Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/13461 E. 2015/13880 K. 24.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13461
KARAR NO : 2015/13880
KARAR TARİHİ : 24.12.2015

MAHKEMESİ : …
TARİHİ : 29/04/2014
NUMARASI : 2014/54-2014/97
DAVACI : W.. G..
VEKİLİ : Av. M.. B..
DAVALI : 1- N.. Ö..
2- B.. Ş..
3- Y.. Y..
VEKİLİ : Av. O.. E..
Taraflar arasında görülen davada… 1. F verilen 29/04/2014 tarih ve 2014/54-2014/97 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 29/09/2015 günü hazır bulunan davalılar vekili Av. O.. E.. ile davacı vekili Av. M.. B.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Duesseldorf Y 1-2 U 75/07 4a O 374/05 nolu esas kararına istinaden aynı mahkeme tarafından verilen 4 a O 374/05 numaralı 13 Ekim 2010 kesinleşme ve infaz edilebilir şerhli masraf tespit kararı ile 19.243,23 Euro tutarındaki mahkeme masraflarının davalılarca müvekkiline ödenmesine karar verildiğini, yine aynı esas karara istinaden aynı mahkeme tarafından verilen 13 Ekim 2010 tarihli kesinleşme şerhli masraf tespit kararı ile 9.352,32 Euro’nun davalılardan tahsiline karar verildiğini, anılan kararların infaz edilebilmesi için tenfizi gerektiğini ileri sürerek, anılan masraf tespit kararlarının tanınmasına ve tenfizine karar verilmesini talep dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının dayandığı patent belgesinin Almanya’da tescilli olup, ülkesellik prensibi gereği sahibine ancak tescil edildiği ülke sınırları içerisinde gerçekleşen fiillere karşı koruma sağlayacağı, müvekkillerinin ne Almanya’da ne de Türkiye’de davacının patentten doğan haklarını ihlal etmediğini, bu nedenle tenfize konu kararı veren mahkemenin yetkisiz olduğunu, dava konusu internet sitesinin müvekkili şirkete ait olup isnat edilen fiilerle ilgili sorumluluğun müvekkili şirkete ait olacağını, müvekkilleri N.. Ö.. ve Y.. Y..’ın pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, tenfizi istenen kararın kamu düzenine aykırı olduğunu, tenfiz konusu yapılan masraf tespit kararlarının ilam niteliğinin ve gerekçesinin bulunmadığını, dava konusu patentin tescil tarihi, davacıya devir tarihi ve dava tarihi nazara alındığında davacı şirketin aktif taraf sıfatı bulunmadığını, tenfiz talep edilen kararlar usulüne uygun şekilde müvekkiline tebliğ edilmediğinden kamu düzenine açıkça aykırı olduğunu, müvekkilerinin vekili istifa edip mahkemeye bildirmesine rağmen bundan sonraki işlemler ve kararın müvekkillerinin yokluğunda gerçekleştirildiğini, kararlar verilirken müvekkillerinin masraflar konusunda savunmasının alınmadığını, kararların usulüne uygun tebliğ edilip kesinleştirilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tenfizi talep edilen kararların Duesseldorf A masraf tespit kararı olduğu, kararların 13.10.2010 tarihinde kesinleştiği, usulüne uygun kesinleşme şerhi taşıdığı, dava konusu kararların tenfizi konusunda bir engel bulunmadığı, davalıların vekil vasıtasıyla davada temsil edildikleri, kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edilip kesinleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, yabancı mahkeme masraf tespit kararlarının tenfizi istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de davalı vekili yargılamanın başından itibaren “Ülkesellik prensibi gereği, bir devlet yetkili makamları tarafından usulüne uygun olarak tescil edilen bir patentin, sahibine ancak tescil edildiği ülke sınırları içerisinde gerçekleşen fiillere karşı koruma sağladığını, işbu davaya konu masraf tespit kararları ve bunlara dayanak teşkil eden mahkeme kararının, davacı tarafa ait olup Almanya resmi makamları nezdinde tescilli olan bir patentin, müvekkilleri tarafından ihlal edildiği iddiası ile açılan dava neticesinde verildiğini, söz konusu patentin Almanya’da tescilli olması nedeni ile bu davanın Almanya’da görülmesi için, ihlale konu fiillerin de Almanya sınırları içerisinde gerçekleşmiş olması gerektiğini, aksi halde patent tescilinin, sahibine korunduğu ülkenin sınırlarını aşan bir koruma sağlayacağı ve bunun da ülkesellik prensibine aykırı olacağını, davaya dayanak patent ihlal iddiasına konu ticari faaliyetin müvekkillerince Almanya sınırları içerisinde gerçekleştirilmediğini savunarak, tenfiz koşullarının oluşmadığını belirtmiştir.
