Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2014/16977 E. 2015/14150 K. 07.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/16977
KARAR NO : 2015/14150
KARAR TARİHİ : 07.09.2015

Mahkemesi : Samsun 1. İş Mahkemesi
Tarihi : 23/06/2014
Numarası : 2010/1245-2014/489

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine,
2-Taraflar arasında iş akdinin davalı tarafça haklı nedenle feshedilip feshedilmediği noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı, davalıya ait işyerinin Samsun şubesinde 20.11.2007-22.11.2010 tarihleri arasında muhasebe elemanı olarak çalıştığını, iş akdinin işveren tarafından sona erdirildiğini öne sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, ücret alacağı ve milli bayram çalışma ücretinin ödetilmesini istemiştir.
Davalı … A.Ş. davacının belirsiz süreli iş sözleşmesi kapsamında muhasebe elemanı olarak görev yaptığını, iş akdinin 24.11.2010 tarihinde 4857 sayılı Kanunun 25/II-e bendine göre haklı nedenle derhal ve tazminatsız olarak feshedildiğini, denetimler sonucunda davacının ciddi ve suistimale açık hatalı uygulamalarının ve bu hatalı durumlar hakkında da üst yönetimi haberdar etmediğinin tespit edildiğini, davacının savunmasının alındığını, verilen savunmada yanlış ve eksik uygulamaların kendi dikkatsizliğinden kaynaklandığının davacı tarafından kabul edildiğini, doğruluk ve bağlılığa uymayan fiillerin haklı fesih sebebi olduğunu, bu nedenle davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını, diğer alacak taleplerinin de yerinde olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, denetim personeli O.. Gü.. ve Ya.. Y.. tarafından yapılan denetim sonucunda düzenlenen raporda, davacı A.. A.. ile ilgili olarak, feshe gerekçe yapılan işlemlerle ilgili herhangi bir tespit bulunmadığı, işverence hazırlanan savunma istem yazısında, davacı tarafından verilen savunmada ve fesih bildiriminde, bu muhasebesel işlemden dolayı şirketin maddi bir zarara uğradığı veya davacının haksız bir maddi menfaat temin ettiği yönünde herhangi bir iddia yer almadığı, davacının, şube müdürünün talimatıyla söz konusu tahsilat makbuzunu aldığı ve bir-iki gün sonra paranın tahsil edilerek kasaya konduğunun sabit olduğu, bu yöndeki uygulamanın şirket için risk taşıdığı, ileride aynı uygulamanın devam etmesi halinde müşterilerle sorun yaşayabileceği savunması haklı ise de; salt bu olaydan dolayı hatalı uygulamayı yaptıran şube müdürüyle birlikte davacının da işten çıkarılmasının geçerli fesih olarak değerlendirilmesi mümkün olup haklı nedenle fesih olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı belirtilerek davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğine göre, davalı şirketin Samsun işyerinde 20/11/2007 tarihinden beri muhasebe elemanı olarak çalışan davacının, paranın kasaya girmediğini bildiği halde şube müdürünün usulsüz talimatı ile kasaya giriş yapıp tahsilat makbuzu kestiği anlaşılmaktadır. Davacının doğruluk ve bağlılığa uymayan güven sarsıcı davranışta bulunduğu sabittir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-e maddesi uyarınca işçinin işverenin güvenini kötüye kullanması, doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması, haklı fesih teşkil eder. Davacının doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışı nedeni ile davalının iş akdinin feshi haklı olup, kıdem ve ihbar tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulü hatalı olup bozma nedenidir.
3-Taraflar arasında uyuşmazlık, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 59’uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Somut olayda; işveren tarafından ibraz edilen yıllık ücretli izin defteri ve personel bordrolarının davacının imzasını içermemesi nedeniyle bilirkişi tarafından davacının kıdemine göre hak kazandığı 42 gün için yıllık ücretli izin hesaplaması yapılmış, Mahkemece de bu miktar üzerinden yıllık izin ücretine hükmedilmiştir.
Dosyada bulunan davacının tarihsiz savunmasında, “ …kendisi geldiğinden beri 2 kez yıllık izin kullandım ikisinde de kendisine gelen izin bildirimleri sonucunda sen şu tarihte çık diyor o tarihte sorduğumda şu zaman bu zaman diyor o zaman geldiğinde izin işini ne yapıcaz dediğimde hadi hadi çık git gibi tepkilerle moralimi bozarak çıkartıyor…şuan 2009 yılına ait 9 gün iznim mevcut”, “… bense ramazan ayından sonra ben niye çıkamıyorum izne dediğimde ‘tamam hadi imzala git izne’ dedi. Ve ben ağlayarak izin imzalayıp çıktım” şeklinde beyanlarının mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Yapılacak iş davacının bizzat isticvap edilerek dosyada bulunan bu savunma dilekçesi ile ilgili beyanı ve iradesi açıkça sorularak, hangi yıl kaç gün izin kullandığı tespit edilmeli, tüm deliller birlikte tartışılıp yıllık izin ücreti talebi hakkında çıkacak sonuca göre karar verilmelidir.
Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulması hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine 07/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.