Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/15297 E. 2015/30352 K. 21.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15297
KARAR NO : 2015/30352
KARAR TARİHİ : 21.10.2015

MAHKEMESİ : Sulh Ceza Mahkemesi

SUÇ : Güveni kötüye kullanma

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanık ile katılanın daha öncesinde komşu oldukları, sanığın ticari işlerinin kötü gitmesi nedeniyle kredi çekmek istediği, gösterecek teminatı olmadığı için katılandan Atatürk Mahallesi Timaş Yapı Kooperatifinde bulunan dairesini çekeceği krediye teminat olarak göstermek amacıyla kendi üzerine geçirmesini istediği, bunun üzerine söz konusu dairenin önce sanığın annesi Gülsüm üzerine daha sonradan sanık üzerine devredildiği, bir süre sonra katılanın, dairesinin bir başkasına satıldığını öğrendiği, bu şekilde sanığın katılana ait olup bankadan çekeceği kredi için teminat olarak göstermek üzere kendisine devredilen daire üzerinde dairenin devri amacı dışında tasarrufta bulunduğu anlaşılan olayda, güveni kötüye kullanma suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş, TCK’nın 73/2. maddesine göre, altı aylık şikayet süresinin şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden itibaren başlaması, katılanın da sanığın suça konu daireyi 23.07.2009 tarihinde Sultan Mişe isimli şahsa satması ve sonrasında Erdal Mişe’nin katılandan dairenin anahtarını istemesi üzerine, durumdan haberdar olan katılanın 01.09.2009 tarihinde altı aylık süre içerisinde şikayetçi olması karşısında, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 21.10.2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Katılan Z.. P.. birbiriyle çelişen anlatımlarında özetle; Atatürk mahallesinde bulunan kendisine ait 6 bağımsız bölüm nolu dairesini sanığın annesi……… devrettiğini, ……’ün de daireyi oğlu olan sanığa kredi alınabilmesi için devrettiğini, sanığın da kendisine evden dolayı teminat olarak 65.000 lira senet verdiğini, bu evi sanık tarafından …… isminde üçüncü bir kişiye sattığını anlatmaktadır.
Gülsüm Polat, katılanın, kendisine evi sanığa devretmesini söylemesi üzerine devrettiğini söylerken, sanık ise mahkemede bu anlatımları doğrulayarak kredi çekmek için evin devrine katılanın izin verdiğini, krediyi çeken …… katılanın bilgisi dahilinde evi devrettiğini, 40.000 lira kredinin çekilip kendisine verildiğini, bu parayı harcadığını, kredinin kalan kısmını ödeyemeyince ………..’dan borç para aldığını bunu da ödeyemeyince bu şahsın daireyi sattığını, katılana durumu anlattığını, durumu düzelince borcunu ödeyeceğini söylediğini ve buna ilişkin senet verdiğini söylemektedir.
Dosya içinde bulunan tapu kayıtlarının incelenmesinde, söz konusu dairenin katılan tarafından …………… tarafından M.. P..’a, Müslüm tarafından ………….tarafından …………satıldığı anlaşılmaktadır.
Sanık tarafından katılana verilen, alacaklısı katılan, borçlusu sanık olan 65.000 liralık senedin arkasına da “Bu senet Atatürk Mahallesi Timaş Kooperatifinden satılan bir evin emsali karşılığı verilmiştir.” diye şerh düşüldüğü anlaşılmaktadır.
Katılan tarafından tapuda devri sağlanan evi ile ilgili emsal karşılığı bonoyu da kabul etmesi karşısında sanık ile katılan arasındaki ilişkinin alım satıma yönelik hukuki bir ilişki olduğu, hukuki ilişkiden kaynaklanan sorunların ise suçun yasal unsurlarını oluşturmayacağı ve sanığın beraati yerine yazılı şekilde kurulan mahkumiyet hükmünü onayan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.