YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/14751
KARAR NO : 2015/29271
KARAR TARİHİ : 01.10.2015
MAHKEMESİ : Yalova 2. Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Göz muayenesi olmak için Uzmanlar Hastanesine gelen 1926 doğumlu şikayetçi-mağdure ile diyalog başlatan ve ona işlemlerinde yardımcı olabileceğini belirtip adını H Ç olarak bildiren ve kullanımda olmayan …5657 no’lu cep telefonu numarasını vererek güven sağlayan sanığın, 13.03.2010 tarihine ameliyat günü alan şikayetçiye, doktorla konuşup ameliyat için gerekli olduğu söylenen paradan indirim yaptıracağını, taksitlere bağlatacağını vaat edip inanç sağladıktan sonra “…doktorla konuştum ameliyat parasında indirim yaptı ve 200 TL taksitle ödeyeceksin, ilk taksit için bana 150 TL vermen yeterli, 50 TL’yi de ben katar doktora veririm… reçeten de bende kalsın, ilaçlarını da alırım…” gibi sözlerle kandırıp haksız yarar sağlaması eyleminin “dolandırıcılık” suçunu oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında aşağıdaki bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Temel hapis cezası alt sınırdan taktir ve tayin olunduğu halde, aynı gerekçeye dayanılarak, adli para cezasının belirlenmesine esas alınan temel tam gün birim sayısının asgari hadden uzaklaşılarak tespiti suretiyle hükümde çelişkiye neden olunması,
TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan “sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine” ilişkin hak yoksunluğunun koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanabileceğinin nazara alınmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasında yer alan TCK’nın 53. maddesinin tatbikine ilişkin bölüm çıkartılarak yerine “sanığın, TCK’nın 53/3. maddesi uyarınca, aynı maddenin 1. fıkrasının c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, “paragrafı yazılmak ve hüküm fıkrasının birinci paragrafındaki “150” ve dördüncü paragrafındaki “3.000,00” rakamlarının çıkartılarak yerlerine sırasıyla “5” ve “100” rakamları yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 01.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.