Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2016/3525 E. , 2021/2387 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2016/3525
Karar No : 2021/2387
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …Bakanlığı / …
VEKİLİ : I. Huk. Müş. Yard. …
İSTEMİN_KONUSU : …. İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: …İl Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapmakta olan davacının, …İli …İlçe Emniyet Müdürlüğü emrinde görev yaptığı dönemde, 22/01/1994 tarihinde yasa dışı terör örgütü mensuplarınca İlçe Emniyet Müdürlüğü binasına ve lojmanlara yapılan saldırıda yaralanması sonucunda aktif polislik yapamayacağı, idari polislik yapabileceğinin sağlık kurulu raporu ile tespiti sonucu maddi ve manevi tazminat istemiyle İçişleri Bakanlığı’na yapılan başvurunun reddedilmesi üzerine, bu olayın davacıda meydana gelen iş gücü, efor kaybına etkisi oranında 40.000,00-TL maddi, 1.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 41.000,00-TL tazminatın 26/07/2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesinin Danıştay Onuncu Dairesinin 16/05/2012 tarih ve E:2008/7711, K: 2012/2275 sayılı bozma kararına uymak suretiyle vermiş olduğu …tarih ve E:…, K:…sayılı kararında; dava konusu olayda, 26/09/2002 tarihinde vazife malulü olarak emekliye ayrılan ve 20/03/2012 tarihinde idari polis olarak tekrardan göreve başlayan davacının 15/03/2024 tarihinde yaş haddinden emekli olacağı, 20/03/2012 tarihinde tekrardan göreve başlaması üzere vazife malulü aylığını almaya devam etmekle birlikte kendisine ikinci bir aylık bağlandığı, 20/03/2012 tarihinde tekrardan göreve başlayan davacıya 26/09/2002 tarihinde vazife malulü olarak emekliye ayrılması üzerine emsalinin alacağı maaş üzerinden belirlenerek ödenen vazife malulülüğü aylığının, tekrardan göreve başlaması üzerine, göreve başlama tarihi ve bu tarihten sonra vazife malulülüğü adı altında ödenecek maaşın emsalinin alacağı maaş üzerinden belirlendiğinden hiç görevinden ayrılmamış gibi maaşın belirlenmiş olacağı, bu durumda 20/03/2012 tarihinde tekrardan göreve başlayan davacıya ödenen vazife malulülüğü aylığının niteliği itibarıyla görev aylığı olduğu, bu nedenle de 20/03/2012 tarihinde tekrardan göreve dönmesi üzerine bağlanan ikinci görev aylığından, yaş haddinden emekli olacağı tarih olan 15/03/2024 tarihine kadar yapılacak ödemelerin toplamının yarar olarak değerlendirilerek davacının bir zararı varsa bu miktardan düşürülmesi gerektiği, aktif polis olarak görev yapmakta iken söz konusu olay nedeniyle meydana gelen efor kaybı dikkate alınarak daha az efor sarfederek görevini yapabileceği idari polislik görevine atanan davacının daha az efor sarfederek aktif polislikte alması gerektiği maaş ile birlikte ikinci bir aylık daha aldığı, 20/03/2012 – 15/03/2024 tarihleri arasında yaklaşık 12 yıl alacağı ve yarar olarak düşürülmesi gereken ikinci görev aylığının davacının emsallerine nazaran daha fazla güç harcayarak uğradığı zarardan fazla olduğu, davacının aktif döneme ilişkin olarak bir zararının bulunmadığı, 15/03/2024 tarihinde yaş haddinden emekli olacağı, bu tarih itibarıyla adi malüllük aylığına hak kazanacağından, bu nedenle de dava konusu olay nedeniyle erken emekliliğe ayrılma zorunda kalmayan davacıya vazife malüllüğü aylığı üzerinden yapılacak ödeme nedeniyle pasif dönemde bir zararının oluşmayacağı, aktif ve pasif dönemde maddi bir kaybı bulunmayan ve vazife malulü olarak emekliye ayrılması üzerine 30 yıl üzerinden hesaplanarak emekli ikramiyesi ödenen davacının maddi bir zararının bulunmadığı gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddine; manevi tazminat