Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2017/2179 E. , 2021/2292 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2017/2179
Karar No : 2021/2292
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı
… Başkanlığı …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Sigorta acenteliği faaliyetinde bulunan davacı tarafından, 2006 ilâ 2008 yıllarının Ocak ilâ Aralık dönemleri için ödenen banka ve sigorta muameleleri vergisinin iadesi istemiyle yapılan şikâyet başvurusunun zımnen reddine dair işlemin iptali ile ödenen verginin avans faiziyle birlikte iadesine hükmedilmesi istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Kısmen bozma kararı üzerine, 2006 yılının Ocak ilâ Aralık dönemleri için yapılan düzeltme başvurusuna ilişkin dilekçenin 30/12/2011 tarihinde posta ile taahhütlü olarak gönderilmesi üzerine 04/01/2012 tarihinde kayda girdiği, bu nedenle başvurunun zamanaşımı süresi içerisinde yapıldığı, yürüttüğü faaliyeti dolayısıyla davacının banka ve sigorta muameleleri vergisinin mükellefi olmadığının açık olması karşısında, olayda, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 118. maddesinin 2. fıkrasında tanımlanan ve vergilendirme hatası olarak kabul edilen “mükellefiyette hata”nın varlığının kabulünün zorunlu olduğu; tüm dönemlere ilişkin olarak, tahsil edilen tutarların faiziyle davacıya iadesinin icap ettiği gerekçesiyle dava konusu işlemin 2006 yılına isabet eden kısmının iptali ile tüm dönemlere ilişkin olarak ödenen vergilerin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının ihtirazi kayıt koymaksızın verdiği beyannameler üzerine tahakkuk eden vergileri ödediği, olayda vergi hatası bulunmadığı, ödenen tutarın iadesinin sebepsiz zenginleşmeye yol açacağı, sözleşme yapma ve prim tahsil etme yetkisi bulunan davacının yaptığı işlemlerde banka ve sigorta muameleleri vergisinin mükellefi olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ :Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanmış bulunan mahkeme kararının, dava konusu işlemin 2006 yılına dair kısmının iptali ile tüm dönemlere ilişkin olarak fazladan ödenen vergilerin başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte iadesine ilişkin hüküm fıkrası aynı gerekçe ve nedenlerle hukuka uygun görülmüş olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, sözü geçen hüküm fıkrasının bozulmasını sağlayacak durumda görülmemiştir.
Ödenen vergilerin tutarın tahsil tarihi ile başvuru tarihi arasına isabet eden yasal faize hükmolunmasına ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz istemine gelince; ödenecek tutarın davacıya faiziyle iadesinde faizin başlangıç tarihinin 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunda yer alan düzenlemeler uyarınca, idareye başvuru tarihi olarak kabulü gerekirken, faizin başlangıcının ödeme tarihi olarak kabulü suretiyle verilen kararda hukuki isabet görülmediği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY: Sigorta acenteliği faaliyetinde bulunan davacı tarafından, 2006 ilâ 2008 yıllarının Ocak ilâ Aralık dönemleri için ödenen banka ve sigorta muameleleri vergisinin iadesi istemiyle yapılan şikâyet başvurusunun zımnen reddine dair işlemin iptali ile ödenen verginin avans faiziyle birlikte iadesine hükmedilmesi istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
İdareyi, eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü tutan Anayasanın 125. maddesinin son fıkrası, yargı yeri kararı uyarınca iadesi gereken bir miktar paranın, idarenin tasarrufunda kalan sürede ilgilisi tarafından tasarruf edilememesinden doğan zararın giderilmesini de kapsamaktadır. İadesi gereken tutar yönünden vergi idaresi ile davacı arasındaki ilişki, iadenin yargı kararıyla hüküm altına alınması nedeniyle yönetilen-idare ilişkisi olmaktan çıkarak, bir borç ilişkisine dönüşmüştür. Dolayısıyla, bu ilişkinin borçlusu tarafından alacaklısına, 1. maddesinde Borçlar Kanunu ve Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hallerde hangi oranda faiz ödeneceğini düzenleyen, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümlerine göre faiz ödenmesi gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, dava konusu işlemin 2006 yılına dair kısmının iptali ile tüm dönemlere ilişkin olarak fazladan ödenen vergilerin başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte iadesine ilişkin hüküm fıkrası aynı gerekçe ve nedenlerle Dairemizce de uygun görülmüş olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, sözü geçen hüküm fıkralarının bozulmasını sağlayacak durumda görülmemiştir.
Mahkeme kararının, tahsil tarihi ile başvuru tarihi arasındaki dönem için faize hükmolunmasına ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz istemine gelince;
Yukarıda yer verilen hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden; ödenecek tutarın davacıya faiziyle iadesinde faizin başlangıç tarihinin 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’da yer alan düzenlemeler uyarınca, idareye başvuru tarihi olarak kabulü gerekirken, faizin başlangıcının ödeme tarihi olarak kabulü suretiyle verilen kararın anılan hüküm fıkrasında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen reddine, kısmen de kabulüne,
2. … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının; dava konusu işlemin 2006 yılına ilişkin kısmının iptali ile tüm dönemlere ilişkin olarak fazladan ödenen vergilerin başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle iadesine ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,
3. Kararın, tahsil tarihiyle başvuru tarihi arasındaki dönem için faize hükmedilmesine ilişkin hüküm fıkrasının ise BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13. maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine,
5. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 18/05/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
X – KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, mahkeme kararının tahsil tarihiyle idareye başvuru tarihi arasındaki dönem için yasal faize hükmedilmesine ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden temyiz isteminin reddi ile kararın anılan hüküm fıkrasının da onanması gerektiği oyu ile Dairemiz kararının bozmaya ilişkin hüküm fıkrasına katılmıyoruz.