YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/18569
KARAR NO : 2015/10251
KARAR TARİHİ : 10.06.2015
Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : CMK’nın 223/2-a. maddesi gereğince beraat
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 14.12.1974 tarih, 8172 sayılı kararıyla Doğal ve Tarihi Sit Alanı olduğu tespit ve ilan edilen Boğaziçi Sit Alanı içerisinde yer alan ve İstanbul 3 numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 07.04.1994 tarih, 6563 sayılı kararıyla korunması gerekli kültür varlığı olduğu kabul edilen ve aynı Koruma Kurulu’nun 16.05.1996 tarih, 8151 sayılı kararıyla da hazırlanan restorasyon projeleri onaylanan İstanbul ili, … ilçesi, … mahallesi, …sokak, 860 ada, 23 sayılı parselde yer alan tescilli binanın sanık … tarafından 14.06.1993 tarihinde satın alındığı, sanık Haluk tarafından 2002 yılında binanın eşi … devredildiği, ancak binayı intifa hakkı ile kullanan kişinin halen sanık … olduğu, davaya konu binanın 03.09.2007 yılında sanık …’nın kızı olan … tarafından satın alındığı, ancak binanın intifa hakkı ile sanık … tarafından kullanılmaya başlandığı, bu tarihten sonra binada basit tadilat yapılmak istendiği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Koruma Uygulama ve Denetim Bürosuna başvurulduğu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Koruma Uygulama ve Denetim Bürosu görevlilerince yerinde yapılan 28.03.2008 tarihli denetimde, yapının onaylı projesinde giriş holünde olması gereken merdiven boşluğunun kapatılarak ıslak mekan haline getirildiğinin, yapının 2. bodrum kat arka cephesinin gabarisinde değişiklik yapılarak genişletildiğinin ve bu kata yüzme havuzu yapıldığının, zemin kat ve 1. bodrum katta bulunan merdiven kovasının yerinin değiştirildiğinin, sağ yan cepheye de camekandan kapalı bir mekan oluşturulduğunun tespit edildiği, bu tespitler üzerine ilgili Koruma Bölge Kurulu’nun 12.11.2009 tarih, 2159 sayılı kararıyla aykırılıkların giderilmesi için 6 aylık sürenin verildiği, ilgili Koruma Bölge Kurulu görevlilerince yerinde yapılan denetimde aykırılıkların halen giderilmemiş olduğunun belirlenmesi üzerine de, İstanbul 3 numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 06.10.2010 tarih, 2958 sayılı kararıyla sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği, tescilli binanın önceki ve şimdiki kullanıcıları olan sanıklar … ile … hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan davanın açıldığı, her ne kadar yapılan yargılama neticesinde, 11.10.2013 tarih ve 28792 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6498 sayılı Kanun gereğince, sit alanı ilanına veya koruma kararına ilişkin kararların ilgililerine tebliğ edilmesinin zorunlu hale getirildiği, olayda ise tebliğin bulunmadığı gerekçesi gösterilerek, sanıkların beraatine karar verilmiş ise de; tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararlarının tebliğ zorunluluğunun, 11.10.2013 tarihinden itibaren yapılan tescil işlemleri için gerekli olduğu, bu tarihten önce yapılmış tescil işlemleri için tebliğ zorunluluğu bulunmayıp, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmiş olmasının veya koruma kararının tapu kaydına şerh verilmesinin, koruma kararının ilgililerince bilindiğinin kabul edilmesi konusunda yeterli olduğu, olayımızda ise davaya konu yerin tek yapı ölçeğindeki kültür varlığı olduğu, ancak koruma kararının 11.10.2013 tarihinden önce, 07.04.1994 tarihinde kabul edildiği, sanıkların verdikleri ifadelerinde, binanın tescilli bir kültür varlığı olduğunu bilmediklerine dair iddialarının olmaması, yapılacak onarımlar için ilgili birimlere başvurularda bulunulmuş olması ve binanın tapu kaydında korunması gerekli eser olduğuna dair şerhin bulunması karşısında, davaya konu binanın korunması gerekli taşınmaz kültür varlıkları olduğunun sanıklar tarafından bilindiğinin kabul edilmesi gerektiği, böylece sanıklar hakkında kurulan beraat gerekçesinin yerinde olmadığı anlaşılmakla;
Üzerinde müdahale gerçekleştirilen taşınmazın 2863 sayılı Kanunun 6. maddesi kapsamında tescilli kültür varlığı olması nedeniyle taşınmazda izinsiz ya da izin kapsamı dışında yapılan her türlü inşai faaliyetin suç oluşturacağı, bu bakımdan müdahalenin binanın içinde ya da dışında gerçekleştirilmesinin önem arz etmediği, bu kapsamda tescile esas bilgi ve belgeler getirtilerek, izinsiz yapılan tadilatın yapının tescil edilmesine neden olan kriterlere uygun olup olmadığının, yapıya ait orjinal dokuya uyum sağlayıp sağlamadığının, tescilli kültür varlığında zarar meydana getirip getirmediğinin belirlenmesi gerektiği,
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, olay yerinde sanat tarihçi ve inşaat mühendisi ile yeniden keşif icra edilerek, öncelikle izinsiz uygulamalarda kullanılan malzemelerdeki eskime durumu nazara alınarak yapım tarihlerinin tespit edilip sonucuna göre hakkında dava açılan sanıkların hukuki durumunun tayin edilmesi, izinsiz uygulamaların ne zaman yapıldıklarının, böylece sanıkların hukuki sorumluluğunun tespitinin ardından, uygulamaların tescilli kültür varlığının bütünü ve dolayısıyla orjinal dokusu ile uyumlu olup olmadığının, niteliğinin ve yapıda zarar meydana getirip getirmediğinin belirlenmesi, taşınmazın bu nitelikte bir zarar gördüğünün belirlenmesi durumunda sorumluluğu tespit edilen sanığın, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/1-1.cümlesi uyarınca cezalandırılması, bu nitelikte bir zararın mevcut olmadığının, ancak yapılan uygulamaların ruhsata tabi inşai ve fiziki müdahale kapsamında bulunduğunun belirlenmesi durumunda, 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1-2.cümlesi uyarınca cezalandırılması, yapılan bu uygulamanın ruhsata tabi olmayan, “basit onarım” niteliğinde olduğunun belirlenmesi halinde ise, 5498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/4. maddesi ile cezalandırılması gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi; ayrıca, izinsiz uygulama neticesinde tescilli yapının zarar görmediğinin anlaşılması durumunda, suça konu taşınmazın bulunduğu ilde suç tarihi itibariyle büyükşehir belediyesi veya il özel idaresi bünyesinde koruma, uygulama denetim bürosu kurulup kurulmadığı araştırılıp, eğer kurulmuş ise, taşınmazın bulunduğu yerin koruma, uygulama denetim bürosunun sorumluluk alanı kapsamında olup olmadığı hususu tespit edilip, hükümden sonra, 08/10/2013 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanun’un 65. maddesinde yapılan değişiklikler de dikkate alınarak, sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince, sanıkların beraatine ilişkin hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 10.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.