YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/794
KARAR NO : 2015/4072
KARAR TARİHİ : 10.03.2015
İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, müvekkilinin 26/02/1998 tarihinde “taşeron” adı altında davalı işyerinde çalışmaya başladığını, 05/11/2003 tarihinde davalının kadrosuna girdiğini, davacının iş akdinin 29/08/2014 tarihinde sona erdiğini, ancak davacının alt işveren firmalar nezdinde geçen çalışma süresine ilişkin ödemede bulunulmadığını, davacının istifası bulunmasına rağmen bunun gerçek bir istifa iradesi anlamında olmadığını, müvekkilinin istifasının ertesi günü vardiya dahi aksatmadan aynı yerde ve aynı işi yapmaya devam ettiğini iddia ederek hizmetinin bir bütün olarak değerlendirilerek fark kıdem ve ihbar tazminatı ile fark yıllık izin ücretinin tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının istifa ettiğini, bu nedenle alt işverenler nezdinde geçen hizmet süresinden davalının sorumlu olmadığını, kaldı ki zamanaşımı süresinin geçtiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece istek hüküm altına alınmıştır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının davalı işverenin alt işverenlerinde 01.05.1997 – 31.05.1997, 06.06.1997- 15.11.1997, 16.11.1997 – 30.04.1999, 01.07.1993 – 31.05.2003, 01.06.2003 – 04.11.2003 tarihleri arasında toplam 6 yıl 3 ay 26 gün çalıştığı kabul edilerek 2014 yılındaki fesih tarihindeki ücret seviyesi ve eklentileri üzerinden hesaplama yapılmış ise de, davacı vekili dava dilekçesinde açıkça davacının 26/02/1998-04.11.2003 tarihleri arasındaki döneme ilişkin alacaklarını talep ettiğini belirterek talebini açıklamış, sınırlandırmış ve kendisini bağlamıştır. Islah dilekçesi ise sadece miktar arttırımına ilişkin olduğundan davacının talebi ile bağlı kalınarak 26.02.1998-04.11.2003 tarihleri arasındaki dönem için alacak hesabı yapılması gerekirken HMK’nun 26.maddesine aykırı davranılarak talebin aşılması hatalı olmuştur.
3-Davacı taraf davasını belirsiz alacak davası olarak açmamış, kısmi dava şeklinde açmıştır. Bu nedenle ıslah dilekçesinde faiz talebi olmadığı halde alacakların ıslah ile istenen kısımlarına yine HMK’nun 26.maddesine aykırı biçimde talep aşılarak faiz işletilmesi de doğru olmamıştır.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 10.03.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.