YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/3122
KARAR NO : 2015/28899
KARAR TARİHİ : 17.09.2015
MAHKEMESİ : Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, tehdit, kasten yaralama
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi,verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Cezaevinden yeni çıkan sanığın, kayınpederi olan P.. Y..’ın evine gidip silah kabzasıyla yüzüne vurarak yaraladığı, ardından “ bana 10.000,00 TL vereceksin” dediği, katılanın parasının olmadığını söylemesi üzerine “vermezsen seni öldüreceğim” diyerek tehdit ettiği, bir gün öncesinde ise katılanın evinin camlarını kırarak malına zarar verdiği somut olayda;
1- Sanığın, kayınbabasına ait evin camlarını kırdığından bahisle mahkumiyetine karar verilmiş ise de 5237 sayılı TCK’nın 167/1-b maddesine göre, suçun, üstsoy, altsoy veya bu derecede kayın hısımlarından birinin zararına olarak işlenmesi halinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunamayacağı şeklindeki düzenleme karşısında, sanık hakkında 5271 sayılı 223/4-b maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet karar verilmesi,
2- Sanığın, katılandan tehdit ve cebir uygulayarak para istemek şeklindeki eylemlerinin bir bütün halinde silahla yağma suçunu oluşturduğu gözetilip, TCK’nın 150. maddesinde düzenlenen bir hukuki alacağın tahsiline yönelik yağmanın şartlarının oluşup oluşmadığı tartışılıp gerekçeleri denetime izin verecek şekilde ortaya konulmadan tehdit ve kasten yaralama suçlarından ayrı ayrı hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddeleri gereğince sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 17.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.