Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2014/21052 E. 2015/14520 K. 10.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/21052
KARAR NO : 2015/14520
KARAR TARİHİ : 10.09.2015

Mahkemesi : Antalya 6. İş Mahkemesi
Tarihi : 25/09/2014
Numarası : 2012/158-2014/369

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,

2-Davacı, davalı ile aralarında 23/11/2011 – 12/11/2012 tarihleri arasını kapsayan belirli süreli iş sözleşmesi imzalandığını, davalı işverence ödenmeyen ücretlerini talep edince tehdit edilmesi nedeniyle iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini, taraflar arasında yapılan sözleşmenin 7/g maddesinde cezai şartın düzenlendiğini ve anılan madde uyarınca 20.000,00 TL tazminat talep ettiğini ileri sürerek, cezai şart alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, belirli süreli iş sözleşmesine göre tarafların üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmesi gerektiğini, davacının İş Kanununun 24. maddesinde belirtilen şartlar oluşmadan haksız isnatlarla tazminat talebinin iyi niyet ve hakkaniyet kurallarına uygun olmadığını, davacının haftalık ücret ödemesini elden almasına karşın herhangi bir belge alınmadığı için ikinci kez haftalık ücret istediğini ve kendisine tekrar ödeme yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece Borçlar Kanunun 161/3 maddesi dikkate alınarak takdiren 10.000,00 TL tazminat alacağının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş sözleşmesinde kararlaştırılan cezai şartın koşullarının oluşup oluşmadığı ve indirim yapılıp yapılmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Cezai şart öğretide, mevcut borcun ifa edilmemesi veya eksik ifası halinde ödenmesi gereken mali değeri haiz ayrı bir edim olarak tanımlanmıştır (Tunçomağ, Kenan: Türk Hukukunda Cezai Şart, İstanbul 1963).
Gerek belirli gerekse belirsiz iş sözleşmelerinde, cezai şart içeren hükümler, karşılıklılık prensibinin bulunması halinde kural olarak geçerlidir. Ancak, sözleşmenin süresinden önce feshi koşuluna bağlı cezai şartın geçerli olabilmesi için, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin belirli süreli olması zorunludur. Asgari süreli iş sözleşmelerine de aynı şekilde hükümler konulması mümkündür.

Borçlar Kanunun 161/son maddesinde ise, fahiş cezai şartın hâkim tarafından tenkis edilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. İş hukuku uygulamasında işçi aleyhine cezai şart düzenlemeleri bakımından konunun önemi bir kat daha artmaktadır. Şart ve ceza arasındaki ilişki gözetilerek, işçinin iktisadi açıdan mahvına neden olmayacak çözümlere gidilmelidir. İşçinin belli bir süre çalışması şartına bağlanan cezalardan, sözleşme kapsamında çalışılan ve çalışması gereken sürelere göre oran kurularak indirime gidilmelidir.
Somut olayda, mahkemece Borçlar Kanunun 161/son maddesi dikkate alınarak takdiren 10.000,00 TL tazminata hükmedilmiştir. Ancak yukarıda belirtilen esaslar dahilinde davacının asgari süreli belirsiz iş sözleşmesi gereğince çalıştığı ve çalışması gereken süre oranlanarak bulunacak miktara hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde takdiren indirim yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 10.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.