Danıştay Kararı 10. Daire 2020/6605 E. 2021/1913 K. 26.04.2021 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2020/6605 E.  ,  2021/1913 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/6605
Karar No : 2021/1913

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …

İSTEMLERİN_KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması taraflarca istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 07/03/2015 tarihinde Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü … Atölye sahnesinde sergilenen “…” adlı oyunun ikinci perdesinin başlamasının ardından salondaki yerine geçmek için burada bulunan boşluktan düşmesi sonucunda yaralandığından bahisle, işgücü kaybı nedeniyle oluşan zararları için 5.500,00 TL maddi (miktar arttırımı sonrası 293.497,41 TL) ile 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesince verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı kararla; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden, Atölye Şefi …, Başrealizatör … ve Dekoratör … tarafından tutulan 11/03/2015 tarihli tutanak ile, … Atölye Sahnesinde karşılıklı duran iki tribünde de korkulukların eksiksiz ve tam olarak yerlerinde bulundukları belirtilmiş ise de, yine … ve … imzalı 26/03/2015 tarihli tutanakta, Ostim’de bulunan depolarda yapılan inceleme sonucunda, … Atölye Sahnesinde bulunan tribün korkuluklarının mevcut olmadığı, sözü edilen korkulukların depoda olduğu tespitine yer verildiği, davacının yaralanmasının da sahnedeki tribün korkuluk demirlerinin olmamasından kaynaklandığı anlaşıldığından, olayın davalı idarenin hizmet kusuru sonucu gerçekleştiği, bu nedenle davacının yaralanması sonucu oluşan maddi ve manevi zararlarının kusur sorumluluğu ilkesi gereğince tazmini gerektiği, bu kapsamda; Mahkemelerinin 05/04/2018 tarihli ara kararı ile davacının iş gücünde meydana gelen azalma nedeniyle oluşan maddi zararlarının hesaplanması amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, sevk edildiği Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 12/07/2018 tarih ve 2019 sayılı raporda, davacının olay sonrası çalışma ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının %8 olduğu ve bakıcı ihtiyacının 4 ay olduğunun bildirildiği, toplam iş göremezlik tazminatının hesaplanmasına ilişkin aktüerya bilirkişisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda ise; “TRH 2010 ölümlülük tablosuna ve % 8 maluliyet oranına göre yapılan hesaplamada davacının toplam iş göremezlik tazminatının 271.362,82 TL olduğunun, 4 aylık bakıcı süresine karşılık bakıcı giderinin 4.780,35 TL olduğunun” bildirildiği, anılan bilirkişi raporuna davalı idare tarafından yapılan itirazların yerinde görülmediği, bu rapor uyarınca, davacı tarafından 28/02/2019 tarihinde kayda alınan dilekçesi ile maddi tazminat talebinin (bakıcı gideri dahil edilmeden) 265.862,82 TL arttırılarak, 271.362,82 TL olarak ıslah edildiği, ıslah dilekçesinin de 19/03/2019 tarihinde davalı idareye tebliğ edildiği, bu durumda; davalı idarenin hizmet kusuru sonucunda davacının iş gücünde meydana gelen azalma nedeniyle oluşan toplam 271.362,82 TL iş göremezlik tazminatının, 5.500,00 TL’lik kısmının adli yargıda davanın açıldığı 18/09/2015 tarihinden itibaren, 265.862,82 TL’lik kısmının ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 19/03/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesi gerektiği, manevi tazminat istemine gelince; olayda, davacının tiyatro sahnesinden düşerek yaralanması, uzun süre tedavi görmüş olması ve sonuçta da bir iş gücü kaybı yaşaması nedeniyle, duyduğu acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla, sebepsiz zenginleşmeye de yol açmayacak şekilde, talep ettiği 30.000,00 TL manevi tazminattan 5.000,00 TL’sinin, adli yargıda davanın açıldığı 18/09/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesi kararına karşı taraflarca istinaf yolunan başvurulması üzerine, …Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesince; İdare Mahkemesi kararının maddi tazminatın kabulü yönünden incelenmesinde; Dairelerinin 26/11/2019 tarihli ara kararı SGK’dan, davacının almış olduğu istirahat kararları da nazara alınarak geçici iş göremezlik tazminatı alıp almadığının sorulduğu, gelen cevabı yazıdan davacıya iş göremezlik tazminatı ödendiğinin bildirildiği, bilirkişi raporunun incelenmesi ile, bu ödemenin hesaplanan maddi zarardan düşülmediği görülmekle, tekrar bilirkişiden bu husus da belirtilmek suretiyle ek rapor düzenlenmesinin istenildiği, pasif dönemle ilgili olarak Danıştayın son içtihatları da nazara alınarak asgari geçim indirimsiz asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığından bu hususun tekrar bilirkişi raporu ile düzeltilmesi yoluna gidilmediği, bilirkişi tarafından düzenlenen 19/02/2020 tarihli ek rapor ile davacının maddi zararının 293.497,41 TL olduğunun tespit edildiği, ek raporun davanın taraflarına ayrı ayrı tebliğ edildiği, raporun usul ve yasaya, Danıştayın ilmi içtihatlarına uygun olduğu anlaşılmakla, hükme esas alınabileceği, kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında bu hizmetten doğan nedenlerle kişilerin uğradığı zararların hizmetin sahibi idarece karşılanması esas olmakla birlikte, tazminata hükmedilirken, olayın meydana geliş şekline göre zarara uğrayan kişilerin de kusurlu olup olmadığının, dolayısıyla olayda müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerektiği, müterafik kusur (ortak kusur), zarara uğrayanın, zararın doğumuna