YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/14730
KARAR NO : 2015/10153
KARAR TARİHİ : 09.06.2015
Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Hüküm : TCK’nın 179/3. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 179/2, 62, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
TCK’nın 58/6. maddesinde tekerrür halinde hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirileceği ve ayrıca mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının öngörüldüğü, mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbirlerinin yer aldığı 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 108. maddesinde ise, yalnızca mükerrirler hakkında tayin olunan özgürlüğü bağlayıcı ceza olan hapis cezalarının ne şekilde infaz edileceği belirtilmiş olup, bu maddede adli para cezasının infazı konusunda herhangi bir düzenlemenin bulunmadığı, 5275 sayılı Kanunun 106. maddesinde adli para cezasının infazı düzenlenmiş olup, bu maddede mükerrirler hakkında hükmolunan adli para cezasının infazına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği, bu durumda, 5237 sayılı TCK’nın 58, 5275 sayılı Kanunun 106 ve 108. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, sanık hakkında hükmedilen kısa süreli hapis cezasının, adli para cezasına çevrilmesi karşısında, TCK’nın 58. maddesi gereğince tekerrür hükümleri uygulanamayacağından tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, mahalli Cumhuriyet Savcısının, sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Temel ceza belirlenirken, TCK’nın 61/1. maddesinde yer alan ölçütler nazara alınarak, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle, aynı Kanun’un 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerektiği gözetilmeden, olay günü güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak şekilde 289,2 promil alkollü olarak araç kullanarak tek taraflı yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet veren, daha önce aynı suçtan mahkumiyeti bulunan ve alkollü şekilde araç kullanma nedeniyle üç kez ehliyeti geri alınan sanık hakkında, almış olduğu alkol miktarına nazaran, suçun işleniş biçimi, meydana gelen tehlikenin ağırlığı ve sanığın kastının yoğunluğu dikkate alınarak, alt sınır aşılıp hak ve nasafete uygun bir ceza hükmedilmesi yerine, asgari hadden ceza tayini,
2-5237 sayılı TCK’nın 50. maddesi hükmünün sanık hakkında uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek somut gerekçeler gösterilmek suretiyle takdir hakkının kullanılması gerektiği, bu itibarla trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sabıkası bulunan, alkollü şekilde araç kullanması nedeniyle üç kez ehliyeti geri alınan sanığın kişilik özellikleri ve suçun işleniş şekli dikkate alındığında 5237 sayılı TCK’nın 50/1-a maddesinin uygulanma koşulları oluşmadığı gibi, TCK’nın 50/3. maddesi gereğince, onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş sanıkların kısa süreli, diğer sanıkların ise otuz gün ve daha az süreli hapis cezalarının aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilebilmesi için, daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olma koşuluna yer verilmiş olup, kayden 06/01/1972 doğumlu ve suç tarihinde 40 yaşında olan sanığın, Sulh Ceza Mahkemesinin 27/04/2010 tarihli ve 2009/74 Esas, 2010/52 Karar sayılı ilamına göre, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan dolayı tekerrüre esas teşkil edecek nitelikte 3 ay 10 gün hapis cezası mahkumiyetini içerir sabıkasının bulunması karşısında, 25 gün hapis cezasına mahkum edilen sanık hakkında, TCK’nın 50/3. maddesinin de uygulanma koşullarının oluşmadığının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 09/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.