MÖHUK’un 54/c. maddesi hükmüne göre tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmaması gerekir. Yabancı kararın elde edilmesinde uygulanan yabancı hukukun Türk kamu düzenine aykırılığının incelenmesi esasen söz konusu değildir. Tenfiz kararı verecek hakim, yabancı hakimin bu karara hangi kanunu, nasıl uyguladığını inceleme yetkisine sahip değildir. Yapacağı iş, tanıma tenfiz konusunda hukukumuzda yer alan şartları araştırmaktır. Yabancı karara uygulanan kanun, kamu düzenine aykırı olmadığı halde hükmün Türkiye’de icrasının kamu düzenine aykırı olması mümkündür( Prof.Dr. Aysel ÇELİKEL, Doç.Dr. B. Bahadır ERDEM, Milletlerarası Özel Hukuk, 10. Baskı, syf.612, 613). Bu itibarla mahkemece, dava konusu yabancı mahkeme masraf tespit kararının dayanağı olan asıl kararın MÖHUK’nun 54/c ve 551 sayılı KHK’de öngörülen ülkesellik prensibi gereği kamu düzenine açıkça aykırı olması nedeniyle tenfizi talep edilen masraf tespit kararları yönünden tenfiz koşullarının oluşmadığı nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100.00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24/12/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Daire çoğunluğunun, yabancı mahkemece verilen masraf tespit kararlarının tenfizinin istenmesinde, fer’i nitelikte olduğu anlaşılan bu kararlara ilişkin tenfiz koşullarının, asıl ilama bağlı olarak incelenmesi gerektiği yolundaki değerlendirmesine genel olarak katılmaktayım.
Bilindiği üzere, yabancı mahkeme kararlarının tenfizine ilişkin koşulları düzenleyen 5718 sayılı Kanun’un 54/c maddesi, yabancı ilamın kamu düzenine “açıkça” aykırı olmamasını bir tenfiz engeli olarak getirmiştir. Kamu düzeni kavramından ne anlaşılması gerektiği yolundaki teorik tartışmayı bir kenara bırakacak olursak, öğretinin de üzerinde ittifak ettiği üzere, söz konusu yasa hükmündeki “kamu düzeni” kavramı ve bunun kapsamının, iç hukukta yer alan kamu düzeni kavramından daha dar ve sınırlı olması gerektiği gözden kaçırılmamalıdır. Bu bağlamda, iç hukuk bakımından emredici hükümlere aykırılık yine iç hukuk bakımından kamu düzenine aykırılık teşkil ederken, milletlerarası usul hukuku bakımından, yabancı ilamın Türk hukukundaki emredici hükümlere aykırı olması halinde dahi, söz konusu ilamın Türk kamu düzenine açıkça aykırı olduğu anlamına gelmeyeceği hatırdan çıkarılmamalıdır. Milletlerarası usul hukuku açısından bakıldığında, yabancı mahkeme ilamının tenfizine engel teşkil eden “kamu düzenine açıkça aykırı olma” halinin incelenmesi, yabancı ilamın uygulanmasının Türkiye’de ağır ve kamu vicdanında kabul edilemez sonuçlar doğurup doğurmayacağının belirlenmesi suretiyle gerçekleştirilmelidir. Bu son husus, konuyla ilgili hemen tüm yazarlarca benimsenmiş ve uygulama da bu yönde gelişip pekişmiştir.
Nitekim, hemen belirtilmesi gerekirse, Daire çoğunluğunun da incelemenin yukarda açıklanan sınırlı şekilde yapılması gerektiğini düşündüğü bozma ilamının gerekçesinden anlaşılmaktadır. Çoğunluk görüşünün, 551 sayılı KHK’daki “ülkesellik” prensibinin kamu düzeni kavramının kapsamında olduğuna dayandığı ve dava konusu masraf tespit kararlarının ilişkin olduğu asıl yabancı mahkeme ilamının bu prensibi ihlal ettiği düşüncesinden hareketle, söz konusu ilamın ve buna bağlı olarak da masraf tespit kararlarının Türk kamu düzenine aykırı bulunduğu sonucuna vardığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu masraf tespit kararlarının ilişkin olduğu ve bir örneği dosyada mevcut olan ve taraflar arasındaki uyuşmazlıkla ilgili asıl yabancı ilam, davacıya ait Avrupa patentine vaki tecavüzün önlenmesine ilişkindir. Söz konusu ilamdan anlaşılabildiği kadarıyla, aynı zamanda işbu davaya konu masraf tespit kararlarını da veren Düsseldorf Yüksek Asliye Mahkemesi’nce 14.4.2010 tarihinde verilen karar ile dava kısmen kabul olunarak ilamın verildiği Almanya ülkesi ile sınırlı olacak şekilde davalı yanın, davacının patentine tecavüz niteliğinde bazı eylemlerde bulunması men edilmiştir. Mezkur kararda, yabancı mahkemenin Daire çoğunluğunun tenfize engel nitelikte gördüğü ülkesellik prensibini ihlal eder bir yaklaşımının söz konusu olmadığı, tersine kendi ülkesinde tescilli bir patente tecavüz niteliğinde gördüğü davalı yanın Almanya’da ika ettiği kimi eylemleri men etmiş olmakla, kararında, ülkesellik prensibine riayet etmiş bulunduğu, kendi ülkesinde tescilli patente dayalı olarak yine kendi ülkesinde bir koruma hükmü kurmuş olduğu açıktır. Bu nedenle, kamu düzeni bakımından dava konusu masraf tespit kararlarının tenfizine engel bir halin varlığından söz edilemeyeceği kanısındayım.