Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/6199 E. 2015/13390 K. 14.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/6199
KARAR NO : 2015/13390
KARAR TARİHİ : 14.12.2015

MAHKEMESİ : .. .. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/07/2014
NUMARASI : 2014/96-2014/195

Taraflar arasında görülen davada …. … Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02/07/2014 tarih ve 2014/96-2014/195 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin 2012/58188 başvuru sayılı 39, 41 ve 43. sınıftaki hizmetleri içeren, “… …. …” ibareli marka tescil başvurusunun Markalar Dairesi tarafından dava dışı şirketlere ait 43. sınıf hizmetleri içeren “…” ibareli, 39. sınıf hizmetleri içeren “… …. …. … ….” ibareli ve 43.sınıf hizmetleri içeren “…+” ibareli markalar mesnet alınarak 556 sayılı KHK’nın 7/b maddesi uyarınca reddedildiğini, ret kararının kaldırılması amacıyla itirazda bulunduklarını, ancak itirazın 39. ve 43. sınıf hizmetler bakımından YİDK’nın 2013/M-8346 sayılı kararıyla reddedildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira başvuru konusu işaretle redde mesnet alınan marka arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin anılan işareti uzun zamandan bu yana fiilen kullandığını ve ayırt edicilik ile tanınmışlık kazandırdığını, redde mesnet markaların ise kullanılmadığını ileri sürerek YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; YİDK kararlarının hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; redde mesnet alınan markaların “…”; “…. … … … …” ve “… +” ibareli oldukları, herbirinde asıl ve ayırt edici unsurunun “…” ibaresi tarafından temsil olunduğu, … ibaresinin doğrudan 39. ve 43. sınıftaki hizmetler bakımından vasıf bildirici niteliğinin bulunmadığı, somut ve soyut olarak ayırt ediciliğinin yüksek seviyede olduğu, başvuru konusu ibarenin ilk bakışta ve derhâl redde mesnet markaların yeni düzenlenmiş bir versiyonu olduğu yönünde izlenim doğduğu, zira her birinde “…” ibaresinin göze çarptığı, görsel, sescil ve anlamsal olarak markalar ve başvuru konusu ibarenin ayırt edilemeyecek derecede benzer oldukları yönünde intiba oluştuğu, davacı başvurusunun reddine dair YİDK kararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 14/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.