YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/11673
KARAR NO : 2015/28508
KARAR TARİHİ : 10.09.2015
MAHKEMESİ : Erzurum 3. Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanığın kendisine ait olan [email protected] msn adresini kullandığı ve şifresinin forsenn olduğu, sanığın aynı zamanda www.formbuddy.com sitesine üye olduğu, bu siteye giriş için “kosovali_9” kullanıcı adını ve “forsenn” şifresini kullandığı, daha sonra “www.formbuddy.com” sitesinde bulunan “www.ozel-fotom.4t.com” sitesini hedef alarak seçtiği msn adreslerine gönderdiği, bu siteyi gören şahısların ise bu siteye tıkladıklarında kendilerinden siteye giriş için msn adreslerini ve şifrelerini girmelerini istediği, şahısların bu şekilde siteye giriş yaptıklarında kendilerine ait msn adresleri, bilgisayar IP numaraları ve şifrelerinin otomatik olarak “www.formbuddy.com” sitesinde bulunan sanığın kayıtlı olduğu üye hanesine gittiği, sanığın da kendi üye hanesine gelen şahıslara ait msn adreslerine bu şekilde giriş yaptığı, bu şahısların msn şifresini değiştirererek msn adresinin asıl sahibinin msn sayfasına girişlerini engellediği, ele geçirdiği msn adreslerinde kayıtlı bulunan şahıslar ile msn adreslerinin asıl sahibiymiş gibi yazışma yaparak kontör talep ettiği, şahısların talebe icabet edip kontör göndermelerinden sonra msn adresini kapattığı, sanığın bu şekilde mağdur ve katılanın msn adreslerine girerek kendisini bu kişilerin arkadaşlarıymış gibi tanıtıp, katılan G.. D..’nin arkadaşlarından 600,00 TL.’lik kontör aldığı, kendisini şikayetçi İ.. B..’in arkadaşıymış gibi tanıtarak şikayetçi İrfan’dan 702,00 TL.’lik kontör aldığı, mağdur R ‘nin arkadaşlarından kontör alamadığı ve eylemin teşebbüs aşamasında kaldığının iddia ve kabul edildiği somut olayda;
1 Sanığın, mağdur İ.. B..’e yönelik eylemi nedeni ile kurulan mahkûmiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde;
Sanık hakkındaki takdir olunacak temel adli para cezasının suçlardan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde belirlenmesi gerekirken, 2 yıl hapis cezası ve 5 gün adli para cezası belirlendikten sonra TCK’nın 158/1-son maddesi gereğince hapis cezasının 3 yıla yükseltilip haksız menfaatlerin iki katına hükmedilmesi, ardından gün olarak belirlenmeyip doğrudan hükmedilen adli para cezası üzerinden indirim yapılması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanığın, mağdur R.. M..’e yönelik eylemi nedeni ile kurulan mahkûmiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkındaki takdir olunacak temel adli para cezasının suçlardan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde belirlenmesi gerekirken, 2 yıl hapis cezası ve 5 gün adli para cezası belirlendikten sonra TCK’nın 158/1-son maddesi gereğince hapis cezasının 3 yıla yükseltilip haksız menfaat temin edilmediği gerekçesi ile 100 tam gün olarak adli para cezasına hükmedilip ardından bu ceza üserinden indirimlerin uygulanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “100,00 TL”, “75 TL”, “62,00 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “ 3 gün”, “ 2 gün” ve “40,00 TL” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3 Sanığın, mağdur G.. D..’ye yönelik eylemi nedeni ile kurulan mahkûmiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde;
Nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde aşağıdaki bozma sebebi dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın, G.. D..’ye yönelik dolandırıcılık eylemine ilişkin olarak mağdurun 13.09.2013 havale tarihli dilekçesinde ve İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesinde istinabe ile alınan beyanında zararının karşılanması nedeni ile şikayetçi olmadığını söylediği gözetilerek sanık hakkında TCK’nın 168/2. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Sanık hakkındaki takdir olunacak temel adli para cezasının suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde belirlenmesi gerekirken, 2 yıl hapis cezası ve 5 gün adli para cezası belirlendikten sonra TCK’nın 158/1-son maddesi gereğince hapis cezasının 3 yıla yükseltilip haksız menfaatlerin iki katına hükmedilmesi, ardından gün olarak belirlenmeyip doğrudan hükmedilen adli para cezası üzerinden indirim yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.