Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2015/23870 E. 2015/13211 K. 29.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/23870
KARAR NO : 2015/13211
KARAR TARİHİ : 29.06.2015

Mahkemesi : İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak

Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi süresi içinde davalı vekili tarafından istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 14.04.2015 günü belirlenen saatte temyiz eden davalı …. vekili Av…, Av…, Av… ile karşı taraftan davacı … vekili Av…. geldi. Gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyadaki belgeler incelendi. Gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, müvekkilinin, 01.01.1985 tarihinden 31.05.2011 tarihine dek davalı şirkette ilk 2 yılı kurye, sonraki 9 yılı şef ve 1996’dan beri de şube müdürlüğü pozisyonunda görev yaptığını, müvekkilinin ilk işe girdiği tarihlerde bağımlı iş akdi ile sigortalı vasfında çalışmaya başladığını, zamanla muvazaalı ve dayatılan sözleşmeler ile acente olarak diğer işçilerin işvereni konumuna getirildiğini, en son olarak davalı şirketin ..’nde “şube müdürü” olarak çalıştığını, müvekkilinin, iş sözleşmesinin haksız feshedildiği 31.05.2011 tarihine kadar çalıştığını, müvekkilinin muvazaalı biçimde acente olarak gösterilmesi nedeni ile vergi ve .. borç yükü altında bırakıldığını, müvekkilinin feshin bu şekilde yapılmasından ötürü oldukça üzüntülü günler yaşadığını, manevi olarak zarar gördüğünü, fazla mesai yaptığını, hafta tatilleri ile milli bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, yıllık izin kullanmadığını iddia ederek belirsiz alacak davası olarak kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının, ayrıca işveren sıfatı ile SGK’na ve vergi dairesine yaptığı ödemeler karşılığının, işverene bugüne kadar kazandırdıklarının karşılığı olarak maddi tazminat, yaşadığı üzüntüler ve itibar kaybı nedeni ile de manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının taleplerinin taraflar arasında yapılmış 01.02.2006 tarihli “Vekalet Sözleşmesinden” kaynaklandığını, taraflar arasında iş sözleşmesi bulunmadığını, bu nedenle mahkemenin görevli olmadığını, öte yandan taraflar arasındaki hukuki ilişkinin temelini oluşturan 01.02.2006 tarihli Vekalet Sözleşmesi’nin XII.maddesinde sözleşmeden kaynaklanan ihtilaflarda İstanbul Mahkemelerinin münhasıran yetkili olduğunun kararlaştırıldığını, davalı şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresinin İstanbul’da olduğunu, mahkemenin aynı zamanda yetkisiz olduğunu, davacının iddialarını kabul etmemekle birlikte, dava dilekçesinde talep edilen tüm alacaklar için zamanaşımına uğradığını, davanın esası bakımından ise, davacının 1996 yılından 2011 yılına kadar işçi sıfatıyla değil, acente olarak faaliyet gösterdiğini, 1985 yılında kurye olarak işçi statüsünde işe başladığını ancak iş sözleşmesinin devamı sırasında edindiği tecrübe ve bilgilerle şubenin acenteliğine talip olduğunu, kargo işleyişini bilmesi nedeni ile şubenin acenteliğinin verilmesinin müvekkili şirketçe de uygun görüldüğünü, bu nedenle davacının iş akdinin sona erdiğini ve 01/02/1996 tarihi itibariyle acente olduğunu, işçi statüsünde bulunmadığından işçi alacaklarının doğumundan söz edilemeyeceğini, işçi olduğu varsayılsa dahi taraflar arasındaki sözleşmenin karşılıklı mutabakatla son bulduğundan kıdem ihbar ve kötü niyet tazminatının söz konusu olamayacağını, davacının fazla çalışma, resmi -dini bayram çalışma alacağı, yıllık izin alacağı taleplerinin de afaki olduğunu, davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin de yerinde olmadığını savunmuş ve davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının acente olarak faaliyet gösterdiği görünen dönem dahil olmak üzere tüm süre boyunca iş sözleşmesine bağlı olarak çalıştığı, acentelik ilişkisinin muvazaalı olduğu, iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sonaerdiği, ayrıca bilirkişi raporunda hesap edilen alacaklarının bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Fazla mesai ücreti konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmaktadır.
Davacı vekili davacının fazla mesai yaptığını iddia ederek fazla mesai ücreti talep etmiş, mahkemece bilirkişi raporu esas alınarak davacının davacı tanık anlatımları ile desteklendiği gibi haftada 18 saat fazla mesai yaptığı kabul edilip hakkaniyet indirimi yapılarak alacak hüküm altına alınmış ise de, davacı tanıkları davacının hakediş usülü çalıştığını beyan etmişlerdir. Davalı vekili de acente olan davacının sabit bir ücret karşılığı çalışmadığını, aradaki sözleşmede kararlaştırılan usul ve esaslara göre değişen miktarlarda hakediş ödendiğini savunmuştur. Mahkemece bu beyan ve savunma üzerinde durulmamıştır. Bu itibarla davalı şirketin davacı sıfatı ile davacı işçiyi davalı göstererek ..Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2012/52 Esas sırasına kayden açtığı acentelik sözleşmesi çerçevesinde yürütülen cari hesap ilişkisinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili istemli davada, iş mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin olarak verilen görevsizlik kararının 11. Hukuk Dairesi’nin 03.04.2015 tarih ve 2015/2982 Esas sayılı ilamı ile onanması nedeni ile bu dava dosya getirtilerek incelenmeli ve bu dosya içindeki deliller de dikkate alınmak sureti ile konusunda uzman bilirkişiler katılımı ile davalı şirkete ait ticari kayıtlar üzerinde inceleme yapılarak davacıya kabul edilen net 1882,88 TL aylık ücretin dışında ve üstünde ödeme yapılıp yapılmadığı belirlenmeli, şayet varsa bunlar hüküm altına alınan fazla mesai ücretinden mahsup edilerek sonucuna göre fazla mesai ücreti hakkında karar verilmelidir.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Yargıtay duruşmasında kendisini vekille temsil ettiren davalı taraf yararına takdir olunan 1.100,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 29.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.