veya zararın artmasına yardım (etki) etmesi olduğu, böyle bir durumda, zarara uğrayana ve yakınlarına ödenecek tazminat miktarlarının müterafik kusur oranında orantısal olarak azaltılması gerektiği, yapılan incelemede; Dairelerinin kararı ile istenen, olay yerine ilişkin fotoğrafların incelemesinden, söz konusu oyunun 1. perdesine müteakip verilen 15 dakikalık aradan sonra 2. perde için izleyicilerin seyirci anonsu olmadığından görevliler tarafından salona alındığı, giriş kapılarının, perdelerinin kapatıldığı, salon ışıklarının kapatılmasına müteakip, davacının kendi koltuğuna geçmek için oturan seyircileri rahatsız etmemek adına bir üst basamağa tırmanıp koltukların en arkasından geçmek istediği sırada boşluktan aşağıya düştüğü, tribün korkuluklarının olay sırasında bulunmadığı, davalı idarenin olayda kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesi atfıyla Hukuk Muhakemeleri Kanununun Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller başlıklı 266. maddesinde, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde mahkemenin talep üzerine veya re’sen bilirkişinin görüşünün alınmasına karar verileceği, ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün konularda bilirkişiye başvurulamaz hükmü uyarınca Dairelerince kusur oranlarının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek görülmediği, bununla beraber, davacının da olay tarihinde kusurlu olduğu, davranışının illiyet bağının kesecek yoğunlukta bulunmadığı, olayın meydana gelmesinde tedbirsiz ve dikkatsiz davranışı nedeniyle müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerektiği, bu durumda; davacının bilirkişi raporu da nazara alınarak maddi tazminat talebinin kabulüne karar verildiği, davacının olaydaki müterafik kusuru da nazara alınarak maddi tazminattan orantısal indirim yapılması yoluna gidildiği, 117.398,47 TL’nin davacıya ödenmesine karar verildiği, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminatın kısmen kabulü yönünden incelenmesinden; yapılan incelemede; İdare Mahkemesince, davacıya, bu olay ve yaralanma nedeniyle 5.000,00 TL ödenmesine karar verildiği, davacının olaydaki müterafik davranışı da nazara alınarak, sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak şekilde, davacıya takdiren 2.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verildiği belirtilerek, davacının istinaf isteminin reddine, davalı idarenin istinaf isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, …. İdare Mahkemesi’nce verilen …tarih ve E: …, K: …sayılı kararın kaldırılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun değişik 45/4.maddesi uyarınca yeniden incelenen davada; davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, davacının müterafik kusuru da nazara alınarak 117.398,47 TL maddi tazminatın 5.500,00 TL’lik kısmının adli yargıda davanın açıldığı 18/09/2015 tarihinden itibaren, 111.898,47 TL’lik kısmının ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 09/09/2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, müterafik kusuru da nazara alınarak takdiren 2.000,00 TL manevi tazminatın adli yargıda davanın açıldığı 18/09/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, olayda kusuru olmamasına rağmen Bölge İdare Mahkemesince %60 oranında kusurlu kabul edildiği, kusur oranının yüksek olduğu ve gerekçelerinin kararda belirtilmediği, hükmedilen manevi tazminatın düşük olduğu; davalı idare tarafından, idarelerinin harçtan muaf olmasına rağmen aleyhlerine yargılama harçlarına hükmedildiği, olayda davacının kusurlu olduğu, davacının kusuru nedeniyle idari faaliyet ile zarar arasındaki illiyet bağının kesildiği, davada iki kere miktar arttırımına gidildiği, maddi tazminatın reddedilen kısmı için idareleri lehine vekalet ücretine hükmedilmediği iddialarıyla Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMASI : Taraflarca, karşı tarafın temyiz isteminin reddedilmesi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin reddi, davalı idarenin temyiz isteminin ise kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosyanın tekemmül ettiği görülmekle yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava, davacı tarafından, 07/03/2015 tarihinde Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü … Atölye sahnesinde sergilenen “Meraklısı İçin Öyle Bir Hikaye” adlı oyunun ikinci perdesinin başlamasının ardından salondaki yerine geçmek için en arka koltuğun arkasından hareket ettiği sırada, burada bulunan boşluktan düşmesi sonucunda yaralandığından bahisle, işgücü kaybı nedeniyle oluşan zararları için 5.500,00 TL maddi (miktar arttırımı sonrası 293.497,41 TL), 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1- Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Maddi Tazminat İsteminin Kısmen Kabulüne, Manevi Tazminat İsteminin Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2- Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Kabul Edilen Maddi Tazminat Miktarının Fazlasına İlişkin Kısmının ve Kararın Yargılama Giderlerine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Kararlarda bulunacak hususlar” başlıklı 24. maddesinde, kararlarda: tazminat davalarında hükmedilen tazminatın miktarının, yargılama giderlerinin ve hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği hüküm altına alınmış, “İstinaf” başlıklı 45. maddesinin 4. fıkrasında; Bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu hâlde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği belirtilmiştir.