istemine ilişkin olarak ise, davacıya 22/08/2002 tarihli Emniyet Genel Müdürlüğü Nakdi Tazminat Komisyonu kararıyla 7.705,00-TL ödendiği görülmekte olup, dava konusu olay nedeniyle maddi bir zararı bulunmayan davacıya 2330 sayılı Yasa Kapsamında ödenen tazminatın yargı mercileri tarafından dikkate alınması anılan Yasa hükmünün gereği olduğundan ve davacının da maddi bir zararı olmaması nedeniyle 2330 sayılı Yasa ile ödenen 7.705,00-TL tazminatın davacının manevi zararlarının karşılığı olarak kabul edildiği gerekçesiyle manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, İdare Mahkemesinin uymak suretiyle karar verdiği Danıştay Onuncu Dairesinin 16/05/2012 tarihli ve E:2008/7711, K:2012/2275 sayılı kararında, mahkemenin maddi zararın bilirkişi incelemesi yaptırmak suretiyle tespit etmesi gerektiği, manevi tazminatın ise takdiren belirlenerek davacıya ödenmesine karar verilmesinin gerektiği hususlarının belirtilmiş olmasına rağmen İdare Mahkemesince bozma kararına aykırı şekilde bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın maddi tazminat isteminin reddi ile manevi tazminat isteminin reddi hakkında verilen kararın hukuka aykırı olduğu, vekalet ücreti yönünden ise davalı idare vekilli lehine reddedilen maddi tazminat için nispi olarak hesaplanarak hükmedilen 4.750,00 TL, reddedilen manevi tazminat için ise maktu olarak hükmedilen 1.000,00 TL olmak üzere toplamda 5.750,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu belirtilerek İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin reddine yönelik kısmı için temyiz isteminin reddi ile bu kısım yönünden kararının onanması gerektiği, manevi tazminat isteminin reddi ile vekalet ücreti yönünden temyiz isteminin kabulü ile bu kısımlar yönünden İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Polis memuru olan davacının …ili, …İlçe Emniyet Müdürlüğü emrinde görev yaptığı esnada 22/01/1994 tarihinde PKK terör örgütü mensuplarının İlçe Emniyet Müdürlüğü binasına ve lojmanlara roketatar, havan, vb. uzun namlulu silahlarla yaptıkları saldırıda yaralandığı, söz konusu olay nedeniyle 2330 sayılı yasa uyarınca davacıya 7.705,00 TL tazminat ödendiği, Samsun Devlet Hastanesi’nden alınan …tarih ve …sayılı sağlık kurulu raporunda “sağ akciğerde metalik yabancı cisim imajı mevcut, geçirilmiş bracehial pleksen alt grup kısmi yaralanmasına bağlı sağ elde fonksiyon kaybı” tanısı konulan davacı hakkında aktif polislik yapamayacağı, idari polislik yapabileceğine dair sağlık kurulu raporuna dayanılarak davalı idareden tazminat talebinde bulunulduğu, bu başvurunun reddi üzerine 15/04/2002 tarihinde bakılan davanın açıldığı, bakılan dava devam etmekte iken davacının bu kez 26/09/2002 tarihinde vazife malulü olarak emekliye ayrıldığı, 20/03/2012 tarihinde ise mesleğe yeniden dönerek idari polis olarak Ankara İl Emniyet Müdürlüğü’ne atandığı, tekrardan göreve başlaması üzere vazife malulü aylığını almaya devam etmekle birlikte kendisine ikinci bir aylık bağlandığı anlaşılmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare Mahkemesi Kararının Maddi Tazminat İsteminin Reddedilen Kısmı Yönünden İncelenmesi
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın ilgili kısmı usûl ve hukuka uygun olup davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
İdare Mahkemesi Kararının Manevi Tazminat İsteminin Reddedilen Yönünden İncelenmesi
Manevi tazminata, hükmedilmesi için idarenin mevzuata ve hukuka aykırı bir işlemi veya eylemi sonucunda ilgilinin şeref ve haysiyetinin zedelenmesi ya da ağır bir elem ve acı duymasına neden olması halinde hükmedileceği idare hukukunun temel prensiplerindendir.
