakı inceleyebilir ve örnek alabilirler. Elektronik imza sahibi olmayan taraflar sadece dava ve işlerin kapak bilgilerine ulaşabilirler.” hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Onuncu Dairesi kararının, davanın reddine ilişkin kısmı ile dava konusu Yönetmeliğin 70. maddesinin 5. fıkrasının iptaline ilişkin kısmı, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyize konu Daire kararının dava konusu Yönetmeliğin 70. maddesinin 1. fıkrasının “Dava ile ilgili olanlar da bunu ispatlamak kaydıyla başkan ya da görevlendirdiği üye veya yazı işleri müdürünün izniyle dosyayı inceleyebilirler.” şeklindeki ikinci cümlesinin iptaline ilişkin kısmına gelince;
Dava ile ilgisi olanların dava dosyalarını nasıl inceleyeceklerini hükme bağlayan dava konusu Yönetmeliğin 70. maddesinin 1. fıkrasının ikinci cümlesinde, bu kişilerin durumlarını ispatlamak kaydıyla mahkeme başkanı ya da görevlendireceği üye veya yazı işleri müdürünün izniyle dosyayı inceleyebilecekleri öngörülmüştür.
Yukarıda metnine yer verilen 2576 sayılı Kanun’un 14. maddesinde, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin idari işleri ile kalem hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin usul ve esasların Adalet Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikte gösterileceği öngörülmüş, dava konusu Yönetmelik de bu hükme dayanılarak yürürlüğe konulmuştur.
Bu bağlamda, dava konusu Yönetmeliğin 70. maddesinin 1. fıkrasının ikinci cümlesinde öngörülen ve Daire kararı ile iptal edilen düzenlemenin bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin kalem hizmetlerinin yürütülmesi kapsamında bulunup bulunmadığının ortaya konulması gerekmektedir.
Yargı mercilerine bağlı bulunan kalemler, mahkemelere ilişkin yargısal ve idari yazışmaların yapıldığı, dava dosyalarının tertipli bir şekilde tutulduğu ve arşivlendiği birimler olarak faaliyet göstermektedir. Bu çerçevede, yargı mercilerinin yazı işlerini gören kalemlerde yürütülen hizmetlerin başında, dava dosyalarının tertipli bir şekilde muhafaza edilmesi gelmektedir. Nitekim, dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 7. fıkrasının (ç) bendi ile, kalem hizmetlerini yürütmek üzere görevlendirilen zabıt katiplerine yargılaması devam eden dosyaları düzenli ve eksiksiz bir şekilde muhafaza etme görevi tevdi olunmuştur.
Dolayısıyla, kalem hizmeti kapsamında bulunduğu açık olan dava dosyalarının tertipli bir şekilde tutulması görevini teminen davaya taraf olmayan ilgililerin dava dosyalarını inceleme usulünü düzenleyen dava konusu Yönetmeliğin 70. maddesinin 1. fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan hükmün yargı alanına ilişkin bir düzenleme içermediği ve 2576 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile davalı idareye tanınan düzenleme yapma yetkisinin dahilinde bulunduğu sonucuna varılmaktadır.
Davaya taraf olmayanların dava dosyalarını ilgilerini ispatlamak suretiyle ve izne tabi olarak inceleyebilmelerini öngören dava konusu düzenlemenin, bu haliyle savunma hakkına halel getirmediği gibi, yargı görevi icra eden mahkeme başkanı ve hakimlerin yargısal işlemlerine yönelik herhangi bir sınırlandırma veya kısıtlama içermediği ve üst hukuk normlarına aykırılık taşımadığı görülmektedir.
Bu itibarla, dayanak kanun hükmünün tanıdığı yetki kapsamında düzenlenen ve üst hukuk normlarına aykırı bir yönü bulunmayan dava konusu Yönetmeliğin 70. maddesinin 1. fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan hükmün iptali yolundaki Daire kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, davacının temyiz isteminin ise reddine,
2.Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 11/04/2019 tarih ve E:2015/5331, K:2019/2829 sayılı kararının dava konusu Yönetmeliğin 70. maddesinin 1. fıkrasının “Dava ile ilgili olanlar da bunu ispatlamak kaydıyla başkan ya da görevlendirdiği üye veya yazı işleri müdürünün izniyle dosyayı inceleyebilirler.” şeklindeki ikinci cümlesinin iptaline ilişkin kısmının BOZULMASINA, diğer kısımlarının ise ONANMASINA,
3.Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
4.Kesin olarak, 20/05/2021 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın dava konusu Yönetmeliğin 70. maddesinin 1. fıkrasının ikinci cümlesinin iptaline ilişkin kısmının usul ve hukuka aykırı bulunmadığı, davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyize konu kararın dava konusu Yönetmeliğin 70. maddesinin 1. fıkrasının ikinci cümlesinin iptaline ilişkin kısmının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
KARŞI OY
XX- Dava konusu Yönetmeliğin 70. maddesinin 5. fıkrasında, dava dosyaları kapsamında bulunan gizli veya kişisel verileri içeren ya da ticarî sır niteliğindeki belge ve tutanakların incelenmesinin mahkeme başkanın veyahut bu konuda görevlendirdiği üyenin açık iznine bağlı olduğu öngörülmüştür.