Uyuşmazlıkta Bölge İdare Mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildikten sonra işin esası hakkında yeniden karar verilerek davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verildiği, ancak davacının kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden hüküm kurulurken kabul edilen maddi tazminat tutarının fazlasına yönelik hüküm kurulmadığı, bu kısma yönelik olarak ret hükmü kurulmadığı için davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmediği görülmektedir.
Öte yandan; Bölge İdare Mahkemesince, hükmedilen tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 8.156,10 TL nispi karar harcından dava açılışında peşin olarak alınan 2.013,05 TL’nin mahsubu sonucu kalan 6.143,05 TL harcın davacıya tamamlattırılmasına, 8.156,10 TL nispi karar harcının davalı idareden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ise de, dosyanın incelenmesinden davacı tarafından peşin olarak yatırılan nisbi harcın 2.013,05 TL değil 1.104,95 TL olduğu görülmektedir.
Bu itibarla, Bölge İdare Mahkemesi kararında, maddi tazminat isteminin reddedilen kısmına ilişkin olarak hüküm kurulmaması, bu kısma yönelik olarak ret hükmü kurulmaması nedeniyle davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olması ve davacı tarafından peşin olarak yatırılan harcın yanlış hesaplanmış olması yönlerinden hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine, …Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının manevi tazminat isteminin kısmen reddi yönündeki kısmının ONANMASINA,
2. Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen reddi ile …Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü yönündeki kısmının ONANMASINA,
3. Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulü ile …Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının maddi tazminat isteminin reddedilen kısmına ilişkin olarak hüküm kurulmamasına, bu kısma yönelik olarak ret hükmü kurulmaması nedeniyle davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ve davacı tarafından peşin olarak yatırılan harcın yanlış hesaplanmasına yönelik kısmının BOZULMASINA,
4. Kullanılmayan …TL yürütmenin durdurulması harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
5. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın …Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 26/04/2021 tarihinde kesin olarak oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY (X):
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay’ın yerleşik içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
Dava şartı olan ön karar için idareye yapılan başvuruda ihlal edilen hakkın yerine getirilmesinin istenilmesi esas olup, idare ile işin esasında ihtilafa düşüldükten, başka bir ifadeyle idare tazminat istemi karşısında direnmeye (temerrüde) düşürüldükten sonra davacının tazminat miktarını dava açarken serbestçe tayinine hukuki bir engel bulunmamaktadır. Nitekim Danıştay’ın yerleşik içtihatları da bu doğrultudadır.
AHİM tarafından, devletin sorumluluğuna ilişkin tam yargı davalarında talep edilen tazminatın daha yüksek olduğunun dava devam ederken anlaşılması durumunda, davacıya talep edilen miktarı arttırma hakkı verilmemesinin adil yargılanma hakkının ihlali olarak kabul edilmesi nedeniyle istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı Kanun’un 16. maddesinin 4. fıkrasına 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile, “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun’un 5. maddesi ile de, 2577 sayılı Kanuna Geçici 7. madde olarak, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir.
Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır.
Yapılan bu açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının ıslah suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu; aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla; olayda, davacıya ödenecek maddi tazminatın yasal faiz başlangıcının, miktar artırımına ilişkin dilekçe ile artırılan tazminat miktarı yönünden de, adli yargıda davanın açıldığı tarih olduğu, dolayısıyla mahkeme kararında bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığı, kararın bu kısmının da bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına bu yönden katılmıyorum.