Manevi tazminat, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de tam yargı davalarının niteliği gereği olarak da takdir edilen miktarın aynı zamanda idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak bir oranda olması gerekmektedir.
Manevi zarar, kişinin fizik yapısını zedeleyen, yaşama gücünü azaltan olaylar nedeniyle duyulan acıyı, ıstırabı veya kişilik haklarının zedelenmesi nedeniyle şeref ve haysiyetin rencide edilmesini ifade ettiği gibi; günlük yaşamı zorlaştıran belli ağırlıktaki her türlü üzüntü ve sıkıntıyı da kapsamaktadır. Ancak kişinin kendi tutum ve davranışları nedeniyle duyduğu üzüntü ve acı nedeniyle idarece tazmini gereken manevi zararın doğduğundan söz edilemeyeceği de açıktır.
Bu bağlamda, olayın vuku buluş şekli ve davacının sakatlanan elinin bundan sonraki yaşamı üzerindeki neticeleri, bu nedenle duyduğu elem ve ızdırabın karşılığı olarak sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak düzeyde davacıya taleple bağlı kalınarak 1.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekmektedir.
İdare Mahkemesi Kararının Davalı İdare Vekili Lehine Nispi Vekalet Ücretine Hükmedilmesine İlişkin Kısmının İncelenmesi
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, “Temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştay’ın kararı düzelterek onayacağı” hükme bağlanmıştır.
21/12/2015 tarih ve 29569 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve Mahkeme kararı tarihi itibarıyla uyuşmazlığa uygulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret” başlıklı 13. maddesinde; “Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin İkinci Kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Tarifenin “Manevi tazminat davalarında ücret” başlıklı 10. maddesinde ise “(1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir.” düzenlemesi yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava, 40.000,00 TL maddi, 1.000,00 TL manevi tazminat istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesi’nce, davanın reddine, reddedilen maddi tazminat için 4.750,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idarelere verilmesine karar verilmiştir.
Maddi tazminat talebiyle açılan davalarda, davanın kısmen kabul, kısmen ret veya tamamen retle sonuçlandığı durumlarda kabul edilen tazminat miktarının önemli kısmının vekâlet ücreti olarak davalı idareye ödenmesi, açılan tazminat davasını davacı açısından anlamsız hale getirmekte, bazı olaylarda ise, davacının dava açılmadan önceki durumundan daha kötü bir duruma girmesine neden olmakta, bu durum, gerek Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararlarında gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak değerlendirilmektedir. Tümden ret ya da kısmen kabul, kısmen ret ile sonuçlanan maddi tazminat davalarında, taraflar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, kişilerin hak arama özgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal etmeden ne şekilde hesaplanacağı konusunda Tarifenin 10. maddesinin 2. ve 3. fıkralarına paralel bir düzenlemeye yer verilmemiş olması nedeniyle, reddedilen maddi tazminatın Tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceğine ilişkin Tarife hükmünün ihmal edilmesi, hakkaniyete daha uygun olacaktır.
Yukarıda yer alan açıklamalar uyarınca, İdare Mahkemesince, maddi tazminat isteminin tamamı için ret hükmü kurulmasına rağmen davalı idare lehine nispi vekâlet ücreti hükmedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine
2. Temyize konu …. İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, reddedilen maddi tazminat için davalı idare lehine nispi olarak hesaplanan …TL vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmı ile manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18/05/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.