2576 sayılı Kanun’un 14. maddesinde, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin idari işleri ile kalem hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin usul ve esasların Adalet Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikte gösterileceği hükme bağlanmış, bu çerçevede dava konusu Yönetmelik yürürlüğe konulmuştur.
Yargı mercilerinin yazı işlerini gören kalemlerde yürütülen hizmetlerin kapsamında yer alan dava dosyalarının tertipli bir şekilde tutulması görevini teminen dava dosyaları kapsamında bulunan gizli veya kişisel verileri içeren ya da ticarî sır niteliğindeki belge ve tutanakların incelenmesi usulünü düzenleyen dava konusu Yönetmeliğin 70. maddesinin 5. fıkrasının yargı alanına ilişkin bir düzenleme içermediği açık olup, 2576 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile davalı idareye tanınan düzenleme yapma yetkisinin dahilinde bulunduğu sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla, temyize konu Daire kararının, yargı görevi icra eden mahkeme başkanı ve hakimlerin yargısal işlemlerine yönelik herhangi bir sınırlandırma veya kısıtlama getirmeyen ve bu haliyle hukuka aykırı bulunmayan dava konusu Yönetmeliğin 70. maddesinin 5. fıkrasının iptaline ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
KARŞI OY
XXX- Anayasa’nın 9. maddesinde, yargı yetkisinin Türk Ulusu adına bağımsız mahkemelerce kullanılacağı belirtilmiş; 138. maddesinde hakimlerin görevlerinde bağımsız oldukları ifade edilmiş ve bu bağımsızlığı sağlayan araçlara yer verilerek, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat verilmesi, genelge gönderilmesi, tavsiye ve telkinde bulunulması, görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisi’nde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulması, görüşme yapılması veya herhangi bir beyanda bulunulması yasaklanmıştır.
Yargı bağımsızlığının gerekliliği ve varlığı, güçler ayrılığı ilkesinin yanı sıra Anayasa’nın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez nitelikteki 2. maddesinde yer alan Türkiye Cumhuriyeti’nin niteliklerine dayanmaktadır. Başka bir ifadeyle yargı bağımsızlığı, daha doğrusu yargının bağımsızlığı, Türkiye Cumhuriyeti’nin toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olmasının doğal ve zorunlu sonucu; kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunun, kişi temel hak ve özgürlüklerinin en önemli güvencesini oluşturan hukuk güvenliğini sağlamanın tek aracıdır.
Bu önemi ve vazgeçilemezliği nedeniyle Anayasa, güçler ayrılığını Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir işbölümü ve işbirliği olarak nitelendirmiş; bu bağlamda yasama ve özellikle yürütme erki ile yargı arasında, yargının işlevsel etkinliğini artırmak, faaliyetlerini hızlandırmak ve kolaylaştırmak için kimi organik bağlar kurmakla birlikte, fonksiyonel bir etkide bulunulmasına, yani yargı yetkisinin kullanılmasına ve yürütülmesine karışmaya kesinlikle izin vermemiştir. Bu haliyle, yargı erkini oluşturan, yargı yetkisini kullanan hakimlik ve savcılık mesleğinin yürütülmesinin, başka bir ifadeyle yargı yetkisinin kullanılmasının, yani mahkemelerce yapılan faaliyetlerin neler olduğunun belirlenmesinin yürütme erkine bırakılmaması, hatta yürütmenin etki ve gözetiminin dahi bulunmaması hukukun genel ilkelerinin ve üstün kamu yararının mutlak gereğidir.
Bu çerçevede, “muhakeme” kavramı, yalnızca yargılama usulünü değil, yargı yerinin uyuşmazlığın çözümü için yürüttüğü faaliyetten kaynaklanan hukuki ilişkilerin sujelerinin işlemlerini de içermektedir.
“İdare Hukuku”nda “yetki”, idareye Anayasa ve yasalarla tanınmış olan karar alma gücünü ifade etmektedir. Bu yönüyle idari işlemin en temel unsurunu oluşturan “yetki”, yasayla hangi makama verilmiş ise ancak onun tarafından kullanılabilir. İdare Hukukunda “yetkisizlik kural, yetkili olma istisna”dır. Bu istisna ise, yetkinin, yalnızca yasayla gösterilen hallerde ve yine yasayla gösterilen idari merciler tarafından kullanılmasıdır. Bu nedenle “yetki” yasanın açık izni olmadan devredilemez. Anayasa’nın 123. maddesi uyarınca, kuruluş ve görevleri yasayla düzenlenmek durumunda olan idarenin kendi düzenleme yetkisi de yasalarla sınırlı olduğundan, yetki kuralları genişletici yoruma tabi tutulamaz.
Uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için, İdari Yargılama Usulü Kanunu ve 31. maddesiyle göndermede bulunduğu hususlar bakımından da Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında Adalet Bakanlığının düzenleme yapma yetkisinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Yargılama usulü ile ilgili konular yargı yerini ilgilendirdiği için, yargılama usulü yasalarının uygulanmasına ait alt düzeydeki normların konusu ve kapsamının ilgili yasa metninin lafzıyla sınırlı olacağı tabiidir.
Bu nedenle, genel anlamda, mahkemelerin yargılama faaliyeti içinde yer alan usul konusunun, idari alanın dışında kaldığının ve münhasıran yasa konusu olduğunun kabulü gerekmektedir. Yargılama usulü içinde düzenlenen bir konunun idari alan sayılabilmesi için ise, bu konuların neler olduğunun ve sınırlarının Yasa koyucu tarafından açıkça gösterilmesi zorunludur. Yasa koyucunun düzenleme yapma yetkisi vermediği hususların da idarece düzenlenebileceğinin kabulü, yargı yetkisinin idare tarafından kullanılması anlamına gelir ki, bu durumun diğer bir ifadesi “fonksiyon gaspı”dır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunun 31. maddesinde; Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler ile elektronik işlemlerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş, 6100 sayılı Kanun ile de tarafların ve taraf vekillerinin dosya inceleme ve örnek almalarına ilişkin hususlar düzenlenmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda yönetmelikle düzenleme yapma konusunda idareye herhangi bir yetki verilmemiştir. 2577 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle göndermede bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun muhtelif maddelerinde davalı idareye yönetmelikle düzenleme yapma yetkisi verilmiş olmakla birlikte, bu maddelerden sadece bilirkişi incelemesine ilişkin olan 268/3 ve elektronik işlemlere ilişkin olan 445/5 numaralı maddeler 2577 sayılı Kanun’un göndermede bulunduğu hususlardır.
6100 sayılı Kanun’da yer alan idareye Yönetmelik çıkarma konusunda yetki veren hükümlerin birlikte incelenip, değerlendirilmesinden; Yasa koyucunun “idari alan” olarak kabul edip yönetmelikle düzenlenmesini öngördüğü konuları, konu ya da madde belirtmek suretiyle açıkça gösterdiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar kapsamında, uyuşmazlığın çözümü için, öncelikle davalı idarenin Yönetmeliğin dava konusu maddelerinde düzenlenen konularda düzenleme yapma yetkisinin olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
Dava konusu Yönetmelik, bölge idare mahkemesi başkanlığı, başkanlar kurulu, bölge idare mahkemesi daireleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemeleri, bölge idare mahkemesi adalet komisyonunun idari işleriyle, yazı işleri hizmetlerinin yürütülmesi usul ve esaslarını belirlemek amacıyla, bölge idare mahkemesi başkanlığı, başkanlar kurulu, bölge idare mahkemesi daireleri, idare mahkemeleri, vergi mahkemeleri, bölge idare mahkemesi adalet komisyonu ve müdürlüklerde tutulacak kayıtlar, yapılacak idari işler ve yazı işlerinin tüm işlemleri ile bu işlemlerde UYAP’ın kullanılmasına ilişkin usul ve esasları kapsamak suretiyle, bir usul kanunu olmayan 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’un “Yönetmelik” başlıklı 14. maddesindeki “Bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin idari işleri ile kalem hizmetlerinin yürütülmesi usul ve esasları Adalet Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikte gösterilir.” hükmüne dayanılarak hazırlanmıştır.
2577 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle göndermede bulunduğu elektronik işlemler, 6100 sayılı Kanun’un 445. maddesinde düzenlenmiş olup, anılan maddede;
(1) Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP), adalet hizmetlerinin elektronik ortamda yürütülmesi amacıyla oluşturulan bilişim sistemidir. Dava ve diğer yargılama işlemlerinin elektronik ortamda gerçekleştirildiği hâllerde UYAP kullanılarak veriler kaydedilir ve saklanır.
(2) Elektronik ortamda, güvenli elektronik imza kullanılarak dava açılabilir, harç ve avans ödenebilir, dava dosyaları incelenebilir. Bu Kanun kapsamında fizikî olarak hazırlanması öngörülen tutanak ve belgeler güvenli elektronik imzayla elektronik ortamda hazırlanabilir ve gönderilebilir. Güvenli elektronik imza ile oluşturulan tutanak ve belgeler ayrıca fizikî olarak gönderilmez, belge örneği aranmaz.
