YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/11996
KARAR NO : 2015/13302
KARAR TARİHİ : 30.06.2015
Mahkemesi : İş Mahkemesi
Dava Türü : İşe iade
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
İş sözleşmesinin davalı işveren tarafından geçerli neden olmadan feshedildiğini belirten davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davacının iş performansının düştüğü ve işyerinde huzursuzluk çıkararak işlerin yapılmasını yavaşlattığı konusunda savunmasının alındığını, diğer çalışanlarla geçinemeyerek huzursuzluk sebebi olduğu da anlaşıldığından iş sözleşmesinin feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Anayasanın 141’nci maddesi uyarınca, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297’nci maddesinde de hüküm altına alınmıştır. Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler gereğince yargıcın, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesi zorunludur. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrasının birbirine aykırı olmaması gerekir.
Bu kapsamda, gerekçeli kararda yer alan, hüküm fıkrasından önceki “somut olayda ” şeklinde başlayan sondan ikinci paragrafında aynen, “…Bahsi geçen tutanaklar davalı tarafın soyut iddialarını destekleyen işi aksatarak verimsiz çalışmasının tespitine esas teşkil edebilecek, denetlenebilir, somut verileri içerir bir delil niteliğinde olmadığı anlaşılmakla işi aksatarak verimsiz çalışmasının sebepleri tam olarak sorgulanıp davacının sorumluluk derecesinin tam olarak ortaya konulmamış olması, davacının işe gelip gitmesini zorlaştıracak ve aylık gelirinde azalmaya sebebiyet verecek görev değişikliğinin yapılmış olması hususları dikkate alındığında davacının fesih işleminin geçersiz olduğu, davalı tarafından yapılan fesih işleminin haklı nedenlerle dayanmadığı anlaşılmakla davacının işe iade edilmesi gerektiği anlaşılmıştır.” şeklinde gerekçe belirtildikten sonra son paragrafta ise ” Bu nedenlerle; davacı tarafından davalı aleyhine açılan işe iade davasının, haklı nedene dayanamamakla birlikte geçerli fesih olması sebebiyle reddine karar verilmesinin gerekeceği kanaatine ulaşılmakla,aşağıdaki biçimde hüküm kurulmuştur.” şeklinde gerekçe belirtilmiş ancak hüküm fıkrasında davanın kabulü ile davacının işe iadesine karar verildiği görülmüştür.
Hal böyle olunca mahkemenin gerekçeli kararındaki ardışık iki paragraftaki gerekçelerin kendi içinde çelişkili olması yanında hüküm fıkrasında da davanın kabulü ile işe iadesine karar verilmesi neticesinde gerekçe ile hüküm arasında da çelişki oluşturacak şekilde karar verilmiştir.
Yapılacak iş; Bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 30.06.2015 tarihinde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.