Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/8520 E. 2015/22271 K. 10.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8520
KARAR NO : 2015/22271
KARAR TARİHİ : 10.12.2015

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Akçaabat İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 20/06/2012
NUMARASI :
DAVACI : S.. T..
DAVALI : E.. Ö..
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

K A R A R

Davacı 3. kişi vekili, müvekkili şirketin yaklaşık 22 yıldır aynı adreste harita taahhüt ve imar uygulama işleri ile iştigal ettiğini, müvekkili şirket müdürü Z. Ö.’ün … Spor Kulübü Derneği’ne başkan olarak seçilince, hacze konu malları kulüp adına şirketten kiraladığını, mahcuzların müvekkili şirkete ait olduğunu iddia ederek, davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacı şirket müdürü ile borçlu kulüp müdürünün aynı kişi olmasının muvazaa iddiasının ispatı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; dava konusu eşyaların borçlu kulübe 20/12/2010 tarihinde kiralandığı, kira konusu eşyalara ilişkin faturaların davacı şirket adına kesildiği ve şirket tarafından ödendiği, buna ilişkin kira sözleşmesinin ve faturaların dosyada mevcut olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dava konusu haciz, borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste yapıldığı gibi, borçlu kulüp müdürü de haciz esnasında hazır bulunmuştur. İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. Bu yasal karinenin aksinin davacı 3. kişi tarafından kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerekir.
Davacı 3. kişi tarafından sunulan, isteyen her kişi adına düzenlenmesi olanaklı, borcun doğumundan sonra düzenlenmiş ve ayırt edici niteliği bulunmayan faturalar, yasal karinenin aksini ispata yeterli bulunmadığı gibi, yine borcun doğumundan sonra düzenlenmiş adi yazılı kira sözleşmesi de bu doğrultuda, yasal karinenin aksini ispata yeterli değildir. Öte yandan, dosya içerisindeki bilgilere göre, 19.06.2010 tarihinde kulüp başkanı seçilen Z. Ö.’ün aynı zamanda, davacı 3. kişi şirketin ortaklarından biri olması sebebiyle davalı borçlu spor kulübü ile davacı 3. kişi şirket arasında organik bağ bulunduğu da anlaşılmaktadır.
.//..

Tüm bu olgular karşısında, mülkiyet karinesinin aksi ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı biçimde davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın temyiz edene iadesine, 10.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.