YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/5727
KARAR NO : 2015/13833
KARAR TARİHİ : 23.12.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 28/10/2014
NUMARASI : 2007/193-2014/754
Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 28/10/2014 tarih ve 2007/193-2014/754 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili şirketin 1987 yılında kurulduğunu, davalının ise şirkete 1990 yılında girdiğini, davalıya ilk olarak 04/10/1996 tarihinde ihalelere girme yetkisi içeren vekaletname verildiğini, daha sonra 23/02/1999 tarihinde bu vekaletnamede bulunan yetkilerin şirket adına banka hesabı açma, para yatırma, para çekme şeklinde genişletildiğini, en son 18/02/2005 tarihinde daha önceki yetkilere ek olarak sadece Alarko Firması için borçlanma senedi düzenleme yetkisi verilen vekaletname verildiğini,davalının şirket ortaklarınca şirkete gönderilen paraları nereye harcadığının belli olmadığını, şirket alacaklarını tahsil edip kendi uhdesinde tuttuğunu, bir kısım ödemeleri ise hem bankadan hem de kasadan gerçekleştirdiğini, böylece ödemelerden bir kısmının davalılarda kaldığını, bu tip haksız kazançların onlarca rakama ulaştığını, akrabalarına kurdurduğu şirketlere haksız faturalar karşılığı ödemeler yaptığını, kendi şahsi harcamalarını şirket gideri gibi gösterdiğini, müvekkili şirketin büyük maddi kayıplara uğradığını, davalının 11/04/2007 tarihinde vekaletten azledildiğini, net olarak alacak borç tespiti ve zarar tespiti yapılamadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkili şirketin davalıdan 230.000,00 TL tazminat alacağının tahsiline, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin, davacının iddiaları nedeniyle ceza mahkemesinde yargılandığını, toplam zararının 2.000,00 TL olduğu yönünde rapor sunulduğunu, müvekkilinin usulsüz kayıttan kaynaklanan davacının uğramış olduğu zararı giderdiğini ve ceza dosyasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini, davacının iddialarını somutlamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı firmanın ve çalışanlarının banka hesaplarından nakit çekilip kasa defterinde kaydedilmeyen 59.323,50 TL, 21/04/2007 tarihinden itibaren davcaı şirkeitn kasa defterlerine işlenmeyen nakit hareketi olarak görünen 9.080,00 TL ve 3.şahıslardan alınıp da kayda geçilmeyen 2.000,00 TL olmak üzere toplam 70.413,50 TL’nin kendisine verilen vekaletnameye istinaden güveni kötüye kullanmak suretiyle davalının uhdesinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile toplam 70.413,50 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davaı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, ticari vekil sıfatıyla davacı şirketin iş ve işlemlerini gerçekleştiren davalının, şirketi zarara uğrattığı ve zimmetine para geçirdiği iddialarına dayalı olarak açılan tazminat davası olup, mahkemece alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalının 11.04.2007 tarihinde azledilmiş olması nedeniyle, daha sonraki tarihlere ilişkin kasa noksanlarından sorumlu tutulamayacağı ve söz konusu bu tutarın dava konusu dışında kaldığının davacı tarafından da kabul edildiği gözetilmeksizin, davalının 9.080,00 TL kasa açığından da sorumlu tutulması doğru olmadığı gibi; 3. şahıslardan alınıp da kayda geçirilmeyen 2.000,00 TL de ceza yargılaması sırasında zarar kalemi olarak tespit edilmiş ve davalı tarafından zarar giderilerek hakkında güveni kötüye kullanma suçundan dolayı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olduğu gözetilmeksizin işbu tutarın da yeniden tazminat hesabına dahil edilmesi doğru olmamış, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, istek halinde aşağıda yazılı 1.174,80 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 23/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.