Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2014/18559 E. 2015/10248 K. 10.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/18559
KARAR NO : 2015/10248
KARAR TARİHİ : 10.06.2015

Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : CMK’nın 223/2-a. maddesi gereğince beraat

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
08/10/2013 tarih ve 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 7. maddesine göre, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararlarının, 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca maliklere tebliğ edileceği; sit alanlarının, tabiat varlıklarının ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin tescil kararlarının da Resmî Gazete’de yayımlanmakla birlikte, Bakanlığın internet sayfasında bir ay süreyle duyurulacağı;
Belirtilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;
Bu açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında, İstanbul 2 numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 07.10.1999 tarih, 5346 sayılı kararıyla 1. derece doğal sit alanı olduğu kabul edilen, İstanbul ili, … ilçesi, 673 ada, 1-2-3-4-5-6 sayılı parseller, 868 ada, 2 sayılı parsel ve 775 ada, 1-2-3 sayılı parselleri kapsayan Burla Biraderler Korusunun içerisinde yer alan 673 ada 3 sayılı parselin sanık … tarafından 14.03.1997 tarihinde satın alındığı, bu parselin sanık … tarafından sanık… 14.07.2004 tarihinde satıldığı, yerinde yapılan incelemelerde davaya konu 673 ada, 3 sayılı parsele …ve … iletişim operatörlerinin baz istasyonu direklerinin dikilmiş olduğunun ve ayrıca parsel içerisinde bir adet galeri olarak
kullanılan tek katlı binanın da yapılmış olduğunun tespit edildiği, 1. derece doğal sit alanı içerisinde kalan alana yapılan izinsiz uygulamaların, 26.04.2004 tarihinde yerinde inceleme yapan ve rapor düzenleyen İstanbul 2 numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu görevlilerince tespit edildiği, davaya konu uygulamaların yapıldığı arazinin önceki ve sonraki malikleri olan sanıklar … ile … hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan davanın açıldığı, her ne kadar yargılama sonunda mahkemece, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinin, Anayasa Mahkemesi’nin Resmi Gazetenin 13/10/2012 tarih ve 28440 sayılı nüshasında yayınlanan 2011/18 Esas, 2012/53 Karar sayılı 11/04/2012 tarihli kararıyla iptal edildiği gerekçesi ile sanıkların beraatine karar verilmiş ise de, sanıkların üzerine atılı eylemin suç olmaktan çıkartılmadığı, iptal kararının yürürlüğe gireceği 13/10/2013 tarihinden önce, 08/10/2013 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde eylemin yaptırım altına alındığı, bölgenin sit alanı ilan edildiğine dair Koruma Bölge Kurulu’nun kararının Pendik Belediyesince mahallinde ilan edildiğine dair 20.08.1999 tarihli tutanağın dosya kapsamında bulunduğu, böylece sanıklar hakkında kurulan beraat gerekçesinin yerinde olmadığı; ancak, gerek baz istasyonunun 02.03.2005 tarihinde kaldırıldığına ilişkin … firmasının Cumhuriyet Başsavcılığına yazdığı 30.12.2005 tarihli yazıdan, gerek dosya kapsamında bulunan ifadelerden ve gerekse dosya kapsamında örneği bulunan. İdare Mahkemesince alınmış, olay yeri keşfine dayalı 01.03.2006 tarihli bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere, olay yerinden davaya konu baz istasyonu direklerinin kaldırılmış olduğu, olay yerinde sadece galeri olarak kullanılan binanın bulunduğu, bu binanın ise 26.04.2004 tarihindeki incelemede de tespit edilmiş olması ve bu tarihten sonra izinsiz yapılan binaya eklentilerin yapıldığına veya binanın dışında esaslı onarımların gerçekleştirildiğine dair tespitlerinde olmaması karşısında, suç tarihinin 26.04.2004 olarak kabul edilmesi gerektiği, bu tarih esas alındığında, suç tarihi ile inceleme tarihi arasında, lehe olan 765 sayılı TCK’nın 102/4, 104/2 maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık olağanüstü zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla;
Sanıklara isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem 6498 sayılı Kanun ile değişiklik öncesi 2863 sayılı Kanunun 65/b maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı TCK’nın 7/2 maddesi yollamasıyla lehe neticeler doğuran (mülga) 765 sayılı TCK’nın 102/4 maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 104/2 maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, suç tarihi olan 26/04/2004 tarihinden itibaren 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2 maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımı inceleme tarihinden önce gerçekleşmiş olmakla, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 765 sayılı TCK’nın 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince kamu davasının DÜŞMESİNE, 10/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.