Danıştay Kararı 5. Daire 2017/3514 E. 2021/1364 K. 29.04.2021 T.

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2017/3514 E.  ,  2021/1364 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2017/3514
Karar No : 2021/1364

DAVACI : …

DAVALI : …
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararname hükümleri dayanak alınarak meslekten çıkarılmasına karar verilemeyeceği, dava konusu kararın, olağanüstü hal ilanının gerekçesi olan şiddet olaylarının yaygınlaşmasını önleme amacına uygun olarak tesis edilmiş bir işlem olmadığı, Anayasanın 139. maddesinde düzenlenen azledilme yasağına aykırı olduğu, dava konusu kararın dayanağı olan Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi ile getirilen düzenlemelerin, olağanüstü halin gereklerini aşar nitelikte olduğu, yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesi ile hakimlik ve savcılık teminatına aykırılık teşkil ettiği, süre yönünden herhangi bir belirleme içermediği, etkileri olağanüstü hal sona erdikten sonra da devam edecek şekilde geçici olmayan tasarruflar içerdiği, geçici nitelikte olan Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi ile kalıcı sonuçlar doğuracak şekilde işlem tesis edilmesinin hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu, Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamelerinin Resmi Gazetede yayımlanmakla yürürlüğe gireceği açıksa da yürürlüklerinin devamı için TBMM’nin onayının gerektiği, hakkında disiplin soruşturması yapılmadan Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) 2. Dairesi tarafından verilmesi gereken kararların HSK Genel Kurulu tarafından verildiği, bu şekli ile savunma ve isnadı öğrenme hakkının ihlal edildiği ve itiraz hakkının kısıtlandığı, Anayasaya, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ve ilgili mevzuata aykırı olarak usule ilişkin işlemlere riayet edilmediği, dava konusu kararda FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını gösteren doğrudan veya dolaylı herhangi bir bilgi, belge ya da bulgu ortaya konulmadığı, kişiselleştirme yapılmadığı, karara dayanak yapılan olay ve eylemlerin kendisi için geçerli olmadığı, FETÖ/PDY terör örgütü ile ya da başka bir terör örgütü ile bağlantısı, irtibatı ya da iltisakı olmadığı, dava konusu karara esas alınan suçlamalarla alakalı daha önce hakkında açılmış bir disiplin soruşturması ya da ceza kovuşturması bulunmadığı, görev süresi boyunca görevini mevzuata ve mesleki gerekliliklere uygun yaptığı, dava konusu karar ile adil yargılanma hakkının, masumiyet karinesinin, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin, kanun önünde eşitlik ilkesinin ihlal edildiği ileri sürülerek dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasanın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp “göreve son” müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanunun 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ:Davanın derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI …’İN DÜŞÜNCESİ: Dava; davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ve yine aynı Kurulun … tarih ve … sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararının iptali istemiyle açılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde, “Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması” dava şartları arasında sayılmış, 115. maddesinde ise, mahkemenin dava şartı noksanlığını tespit etmesi halinde davayı usulden reddedeceği kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda “derdestlik” müessesesi düzenlenmemiş ve Kanunun 31. maddesinde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun derdestlik ile ilgili maddelerine atıfta bulunulmamış olmakla birlikte; tarafları, konusu ve sebebi aynı olan bir davanın daha önce aynı veya başka bir mahkemede açıldığının ve görülmekte olduğunun saptanması halinde, ikinci davanın esasının derdestlik nedeniyle incelenemeyeceği usul hukukunun genel ilkelerindendir.
Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun ile kanunlaşan) 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararı ile yine anılan Kurulun yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararının iptali stemiyle Danıştay Beşinci Dairesinin E:2017/7245 sayılı dosyasında açılan dava derdest iken, aynı istemleri de içeren bakılmakta olan bu davanın açıldığı anlaşıldığından, yukarıdaki hükümler birlikte değerlendirildiğinde bu davanın derdestlik nedeniyle incelenmesi olanağı bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davalı idarenin derdestlik dışındaki usule ilişkin iddiaları yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:

A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ
…. tarih ve … sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından … tarih ve … sayılı kararla süre yönünden reddedilmiş; daha sonra aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararıyla bahse konu süre ret kararı kaldırılarak yeniden inceleme talebi esastan reddedilmiştir.
Davacı tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararın iptali talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.

B) İNCELEME VE GEREKÇE
Tarafları ve konusu aynı olan bir davanın, daha önce aynı veya başka bir mahkemede açıldığının ve görülmekte olduğunun saptanması halinde, usul hukukunun temel kavramlarından biri olan derdestlik müessesesinin ifade ettiği ”ilk davanın aynısı olan diğer davaların açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığı” olgusundan hareketle, sonraki davaların derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Derdestlik durumunun ortaya çıkması için; aynı davanın birden fazla açılmış olması ve birinci davanın görülmekte olması şartları birlikte gerçekleşmelidir. Davaların aynı dava olarak kabul edilebilmesi de; davaların taraflarının, konularının, dava konusu işlemlerin aynı olmasına bağlıdır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı, bununla birlikte davacı tarafından aynı istemle Dairemizin E:2017/7245 sayısına kayıtlı ayrı bir davanın daha açıldığı ve bu davanın Dairemizin 29/04/2021 tarih ve E:2017/7245, K:2021/1363 sayılı kararı ile reddine karar verildiği, anılan kararın ise henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Buna göre, yukarıda belirtilen ve Dairemizin E:2017/7245 sayısına kayıtlı dava ile bakılmakta olan bu davanın tarafları, konusu ve sebeplerinin aynı olduğu görüldüğünden, derdestlik nedeniyle bu davanın esasının incelenmesine hukuken imkan bulunmamaktadır.

C) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali istemi yönünden davanın DERDESTLİK NEDENİYLE İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
2. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilmeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 29/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.