YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/6186
KARAR NO : 2015/13578
KARAR TARİHİ : 16.12.2015
MAHKEMESİ : … …. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/03/2010
NUMARASI : 2009/41-2010/72
Taraflar arasında görülen davada … … Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/03/2010 tarih ve 2009/41-2010/72 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardır kozmetik ve kişisel bakım amaçlı ürünlerin üretimini, ithalat ve ihracatını yaptığını, aynı zamanda ticaret unvanı olan “…” ibareli bir çok markasının adına tescilli olduğunu, davalı şirketin 18/06/2007 tarih ve 2007/33226 no’lu “….” ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın TPE YİDK tarafından, “…” ibareli markanın, başvuru kapsamında bırakılan mallar açısından iltibas ihtimali bulunmadığı ve “…” markasının tanınmışlığına ilişkin yeterli belge sunulmadığı gerekçesiyle reddine, dava konusu “….” ibareli markanın tesciline karar verildiğini oysa, markanın tescilinin haksız rekabet oluşturduğunu, davalının müvekkilinin ticari itibar ve tanınmışlığından yararlanma amacı taşıdığını ayrıca, müvekkilinin özellikle 03 ve 05. sınıfları kapsayan “….” ve “…” ibareli seri markaların da bulunduğunu, dava konusu “…” markasının müvekkili markalarının devamı gibi görüleceğini ileri sürerek, TPE YİDK’in 23/12/2008 tarih ve 2008-M-6362 sayılı kararının iptalini, davalının 2007/33226 no’lu, “….” ibareli marka başvurusunun iptali ile tescili halinde sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı …. vekili, davalı başvurusu ile davacı markaları arasında işaret ve kapsamlarındaki mal/hizmetler bakımından benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, YDİK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin “….” ibareli marka başvurusunun eksiklikler giderilmediğinden işlemden kaldırıldığını, davanın konusuz kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, çekişme konusu işaretlerin “….” ve “….” olarak telaffuz edildiği, sescil bir benzerliğin var olduğu ve harf dizilimleri dikkate alındığında görsel açıdan benzerliğin de bulunduğu, davacı markasındaki “..” harfinden sonra kullanılan “ ’ ” işareti ile, davalı markasında kelimenin sonuna eklenen “..” hecesinden kaynaklanan farklılıklar ve başvuru emtia listesinden aynı veya aynı tür malların çıkartılması nedeniyle markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 7/1-b bendi anlamında benzerlik bulunmadığı, ne var ki, anılan farklılıkların dava konusu başvuruya KHK’nın 8/1-b bendi anlamında karıştırılma ihtimalini bertaraf edecek düzeyde ayırt edicilik kazandırmadığı, başvuru ve markanın “..” ve “…”ibarelerinden oluşturulduğu, özellikle telaffuz, görünüm, genel izlenim ve anlam bakımından benzer oldukları, taraf markalarının işaretler arasında bağlantı kurulmasına sebep olabilecek düzeyde benzer olduğu gibi, davalı başvurusunun kapsadığı çekişme konusu olan 30/03, 30/10, 30/14 sınıfa dahil malların, itiraza dayanak marka kapsamında korunan 5. sınıf emtialar ile tüketici kitlesi, üretim, dağıtım ve satış kanalları, yerleri, karşıladıkları ihtiyaçlar, ikame olasılığı gibi tüm kriterler yönünden benzer oldukları, belirtilen mallar bakımından 556 sayılı KHK’nın 8/1-b bendi anlamında iltibas tehlikesi bulunduğu, emtia listesindeki 30. sınıfa dahil diğer mallar bakımından benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunmadığı, öte yandan davacının tanınmışlığı ispata yönelik delillerinin “.’…” ibareli markasının tanınmışlığını kanıtlamaya yeterli olmadığı, aksine davalının “….” markasının tanınmışlığına dair TPE YİDK’nın 08/10/2007 tarih ve 2007-M-5957 sayılı kararının bulunduğu, kötüniyetli başvuru koşullarının gerçekleşmediği, bu yönüyle YİDK kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, TPE YİDK’nın 2008-M-6362 sayılı kararının başvuru kapsamındaki 30/03 “Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar, diyet ekmekler, kilo kontrol amaçlı öğün yerini ve toplam günlük diyetin yerini alan gıdalar, ek besinler, (undan mamül)”; 30/10, “şekerlemeler, çikolatalar, diyet çikolatalar, düşük kalorili çikolata ürünleri, bisküviler, diyet bisküvileri, krakerler, diyet krakerleri, gofretler, hacimlendirilmiş atıştırmalık tahıl gevrekleri, kıtırlar, çıtırlar, galetalar”; 30/14 “hububat, (tahıl) ve mamulleri, patlamış mısır, mısır gevrekleri, cornfleks, yulaf ezmeleri, kahvaltılık hububat, müsli, tahıl gevrekleri”, yönünden kısmen iptaline, 2007/33226 no’lu marka hükümden düştüğünden ve tescil gerçekleşmediğinden hükümsüzlük istemleri konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı …. vekili temyiz etmiştir.
Davacı tarafça, davalı şirketin 2007/33226 no’lu, ”….” ibareli marka başvurusuna itirazın reddine dair TPE YDİK kararının iptali ile markanın tescili halinde sicilden terkini istemleri ile açılan davada, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, Marka Başvurularında Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ’e göre farklı sınıflardaki ya da aynı sınıfın farklı alt gruplarında yer alan mal veya hizmetler arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi hükmü anlamında iltibas veya iltibas tehlikesi doğrucu benzerlik bulunup bulunmadığına yönelik araştırmada genel olarak göz önüne alınması gereken kriterler; piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edilip edilmediği, benzer ihtiyaçların giderilip giderilmediği, birbirleri yerine ikame edilebilme ve rekabet etme olanağı olup olmadığı, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı ve mal veya hizmetlerin kullanım yöntemleri, amaçları, hedeflenen tüketici kitlesi vb.’dir.
Bu itibarla, mahkemece davacı markası ile davalı başvurusu kapsamında yer alan ürünler arasında, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi hükmü anlamında benzerlik bulunup bulunmadığının, yukarıda belirtilen kriterler göz önüne alınmak suretiyle, aralarında gıda mühendisinin de bulunduğu bilirkişi kurulundan alınacak raporla saptanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, anılan husus nazara alınmaksızın oluşturulan bilirkişi heyeti ve alınan rapor uyarınca inceleme yapılması doğru olmadığı gibi, rapordaki değerlendirmeye de aykırı şekilde, ”bilirkişi raporunda benzerlik ve iltibas tehlikesi bakımından aynı sınıf ve alt gruba dahil mallar bölünerek farklı bir değerlendirme yapılmış ise de, yerleşik yargı içtihatları ve uygulama karşısında bu görüşe katılmaya olanak bulunmadığı” da belirtilmek suretiyle, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.