Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/6158 E. 2015/13828 K. 23.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/6158
KARAR NO : 2015/13828
KARAR TARİHİ : 23.12.2015

MAHKEMESİ : A
TARİHİ : 24/12/2014
NUMARASI : 2014/303-2014/418

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fnce verilen 24.12.2014 tarih ve 2014/303-2014/418 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin YENİ RAKI ibareli 33, 35, 41, 43. sınıf ürün ve hizmetleri içeren çok sayıda tescilli markası bulunduğunu ve markasının tanınmış olduğunu, kötüniyetli davalının 05.08.2011 tarihinde “YENİ SU” ibare ve biçimli, 32. sınıftaki maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar, tonikler; sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar ürünlerini içeren marka tescil başvurusunda bulunduğunu, başvurunun ilânı üzerine iltibas ve tanınmışlık vakıalarına dayanarak başvurunun reddi istemi ile itirazda bulunduklarını, itirazlarının önce Markalar Dairesi ve nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, başvurunun tescilinin müvekkilinin tanınmışlık vasfı bulunan YENİ RAKI esas ve ayırt edici unsurlu markaları ile iltibasa sebebiyet vereceği gibi, onların tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp itibar ve ayırt edici karakterine zarar vereceğini, kaldı ki başvuru konusu işaretin 556 sayılı KHK’nın 7/c maddesi uyarınca vasıf bildirici olması sebebiyle ayırt ediciliğinin de bulunmadığını ileri sürerek YİDK kararının iptali ile davalı adına tescil edilen markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ve davalı şirket vekilleri; davacının tescilli markalarıyla başvuru konusu işaret arasında görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürebilecek derecede bir benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalının başvurusuna konu YENİ SU ibareli markanın 32. sınıf ürünleri içerdiği, yeni ibaresinin su ürünleri veya 32. sınıftaki diğer ürünler için vasıf bildirici olmadığı, zira yeni olmasının anılan ürünlerin bir tercih nedeni de olmadığı, başvuru konusu işaretin kapsamındaki 32. sınıf ürünlerin hem simgesel ve hem de işletmesel kökenini ifadeye soyut olarak elverişli ve ayırt ediciliği haiz olduğu, başvuru konusu işareti gören normal düzeyde bilgilendirilmiş ve makûl ölçüde dikkatli ve düşünceli, markayı bir bütün olarak algılama olanağı bulunan, malların ve hizmetlerin ortalama düzeydeki alıcı ve yararlanıcı kitlesi içerisinde bulunan hiç bir kişinin, hiçbir özel zihni çabaya mahal kalmadan, doğrudan doğruya, 33. sınıftaki ürünleri aklına getirmesinin mümkün bulunmadığı, diğer yandan dava konusu işaretin, çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen mahiyette bulunduğu ve marka olabilme vasfının bulunduğu, davacının “YENİ RAKI” ibareli markalarıyla davalının “YENİ SU” ibare ve biçimli başvurusu arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu 32. sınıf ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, “Y..S.” ibare ve biçimli işareti gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun “Y. R.” ibareli markadan farklı bir marka olduğunu algılayabileceği ve yanılgıya düşmeyeceği, gerek bütünsel ve gerekse içerisinde bulunan unsurlar itibariyle başvuru konusu işaretin davacı markasını sunan işletmeyle idarî ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulduğu biçimde bir algılama oluşturmasının mümkün olmadığı, tanınmış da olsa bir markanın kendisinin aynısı veya benzerine karşı korunabileceği, oysa davacı markaları ile davalı başvurusu arasında bu yönde bir benzerlik bulunmadığı, davalının kötüniyetinin de ispatlanamadığı gerekçsiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı davacıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 23.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.