(3) Elektronik ortamdan fizikî örnek çıkartılması gereken hâllerde tutanak veya belgenin aslının aynı olduğu belirtilerek hâkim veya görevlendirdiği yazı işleri müdürü tarafından imzalanır ve mühürlenir.
(4) Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter.
(5) Mahkemelerde görülmekte olan dava, çekişmesiz yargı, geçici hukuki koruma ve diğer tüm işlemlerde UYAP’ın kullanılmasına dair usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
Yönetmeliğin dava konusu edilen “Dosyaların incelenmesi ve örnek alma” başlıklı 70. maddesinde ise;
“(1) Taraflar dava dosyasını zabıt kâtibinin gözetimi altında inceleyebilir. Dava ile ilgili olanlar da bunu ispatlamak kaydıyla başkan ya da görevlendirdiği üye veya yazı işleri müdürünün izniyle dosyayı inceleyebilirler.
(2) Avukatlar ve stajyerler, vekâletname olmaksızın dava dosyalarını zabıt kâtibinin gözetiminde her zaman inceleyebilirler.
(3) İncelemenin yapıldığına dair düzenlenen dosya inceleme tutanağı avukat veya avukat stajyeri ile zabıt kâtibi tarafından imzalanarak dosyasında saklanır.
(4) Davacı, davalı, müdahil ve vekilleri dava dosyasındaki veya elektronik ortamdaki bütün tutanak ve belgelerin onaysız fotokopi ya da çıktısını harçsız olarak alabilirler. Avukatların belge örneği alabilmeleri için vekâletnamelerinin bulunması zorunludur. Onaylı örnekler, harcı alındıktan sonra ilgilisine verilir.
(5) Gizli veya kişisel verileri içeren ya da ticarî sır niteliğindeki belge ve tutanakların incelenmesi başkanın veyahut bu konuda görevlendirdiği üyenin açık iznine bağlıdır.
(6) Taraf vekilleri UYAP Avukat Bilgi Sistemi vasıtasıyla dava dosyalarını inceleyebilir ve örnek alabilirler.
(7) Taraflar güvenli elektronik imza sahibi olmak koşuluyla UYAP Vatandaş veya Kurum Bilgi Sistemi vasıtasıyla tarafı oldukları dava ve işlere ait tüm evrakı inceleyebilir ve örnek alabilirler. Elektronik imza sahibi olmayan taraflar sadece dava ve işlerin kapak bilgilerine ulaşabilirler.” düzenlemesi yer almaktadır.
Bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin Anayasa’nın 124. maddesinden kaynaklanan düzenleme yetkilerinin ise, görev alanları ile ilgili yasalarla sınırlı olması nedeniyle, mahkemeler tarafından uygulanacak olan yargılama usulüne ilişkin yasaların, idarenin görev alanı ile ilgili olduğundan söz etmeye olanak bulunmamaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu ile anılan Kanun’un 31. maddesiyle göndermede bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda, dava konusu maddede yer alan hususlardan sadece elektronik işlemlere ilişkin olarak UYAP’ın kullanımına ilişkin usul ve esasların Yönetmelikle düzenlenmesi konusunda idareye yetki verildiği, bunun haricinde herhangi bir hususta Yönetmelik çıkarma yetkisi verilmediği anlaşılmaktadır.
6100 sayılı Kanun’un “Elektronik işlemler” başlıklı 445. maddesinde yer alan “Mahkemelerde görülmekte olan dava, çekişmesiz yargı, geçici hukuki koruma ve diğer tüm işlemlerde UYAP’ın kullanılmasına dair usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.” hükmünün, davalı idareye hukuk muhakemesi ile gönderme maddesi nedeniyle de idari yargılamada UYAP’ın kullanılma usul ve esaslarını düzenleme yetkisi verdiği; ancak bu yetkinin savunma hakkına ve muhakeme usulüne ilişkin olan dosya inceleme ve örnek alma konusunun idarece yönetmelikle düzenlenmesini içermediği açıktır.
Kaldı ki idari yargılama kapsamında sadece elektronik ortamda değil fiziki ortamda da evrak ve dosya bulunduğu hususu da dikkate alındığında, sadece elektronik ortamdaki işlemler bakımından hüküm içeren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 445. maddesi, bu yönüyle de dava konusu maddelerde yer alan hususlarda idareye düzenleme yapma yetkisi vermemektedir.
Açıklanan nedenlerle, Daire kararının dava konusu Yönetmeliğin 70. maddesinin 1. fıkrasının ikinci cümlesi ile 5. fıkrası dışında kalan hükümleri yönünden davanın reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.