Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2015/23159 E. 2015/13239 K. 29.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/23159
KARAR NO : 2015/13239
KARAR TARİHİ : 29.06.2015

Mahkemesi : Asliye Hukuk Mahkemesi
(İş Mahkemesi Sıfatıyla)
Dava Türü : Alacak.

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen 06.02.2015 tarihli direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu ve Dairemizin 6352 sayılı Kanunun 40.maddesi ile eklenen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun geçici 2.maddesi uyarınca öncelikle inceleme yetkisi bulunduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Mahkemece bozma konusu yapılan fazla mesai ücreti bakımından, “…Toplanan delillerden davacının fazla mesai yaptığı ancak bu çalışmalarının karşılığı ücretinin kendisine ödenmediği anlaşılmıştır. Bu hususta alınan bilirkişi raporu hükme esas alınabilecek yeterlilikte ve nitelikte bulunmuş, bilirkişi raporuyla tespit edilen alacak miktarı hüküm altına alınmıştır” gerekçesi ile hakkaniyet indirimi yapılarak fazla mesai ücretinin davalıdan tahsiline ilişkin karar, Dairemizin 29.05.2014 tarih ve 2013/20706 Esas 2014/11620 Karar sayılı kararı ile “…Somut olayda mahkemece .. raporuna itibar edilerek davacının haftada 22.5 saat çalıştığı belirtilerek fazla mesai alacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak söz konusu rapora davalı tarafından itiraz edilmiş ve rapor dava konusu yapılmıştır. Bu nedenle rapora itibar edilmesi hatalı olmuştur. Ayrıca davacının tanıklarının hepsi davalı işverenle aynı konuda davalı olup husumetli durumda olduklarından bu tanıkların beyanına da itibar edilemeyecektir. Bu nedenle mahkemece yapılması gereken davalı tanıklarının beyanları doğrultusunda davacının fazla mesai alacağını hesaplamaktır. Mahkemece bu husus yerine getirilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonunda,”… Dinlenilen davacı tanıklarından sadece ….’nin davalı şirket ile davası bulunmakta olup diğer davacı tanıkları … ve ..’ün davalı şirket ile herhangi bir davası bulunmamaktadır. Bu nedenle husumetli olduğundan söz edilemez. Bu tanıklar … müfettişleri tarafından hazırlanan rapor içeriğini doğrulamışlardır. Eğer davacı tanıklarına husumetli olmaları sebebiyle itibar edilmeyecekse davalı tanıklarına da halen davalı işyerinde çalışmaları nedeniyle işten çıkartılma korkusu karşısında davalı aleyhinde beyanda bulunamayacakları dikkate alınarak itibar edilmemelidir. Bazen öyle durumlar olmaktadır ki bir departmanda çalışan işçiler toplu halde işten çıkartılmaktadır ve birbirleri dışında mahkemelerde şahitlik yapabilecek başkaca bir kimse de bulunmamaktadır. Bu tarz durumlarda sırf husumetli diye tanığın beyanlarına itibar etmemek işçilerin hak kaybına sebebiyet verecektir. Yasal olarak taraflardan biri ile davası olan bir kişinin tanıklık yapmasına da bir engel yoktur. Ayrıca …’ne yapılan itirazın reddi halinde davacının açıkça hak kaybına uğrayacağı da ortadadır. İtirazın kabulü ve çalışma müdürlüğü raporunun iptali halinde dahi dinlenilen tanık beyanları karşısında davacının yaptığı fazla mesai hususunda kanaatimiz değişmeyeceğinden” gerekçesi ile önceki kararda direnilmiştir.
Fazla mesai ücreti bakımından beyanı hesaplamalara esas alınan davacı tanıklarının sadece birisinin davalı ile husumetli olması, diğer davacı tanıklarının davalıya karşı açılan davalarının bulunmaması dikkate alındığında Dairemizin bozma kararının yerinde olmadığı, direnme kararının doğru olduğu anlaşılmakla dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun geçici ek ikinci maddesi uyarınca ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine, 29.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.