YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/19406
KARAR NO : 2015/13305
KARAR TARİHİ : 30.06.2015
Mahkemesi : Asliye Hukuk Mahkemesi
(İş Mahkemesi Sıfatıyla)
Dava Türü : Alacak
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalı iş yerinde montaj ustası olarak ağır çalışma koşulları altında çalıştığını ve sürekli hakaret edildiğini, psikolojik baskı uygulandığını, yasal haklarının verilmediğini, işten ayrıldıktan sonra kıdem tazminatı fazla çalışma ücretlerinin ödenmediğini, gece geç saatlere kadar çalıştığını, cumartesi günleri normal mesai yaptığını, çoğu zaman pazar günleri de çalışmak zorunda kaldığını, resmi ve dini bayramlarda da çalıştığını açıklayarak kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti ve hafta tatili ücreti alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında, fazla mesai alacağının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu “eksik bir borç” haline dönüştürür ve “alacağın dava edilebilme özelliği”ni ortadan kaldırır.
Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.
4857 sayılı Kanundan daha önce yürürlükte bulunan 1475 sayılı Yasada ücret alacaklarıyla ilgili olarak özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediği halde, 4857 sayılı İş Kanunun 32/8 maddesinde, işçi ücretinin beş yıllık özel bir zamanaşımı süresine tabi olduğu açıkça belirtilmiştir. Ancak bu Kanundan önce tazminat niteliğinde olmayan, ücret niteliği ağır basan işçilik alacaklar, Borçlar Kanununun 126/1 maddesi (6098 Sayılı TBK 147) uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 7nci maddesinde, iş mahkemelerinde sözlü yargılama usulü uygulanır. Ancak 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447 inci maddesi ile sözlü yargılama usulü kaldırılmış, aynı yasanın 316 ve devamı maddeleri gereğince iş davaları için basit yargılama usulü benimsenmiştir.
Sözlü yargılama usulünün uygulandığı dönemde zamanaşımı def’i ilk oturuma kadar ve en geç ilk oturumda yapılabilir. Ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde 319 uncu madde hükmü uyarınca savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı defi cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. 01.10.2011 tarihinden sonraki dönemde ilk oturuma kadar zamanaşımı definin iler sürülmesi ve hatta ilk oturumda sözlü olarak bildirilmesi mümkün değildir.
Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, 1086 sayılı HUMK hükümlerinin uygulandığı dönemde, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı defi de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamada, 317/2 ve 319. maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı definde bulunulabileceği kabul edilmelidir.
Cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmemiş ya da süresi içince cevap dilekçesi verilmemişse ilerleyen aşamalarda 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 141/2 maddesi uyarınca zamanaşımı defi davacının açık muvafakati ile yapılabilir.
1086 sayılı HUMK yürürlükte iken süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı define davacı taraf süre yönünden hemen ve açıkça karşı çıkmamışsa (suskun kalınmışsa) zamanaşımı defi geçerli sayılmakta iken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun uygulandığı dönemde süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı definin geçerli sayılabilmesi için davacının açıkça muvafakat etmesi gerekir. Başka bir anlatımla 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamalar bakımından süre geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşımı define davacı taraf muvafakat etmez ise zamanaşımı defi dikkate alınmaz.
Zamanaşımı definin cevap dilekçesinin ıslahı yoluyla ileri sürülmesi de mümkündür.
Somut olayda, davacı 14.04.2014 tarihinde ıslah talebinde bulunmuştur. Islah dilekçesi davalı tarafa 22.4.2014 ‘te tebliğ edilmiş olup, davalı taraf ıslah talebine karşı süresi içinde 24.4.2014 tarihli dilekçesi ile zamanaşımı definde bulunmuştur. Mahkemece, ıslah talebine karşı davalı tarafın zamanaşımı defi dikkate alınmamış ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Fazla çalışma alacağı yönünden ıslah tarihi itibarıyla zamanaşımı defi değerlendirilip hesaplama yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, zamanaşımı defi dikkate alınmadan hesaplama yapılması hatalıdır.
3-Kabule göre de; Bilirkişi tarafından davacının kışın 08.00 ile 17.00 saatleri arasında 9 saat çalışılmış olacağı, 7,5 saati aşan çalışmalarda 1 saatlik ara dinleme hesap edilmesi gerekeceğinden haftalık ( 6 X 8 ) 48 saat çalışma süresi olacağını ve yasal çalışma süresinin mahsubu halinde ( 48-45 ) davacının haftada 3 saat fazla çalışma yapacağı, yazın ise 08.00 ile 19.00 saatleri arasında 11 saat çalışılmış olacağı, haftalık ( 6 X 10 ) 60 saat çalışma süresinden yasal çalışma süresinin mahsubu halinde ( 60-45 ) 15 saat fazla çalışma yaptığı sonucuna ulaşılacağını, yaz ayları olarak yaz saati uygulaması yapılan Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül ve Ekim ayları olarak kabul edileceğini belirtmiş ve davacının 10.844,16 TL. brüt ve 7.752,60 TL net fazla mesai alacağı olduğunu belirlemiştir.
Mahkemece davacının 10.844,16 TL. brüt ve 7.752,60 TL net fazla mesai alacağına hak kazandığını bildiren bilirkişi raporuna itibarla hüküm kurulduğu ve davacının fazla mesai ücret alacağının net 7.752,60 TL olduğu kabul edildiği halde hüküm kısmında net 1000,00 TL fazla mesai alacağı için 27/02/2013 dava tarihinden, kalan 7.252,60 TL fazla çalışma alacağı için 14/04/2014 ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmüş olması yani toplamda 7252.60 TL fazla mesai ücret alacağının bulunduğunun kabul edilmesine rağmen talep aşılarak dava ve ıslah dilekçesinde toplam 8752.60 TL fazla mesai ücret alacağının kabulüne karar verilmiş olmasıda doğru olmamıştır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 30.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.